Soya proteini, bu amino asitler içinde lysine açısından çok zengin olmakla birlikte yeteri kadar metionin ve sistein içermemektedir. Bu nedenle sadece soya proteinine bağlı bir diyet uzun vadede sorunlara yol açabilir. Bunun yanısıra, buğday unundaki protein soya proteinine göre tam ters yapıya sahiptir: Buğday ununda metionin ve sistein oranları yüksekı lvsine oranı düşüktür. %90 buğday unu ile %10 soya unundan oluşan bir karışım insan vücudu için gereken bütün amino asideri dengeli bir şekilde ihtiva eden mükemmel bir protein kaynağıdır.
isoflovanlar: Soya [asulvesi, sterol kaynaklı bileşkenler (isoflovanlar) açısından (2-4 mg/gram) zengindir. Soyada en yoğun olarak bulunan iki madde “daidzein” ve “genisıein” maddeleridir. Bunlar doğal östrojenden yaklaşık olarak 1000 kat daha az östrojenik güce sahiptir ve bu özellikleri ile bağlantılı olarak birkaç fizyolojik etkisi bulunmaktadır. Et proteininin bir bölümünün soya proteini ile değiştirilimesi. özellikle yüksek kolestrol seviyesine sahip kişilerde (240 mg/dı ve üzerij kandaki kolestroloranını düşürmektedir. Kanda yüksek oranda bulunan kolestrol. kalp krizi ve felç durumu ile bağdaştırılmaktadır. Bu nedenle, kandaki kolesırolu ve daha da önemlisi seyrek voğunluğa sahip lipid oranını (LDL) düşürmek insan sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Amerikan Gıda ve ilaç Dairesi (FDA), bu çerçevede soyalı ürünlerde “sağlıklı ürün” ibaresinin kullanımına izin verilmesi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Isoflovan ve soya proteinleri osteoporoz (yaşın ilerlemesiyle birlikte kemiklerde meydana gelen erime) riskini azaltmaktadır.
Kemik içinde yer alan kalsiyum sürekli bir devinim halindedir, yani kemik matriksinden çıkıp yenilenmektedir. flerleyen vaşla birlikte bu yenifenme yavaşlar ve etkinliğini yitirir. Bu da yaşlı/arda genellikle kalça kırıkları ile sonuçlanan kemik erimesine neden olur. Yaşlılarda görülen kalça kırığı vaealanna, et tüketiminin yoğun olduğu bolgelerde, soyanın temel protein kaynaklarından biri olarak kullanıldığı ülkelere göre çok daha sık rastlanmaetadır. Yapılan çalışmaları soya proteini tüketen gruplardaki deneelenn, beslenme düzenlerinde soyaya yer vermeyen kontrol grubuna göre kemik yoğunluğunun daha fazla (kemik erimesinin daha az) olduğunu göstermektedir.
Ayrıca soya proteininin menapoz dönemindeki kadınlar üzerinde de olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Her gün çeşitli soya ürünlerinden en az 30 gram soya proteini alan deneeletin. menapozda sık olarak görülen ateş basması gibi şikayetlerinde kayda değer bir azalma görülmüştür. Bu kadınlarda soya proteini tüketmeyen kontrol grubundaki deneklere gôre, göğüs kanserine yakalanma risklerinin de daha düşük olduğu gözlenmiştir.
Göğüs kanserinin vanısıra, diğer kanser çeşitleri de incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan deneylerı isoflovanların test tüpü içinde kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermiştir. Epıdemiolojik araştırmaları düzenli olarak soya proteini tüketen toplumlarda prostat ve mide kansetine. protein ihtiyacının büyük bir kısmını hayvansal ürünlerden karşılayan toplumlara oranla daha seyrek rastlandığinı göstermektedir.

