Besinleri, içindeki vitaminleri öldürmeden mikroplardan arındırmak için kullanılan yönteme pastörizasyon denir.
Bakteriyoloji biliminin kurucularından sayılan Louis Pasteur ilk defa sütteki mikropları öldürmek için sütü yarım saat süre ile 60°C ısıtmış ve daha sonra soğumaya bırakmıştır. Günümüzde üç ayrı ısı-zaman kombinasyonu kullanılarak bira, elma şarabı, meyve suyu, süt gibi değişik içeceklerde yüksek pastörizasyon denilen yöntem uygulanmaktadır.
Pastörizasyonda mikroplar ve sporları tamamen ölmez, ancak inaktif bir durumda bulunurlar. Zamanla ve buzdolabından çıktıktan bir süre sonra içindeki mikropların sporları çoğalmaya başlayabilirler. Pastörizasyon işlemi plaklardan veya tüplerden yapılı aygıtlarda 62-65°C’de 30 dakikada, 71-74°C’de 40 saniye veya 85- 90°C’de 2-4 saniye şeklinde uygulanmaktadır.
Klasik sterilizasyonda besinler 110-115°C’de 20-40 dakika bırakılırken süt, UHT sterilizasyonunda 140-150°C’de 2-4 saniye bırakılmakla vitaminlerin parçalanması, yapı ve tat değişikliği önlenmektedir.
Isı kaynağı olarak kaynar su, buhar ve bazen elektrik enerjisi kullanılır. Bu aygıtlar, değiştirici, pastörizatör ve soğutucu olmak üzere üç kısımdan yapılmıştır.
Ülkemizde ilk defa 1957′de Atatürk Orman Çiftliği’nde pastörize süt üretimine başlanmıştır. Daha sonraİzmir, Adana ve İstanbul’da açılan fabrikalarda süt ve sütten yapılma gıda maddelerinin üretimi ve pastörizasyon işlemi sürdürülmektedir.

