Sinir sistemi, vücudun eylemlerini yönetir. Sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur.Beynin buyrukları omuriliğe geçer ve sinirler aracılığıyla vücut dokularına iletilir. Sözgelimi kaslar, beynin buyruklarını taşıyan sinirler tarafından uyarılınca hareket ederler. Beyin vücuttan haber alıp bu haberlerden yararlanır. Duyu organları beyne vücudun içinde ve dışında olup bitenlere ilişkin bilgiler verir. Bu organlar acıya, dokunmaya, kokuya, tada, sese, ısıya, ya da ışığa duyarlıdıriar. Bunların verdiği bilgilerin bir bölümü beyinde anılar biçiminde saklanır. Anılar çoğu kez, beynin daha sonra alacağı bilgilerevereceği cevapları etkiler. Beyin kendisini kuşatan kafatası kemikleri tarafından iyice korunmuş durumdadır. Beyinden sırtın alt yanına kadar uzanan omurilik de zedelenmelere karşı korunmuştur. Omurlar, omurgayı oluşturmak üzere birbirine geçmiş küçük kemiklerdir. Her omurun ortasında bir delik vardır. Bütün omurların delikleri aynı hizadadır. Bunlar omurganın merkez kanalını oluştururlar. Omurilik bu kanaldan geçer, etrafını çeviren kemikler tarafından korunur.
Beyin ve omurilikten çıkıp vücudun çeşitli kısımlarına giden sinirler.
kafatasındaki ve omurgadaki deliklerden geçerler. Kafatası ile omurga dışında kalan bu sinir sistemi kesimine çevresel sinir sistemi denir. Bu sinirler. merkez sinir sistemi gibi kemik bir zırhla çevrilmiş değillerdir. Bununla birlikte ana çevresel sinirler çoğunlukla kasdoku gibi yumuşak dokuların altından geçerler. BÖylece, zedelenmekten bir dereceye kadar korunmuş olurlar. Büyük bir sinirin vücutdış yüzeyinin tam altından geçtiği tek yer, dirseğin iç yanıdır. Nitekim dirseğimizi bir yere çarparsak kolunuzda bir karıncalanma duyarız.Bunun nedeni, bileğe ve ele giden sinirin etkilenmesidir. Çarpma, bu sinirin çalışmasını bir süre aksatmıştır.
Bir süre iki büklüm durumda oturduktan ya da bir yanınıza yaslandıktan sonra kolunuz ya da bacağınız uvuşur. Kasların bu uyuşmasına felç denir. Bu durumda felce neden olan, yüzeye yakın bir yerden geçen sinir üzerine vücudun yaptığı basınçtır. Bu basınç, vücudun etkilenen kısmındaki sinirin çalışmasını durdurur. Ancak bu uyuşma geçici .bir durumdur. Oturuşunuzu değiştirip, sinir üzerindeki basıncı kaldırdığınızda yavaş yavaş normale dönülür.
çevresel sinirler merkez sinir sistemi ile vücut dokularını birbirine birleştirir. Buyruklar her iki yöne iletilir. Derinin her tarafında dokunma cisimciği adı verilen duyu organlanvardır. Bu dokunma cisimcikleri bir verinize dekunulunca en küçük basınç değişikliklerini saptarlar. Bu cisimcikler tarafından algılanan bilgiler, sinirler ve emurilik yoluyla beyne iletilir. Beyinde bunlar yorumlanır. Böylece bir duyum algılanmış olur. Alıcı ve beyin arasındaki sinirler. arızalanırsa,bilgiler beyne iletilemez. Duyular algılanamaz.
Bir kolun, ya da ayağın kasları felce uğratsa beyinden gelenbuyruklar bunlara ulaşamaz. Uyuşan bir organını kımıldatamamanız bundandır.
Sinir dokusu ayrı ayrı hücrelerden oluşur. Insan sinir sisteminde on milyardan fazla hücre vardır. Bu hücrelerin sayısı artamaz. Öbür tür hücrelerin aksine, sinir dokusu hücreleri çoğalamazlar. Bu karşılık, uygun koşullar varsa, zedelenen hücreler onarılabilir.
Sinir hücrelerine nevron adı verilir. Her nevronun ortasında nokta gibi bir çekirdek vardır. Çekirdek, nevronun büyümesini ve çalışmasını denetler. Bu bakımdan nevronlar öbür hücrelere benzerler. Nevronların buyruk iletebilecek özel bir yapıları vardır. Nevronun içinde çekirdek bulunan kısmı olan hücre gövdesinden ışın şeklinde uzantılar çıkar. Bu uzantılar buyrukları (elektriksel işaretleri) iletir. Itkileri hücre gövdesine ileten uzantılara dendrit (kısa-uzantı) adı verilir. ltkileri hücreden başka yerlere taşıyan genellikle daha uzun olan uzantılardır. Bunlara akson (silindireksen), ya da sinir telciği denir. Sinir hücreleri birkaç türdür. Bunlardan önemli olan ikisi, motor nevronlar ile duygu nevronlarıdır. Motor nevrenlar kas hareketlerini denetlerler. Duygu nevronları ise itkileri duygu organlarından ornuriliğe ve beyne taşırlar.
Motor nevronlarda birçok dendrit bulunur. Bunlar oldukça kısadır. Kaslar hücre gövdelerinden çok uzaklarda bulunduklarından akson çoğu kez uzun olur. Böyle aksonların bovu bazen bir metreden uzun olabilir. Sözgelimi, bacağın alt yanındaki kasları denetleyen nevronların hücre gövdeleri emuriliğin alt yanındadır. Bunların aksonları ise bacaklardan ayaklara kadar iner.
Duygu nevronları, motor nevronlardan farklı görünümdedir. Bunların yalnız iki uzantısı vardır. Bu uzantılardan biri itkileri hücre gövdesine doğru iletir; bu nedenle bu uzantıya dendrit denmesi gerekirken aksonu çok andırdığından akson adını taşır. Öbür uzantı ise gerçek bir akson olup itkileri nevronda dısanva doğru iletir.
Birçok aksonların çevresi bir kılıfla sarılmıştır. Bı kılıf miyelin adı verilen beyaz bir maddeden oluşur. Aksonun üzerindeki kılıfta düzenli aralıklarla boşluklar bulunur. Bu boşluklar Ranvier boğurnları adıyla anılır. Itkilerin akson aracılığıvla iletilmesinde bu boğumlar ve rnivelin kılıf önemli rol oynar. Miyelin kılıflı aksona miyelinli telcik denir. Kılıflarında miyelin bulunmayan aksonlara ise miyelinsiz telcik denilir.
Bir sinir hücresinin aksonu. hizmet ettiği dekulara varıncaya kadar vücudun içinde bir miktar yol almak zorundadır. Aksonlar bir araya gelerek vücudu dolaşan ipler oluştururlar. Bu akson ipleri sinirlerdir. Aksonlarının çoğu miyelinli olduğu için sinirler beyaz renklidir. Sinirlerin içinde hem motor, hem de duygu nevronlarının aksonları bulunur. Sinirler merkez sinir sisteminden uzaklaştıkça, gitgide daha küçük dallara ayrılırlar.
Bir aksonun miyelin kılıfının çevresini sinirkını (nörilemma) adlı ince bir tabaka çevirir. Bu tabaka zedelenen aksonların onarılmasında çok önem taşır.
Herhangi bir zedelenme sonucu birnevrorıun aksonu kopabilir. Bu durumda beyinle aksonun gittiği organ arasında bağlantı kesilmiş olur. Organdan kesik yere kadar olan akson bölümü ölür. Ölü akson ve miyelin kılıf kalıntısı giderek ortadan kalkar. Buna karşılık, üreyerek sayıları artan sinirkını hücreleri bu bölümü verıiler. Böylece ölü aksonun yerini bir sinirkını hücreleri ipçiği alır. Bu, aynı zamanda aksonun diri ve ölü kısımları arasındaki boşluğu da kapar. ) Beyinde miyelin telciksiz birçok sinir hücresi vardır. Bu hücreler o yüzeye boz bir görünüm kazandırırlar. Bu nedenle bu bölgeye moz madde adı da verilir. Omuriliğin enine bir kesitini incelerseniz, ortasında H harfi biçiminde bir boz madde alanı görürsünüz. Buna karşılık, omuriliğin dış kesimleri çok beyazdır. Bunun nedeni, omuriliğin dış kısımlarından miyelinli tekiklerin geçmesidir.
Beyinden vücudun alt taraflarına 12 sinir gider .. Bunlardan biri koku siniridir. Bu sinir, burundaki koku alma cisimciklerine gider ve tümüyle duygu tekiklerinden oluşur. Bir başka sinir de görme siniridir; gözlere gider. Üçüncü, motor bir sinir olup göz oynatma siniri (okulornotor sinir) adını alır. ‘Bu sinir, gözleri oynatan kaslara buyruk iletir.
Omurilikten çıkan 31 omurilik siniri vardır. Her sinir iki dala ayrilarak omuriliğe bağlatur. Bu kollara kök adı verilir. Öndeki karın (ventral) kökü motor nevronların aksonlarını taşır. Arkadaki. sırt (dorsal) kökü duygu nevronlarının aksonlarını içerir.
Motor nevron aksonu bir kasa girerken birçok kollara ayrılır. Kas, birçok kas teleiğinden oluşmuştur. Aksonun her uzantısı, bir kas telciğinde son bulur. Böylece bir tek motor nevron, birçok kas teleiğini denetlemiş olur. Buna karşılık, bir kası bütün olarak hareket ettirmek için birçok motor nevron birlikte iş görür.
Motor nevrenlar. beyinden buyruk alırlar. Bir kitabın sayfasinı çevirmeye karar vermek gibi bazı buyruklar insanın bilinçli bir kararının sonucudur. Genellikle bilinçli kararlarla denetlenen kaslara, istemli kaslar denir. Buna karşılık, vücuttaki bazı dokularda istemsiz kaslar vardır. Istemsiz kaslar. normalolarak insanın bilinçli denetimi olmadan çalışır. Mide ve bağırsak çeperleri devamIı hareket durumunda olup sindirim sırasında besinieri ileriye iterler. Bu işlem insanın bilinçli çabasına bağlı olmadan gerçekleşir.
Kan damarlarının çeperleri genişleyip daralabilir. Üşüdüğürnüz zaman, derideki kan damarları vücut yüzeyindenyiten ısıyı azaltmak için büzülür. Korktuğumuz, ya da öfkelendiğimiz zaman kalbimiz daha hızlı atar. Bütün bu değişiklikler, insanın hiç bir bilinçli katkısı olmadan istemsiz kaslarla denetlenir.
Vücut iç organlarının çoğu istemsiz çalışır. Bu Organları, sempatik sinir sistemi (otonom sinir sistemi – özerk sinir sistemi – büyük sempati sistemi – vejetatif sistem) denetler. Bununla birlikte insanlar bu sistemin bazı bölümlerini denetievecek şekilde eğitilebilirler. Kan basınçlarını, ya da kalp atışlarını değiştirmeyi öğrenebilirler. Nitekim yüzyıllar boyunca Doğulu mistikler. dalınç durumunda vücutlarını buna benzer şekilde denetim altına almayı başarmışlardı.
Özerk sinirler. bağırsak ve kan darnan gibi iç organlara giderler. Farklı iki özerk sinir türü vardır. Bunlara sempatik ve parasempatik adları verilir. Birçok iç organ bu iki tür sinir tarafından denetlenir. Bu iki tür sinirin o organ üzerinde birbirine karşıt etkileri vardır. Sempatik sinirler kalbin atışını hızlandırır, kan basıncını arttırır, mide etkinliğini azaltırlar. Aynı zamanda vücudu olağanüstü durumlara hazırlarlar. Parasempatik sinirler ise kalbi vavaşlatrr. kan basıncını azaltır, vücudu gevşetirler.
Sinir sistemindeki milyonlarca nevron, kendi başına buyruk şekilde çalışmaz. Her nevronun başka nevronlarla bağlantısı vardır. Bu bağlantılara sinaps adı verilir. Bir sinapsta, bir nevronun aksonu, başka bir nevronun dendriti ile birleşir. Beyindeki her nevron, bağlı bulunduğu birçok başka nevrendan buyruk alır. Kendisini başka nevrona bağlayan aksonu aracılığıyla öbür nevronlara buyruk gönderir. Bir nevren. öbür nevronlardan gelen bütün bilgileri bir araya toplar.
Sinirsel işaretler, gerçekte minik elektriksel itkilerdir. Bu itkilerin hızları ölçülebilir. Bu hız. işareti taşıyan sinirin türüne göre değişir.İtkiler, miyelinli telciklerde daha hızlı i1erler. Büyük telciklerde ise küçüklerdekinden daha hızlı ilerler. Hızları saatte 300 kilometreden fazla olabilir.
Bir duygu siniri telciği uyarıldığı zaman, beyne doğru bir itki ilerlemeye başlar. itki, saniyenin
1000′de biri kadar sürer. Daha sonra teleik uyarılsa bile ikinci biritki gönderemediği bir ara dönem gelir ve yine saniyenin 1000′de biri kadar sürer. Bunun ardından teleik yeniden normal çalışmasına döner.
Bir sinir, uzun süre uvanhrsa. telciği bir itkiler akımı dolaşır. Sözgelimi elinizi ılık suya soktuğunuz zaman böyle olur. Elinizi sıcak suya soktuğunuz zaman duygu, rlrk suya soktuğunuzdakinderı daha kuvvetlidir. Duygu telcikleri aracılığı ile iletilen itkilerin gücü her iki durumda da aynıdır. Bir telciğin taşıdığı bütün itkiler aynı kuvvettedir. fakat duyum daha kuvvetli olduğu zaman, itkiler daha sıklaşrruştır. bir saniye içinde bunlardan da-
ha fazlası gönderilmektedir. .
ltki, bir sinapstan (yani iki nevronarasındaki bağlantıdan) geçerken saniyenin bir bölümü kadar gecikmeye uğrar. Ayrıca, itki, bir sinapstan ancak tek yönde geçebilir. Bu iki olgu aynı şekilde açıklanabilir. Aksonun ucundan kimyasal bir madde salgılanır. İtkiyi, sinaps üzerinden yandaki nevronun dendritine ileten bu maddedir. Aksonun ucunun bu maddeyi salgılarnası için bir süreye gereksinimi vardır. itki, bu riedenle biraz gecikmeye uğrar.
Itkiler birçok sinapslarla dolu sinir yollarından geçebilir. İtki, her sinapsta biraz gecikmeye uğrar. Yolu üzerinde sinaps ne kadar çok olursa itkinin gecikmesi de o kadar çok olur. Duygu nevronları bilgiyi beyne uzun yollardan iletirler. Bir kahve fincanının sıcakhğıru, ona dokunduktan biraz daha sonra duyarsınız. Duvma beyne ulaşıncaya kadar saniyenin bir bölümü kadar zaman geçer.
Bilgilerin motor bir nevronda ilerlemesi de bir zaman alır. Bu nedenle bir şoför, önündeki tehlikeyi görüp, avağmı frene basıncava kadar görme ile harekete geçme arasında bir gecikme olur. Bu gecikmeye tepki (reaksiyon) zamanı denir.
En hızlı tepkiler reflekslerdir. Refleks uyarılara otomatik olarak verilen cevaptır. Refleks. düşünmeden ve yapılacak şeye önceden karar vermeden ortaya çıkar. Sözgelimi, kızgın bir sobaya dokununca daha acıyı bile hissetmeden elinizi otomatik olarak çekersiniz. Buna omurilik refleksi denir. Bunda emuriliğin katkısı olduğu halde, beynin katkısı yoktur. Elde bulunan duygu organ-
. larının dokunma ve ısı duyumlarına cevaplarıyla başlar. Bunlar, duygu sinir telcikleriyle omuriliğe işaretler gönderirler. Bu işaret, öbür nevronlar tarafından motor sinir hücrelerinin dendritlerine aktarılır. Bu hücreler uyarılır. Bunun üzerine bu hücreler el kaslarına işaret gönderirler. Bu kaslar kasılır. Böylece, el sıcak cisimden uzaklaşır. Az sonra duygu sinirlerinin haberi beyne ulaşır. 51- cakliğı o zaman duyarız.
Başka bir omuriliği refleksi de, dizkapağı refleksidir. Doktor, bacaklarınız gevşek ve sarkık bir durumda otururken, dizinize vurur. Bu vuruş, kasın hafifçe uzamasına neden olur. Duygu sinirleri aracılığıyla omuriliğe bir işaret iletilir. Öbür nevronlar da bu işareti aynı kasa dönen motor nevronlara aktarırlar. Bunun üzerine,omurilikte bulunan motor sinir hücreleri uyarılır ve bunlar da ayak kasınızı kasarlar, diziniz bu yüzden sıçrar.
Duygu ve ruhsal durumlar, yalnızca sinir sistemi tarafından değil. hormon adlı kimyasal ulaklar tarafından da denetlenir.
Sinir ve içsalgı sistemlerinin birlikte nasıl çalıştıkIarına bir örnek, insanın öfke; ya da korku durumlarında görülür. Birtakımsüreçler, vücudu kavga, ya da kaçma gibi atak eylemlere hazırlar. Beyne, kaslara ve kalbe daha fazla oksijen sağlamak için kalbin atışı ve soluk alma hızı artar. Hücrelere ve dokulara glikoz gibiyakıtlar daha hızlı bir şekilde btrakılır. Bütün bu değişiklikler şöyle meydana gelir. Dıştan bir saldırının, ya da içten gelen bir gerilimin tehlike işaretleri başka başka duyu organları tarafından alınır. Bu duyu organları hep birlikte beyne bir haber gönderirler. Beyin bu haberden tehlikeyi okur. Sempatik sinir sistemi, haberi çeşitli organlara iletir. Bu organlar da haberi, her organa uygun özel buyruklara çevirir. Daha sonra sempatik sistem tehlike haberini böbreküstü bezlerine iletir. Bunlar içsalgı sisteminin bir parçasıdır. Burada sinirden gelen haber “hormon salgıla” buyruğuna çevrilir. Böbreküstü bezleri iki hormon üretir. Bunlara adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) adları verilir.
Öfke durumu kanda noradrenalini, korku ile panik durumları ise adrenalini arttırır. Böbreküstü bezinin hangi hormonu salacağını sinir sistemi kararlaştırır.
Vücut, saldırı ya da gerilimi karşılama gücünü vereneylemlere sinir ve içsalgı sistemlerinin ortak çalışmasıyla hazırlanır.
Vücuttaki her sistem gibi, sinir sisteminin de bozulması olasıhğı vardır. Sinir sistemi hastalıklarını tanılamada, tıbbi muayenelerin sağladığı befirtilerden başka, geniş ölçüde yararlanılan özel testler de vardır. Bu alanda kullanılan iki aygıt elektroansefalograf ile elektromiyelpgrafdır.


Yorumunuzu Bırakın

Yazan admin
Tarih: 3rd Nisan 2009
Kategori: