Stereoskop, içine konulup bakılan fotoğraflan. üç boyutlu gibi gösteren bir optik aygıtıdır. Fotograf. normalolarak iki boyutludur. Fotoğrafın boyu ve eni bulunmasına karşılık derinliği yoktur. Stereoskopla bakıldığı zaman fotoğraflar üç boyutlu olurlar. Fotoğraflardaki nesneler, çevrelerinden ayrılıp ön plana çıkarlar.
Stereoskopların nasıl çalıştıklarını incelemeden önce gözün yapısı üzerinde durmak gerekir. Çevredeki nesneler neden üç boyutlu görünürler? Yakındaki nesneler neden bulundukları çevreye göre ön plana çıkarlar? Bu soruların yanıtı insanların, aralarında 6 santimetre kadar açıklık bulunan iki göze sahip olmalarıdır. Bu açıklık nedeniyle her gözün ayrı bir görüş açısı vardır. Bu görüş açıları arasında çok küçük bir farklılık bulunur.
Gözlerden biri kapatılıp, yüz hizasındaki bir parmağa bakıldığı zaman parmak belli bir noktada görülür. Bu göz kapatılıp öteki göz açıldığı zaman parmakyer değiştirmiş. başka noktaya geçmiş gibi olur. Bunun nedeni, iki gözün bakış açısının farklı olmasıdır.
Parmağa, iki göz de açık olarak bakıldığında parmak, önceki iki noktanın ortasında yer alır. Ayrıca, çevresine göre ön plana çıkmış olur. Iki göz. de açık olduğu zaman, her göz parmağı kendi bakış açısına göre görür. Ancak, beyin bu verileri birlikte değerlendirir ve parrnağın gerçek yerini saptar.
Stereoskopik bir resim elde etmek için iki fotoğraf çekilir. Bu ikifotoğraf aynı sırada, fakat iki ayrı noktadan çekilir. Böylece insan gözlerinin elde ettiği görüntülere benzer görüntüler elde edilir. Stereoskopik fotoğraf çeken fotoğraf makinelerinde iki ayrı mercek bulunur. Bu mercekler arasındaki açıklık, iki göz arasındaki açıklık kadardır.
Stereoskopa bakıldığı zaman, iki ayrı resim izlenir. Her göz ayrı bir görüntü görür. Beyin bu iki görüntüyü tıpkı gerçek bir nesneye bakma durumunda olduğu gibi birleştitir. Böylece iki fotoğraf, üç boyutlu bir resim gibi görünür. Nesneler çevrelerinden ayrılmış, ön plana çıkmışlardır. Devamını Oku »
Sporlar çiçeksiz bitkilerin üreme organıdır. Mantarların alt kısmı pembe olur. Bu pembe kısımlar düz tabakalar halindedir ve üzerinde bir tekerleği anımsatacak şekilde diziimiş solungaçlar bulunur.
Mantarların baş kısmı gövdesinden ayrılıp solungaçları aşağıya gelecek şekilde bir kağıt üzerine konulup, birkaç gün süreyle serince bir yerde korunursa kağıt. üzerine solungaçların izleri siyah renkte çıkar.
Izler çok ince tanecikli siyah bir tozdan oluşmuştur. Bu toz solungaçlar tarafından yapılmaktadır. Bu tozun her bir küçük taneciğine spor adı verilir. Koşullar uygun olduğunda her bir spor tanesi veni bir mantar oluşturabilir. Mantarlar sporlar aracılığı ile çoğalır.Kırsal alanlarda. yaşayanlar çeşitli spor örnekleri bulabilir. Kuytu ve nemli yerlerde yetişen eğreltiotlarının yapraklarının alt yüzeylerinde küçük kahverengi kümeler görülür. Bu kümeler sporları oluşturan organlardır. Sporlar oluştüktan sonra bu organ açılır ve içindeki sporlar toprağa serpilir, böylece yeni eğreltiotları yetişmeye başlar. Devamını Oku »
Soluk alıp verme eylemine solunum denir. insan yaşamak için solunum yapmak zorundadır. Solunum yapmak için de havaya gerek vardır. Havada insan için çok gerekli bir madde vardır. Bu madde oksijen adı verilen gazdır. Soluk aldığımız zaman akciğerlerimize hava girer. Akciğerlerimizde, havada bulunan oksijenin bir kısmı kana geçer, kan aracılığıyla vücudun her tarafına taşınır. Karbon dioksit gazı ise kandan akciğerierin içine geçer ve soluk verdiğimiz zaman akciğerlerden çıkan havayla dışarıya atılır.Soluk alıp vermeye ve akciğerlerdeki gaz değiş tokuşuna dış solunum denir. Dış solunum, solunumun bir kısmını oluşturur. Bu solunum, vücudun içinde yer aldığı halde, oksijeni kullanan Dondurucu bölmedeki hava genellikle -18°Cdir. Buzdolabının geri kalan kısmındaki hava ise 5°C olur. Büyük buzhanelerde tuzlu suyu sçğutmak için soğutucu -makineler kullanılır. Tuzlu su OOCnin altında donar; çünkü donma noktası arı suyunkinden daha düşüktür. Soğuk tuzlu su, buzhanelerin duvarlarını çevreleyen boruların yardımıyla taşınır. Devamını Oku »
Bir sıvının buhartaşmak ya da bir katı maddenin sıvılarda çözünmek için gerekli ısı enerjisini, içinde bulunduğu ortamdan alarak, ortamın sıcaklığını azaltması olayına soğutma adı verilir. Günümüzdeki soğutucular buharlaşan sıvının ısı alması ilkesine göre çalışırlar. Sıvı buharlaştığı zaman sıvı halden gaz haline geçer. Sıvıyı meydana getiren küçük tanecikler ya da moleküller, birbirinden ayrılırlar. Bu işlem enerji ister. Moleküller enerjiyi ısı şeklinde çevrelerinden alırlar. Böylece çevre soğur. Vücudun terlemesi de bu şekilde olur. Ter buhartaşır ve ten soğur. Buzdolabını soğutan maddeye soğutucu madde adı verilir. Soğutucu madde buharlaştrrrcı ya da soğutucu halka boru denilen geniş bir boru içine pompalanır. Bu boru buzdolabının dondurucu kısmına yerleştirilmiştir. Bu evrede soğutucu madde çok yüksek bir baskı altında dondurucu halka boruya pompalandığından sıvı halindedir.
Sıvının molekülleri birbirlerinden uzaklaşarak harekete geçer ve sıvı gaz haline dönüşür. Başka bir deyimle buharlaşır. Devamını Oku »
Çevremizdeki şeyleri anlatırken sık sık sıcak ve soğuk sözcüklerini kullanırız. Güneşin sıcak, dondurmanın soğuk oldugunu söyleriz. Sıcak ve soğuğu birbirinden ayrı ve farklı iki özellik olarak görürüz. Fakat gerçekte sıcak ve soğuk ayrı şeyler degildir. Sadece aynı niteliğin iki karşıt ucudur. Güneşte çok fazla iSi olduğu için Güneşin sıcak oldugunu söyleriz. Güneşin dışarı verdiği ısıyı duyarız da. Soğuğun da böyle bir şeyoldugu izlenimine kapılırız.Örneğin dondurmanın içinde çok fazla soğukluk olduğu için SOğuk olduğunu ve bu soğukluğun dışarı verildiğini sanırız. Oysa bu gerçeğe uygun değildir. Soğuk sadece ısının yokluğudur. Dondurmada ağızımızda olduğundandaha az ısı vardır. Onun için dondurma yerken ağızımızda soğukluk duyarız.Sıcak ve soğuk sözcüklerinin anlamları kesin değildir. Bu sözcükler daha çok bir şeyi bir başka şeyle karşılaştmrken kullanılır. Fakat karşılaştınlan şeylerin ne olduğu önemlidir. Devamını Oku »
Sodyum kimyasal bir elementtir. Günlük yaşantıda kullanılan pek çok maddede bulunur. Sofra tuzu ya da sabun sodyum içeren maddelerdir. Boraks, kostik soda ve suyu köpürten maddelerde sodyum vardır. Ayrıca, kumdan cam yapımında da sodyum kullanılır. Sodyum metaller grubundandır. Yerkabuğunda en çok bulunan elementler arasında altıncı gelir. Yerkabuğunuri ve denizlerin vaklaşık olarak yüzde 3′ünüsodyum oluşturur. Insan vücudunun ise yüzde 0,15 kadarını oluşturur. Canlılar vücut yapılarında sodyuma gereksinirler.
Arı sodyum, gümüş beyazlığında bir metaldir. Metallerin ÇOğunun sert olmasına karşılık sodyum vurnuşaktır. Başka maddelerle çok kolay birleştiği ve etkidiği için doğada tek başına bulunmaz. Ancak başka kimyasal maddelerle oluşturduğu bileşiklerine rastlanır.En çok rastlanılan sodyum bileşiği sofra tuzu olarak bilinen sodyum klorürdür. Boraks. sodyum tetraboratın sulandırılmiş şeklidir. Devamını Oku »
Sivrisinek, böcekler sınıfının ikikanatlılar takımından bir eklembacaklı türüdür. Sivrisinekler durgun suların olduğu yerlerde çok bulunur. Genellikle göl veya havuz kenarlarında sürüler halinde sivrisineğe rastlanır.
Toplam olarak 2 500 değişik sivrisinek türü vardır. Bu türler kutuplardan tropikal bölgelere dek dünyanın hemen hemen her yerinde bulunur. Sivrisineğin altı tane uzun bacağı, iki saydam kanadı ve ince bir vücudu vardır. Çok küçük olan duyargaları bölütlerden oluşur. Erkek sivrisineğin antenleri dişininkine oranla daha tüvlüdür. Sivrisineğin ağız bölümü avının derisini delip kanını emecek biçimdedir. içi boş uzun bir tüpten oluşan bu ağız bölümüne hortum adı da verilir. Horturn sivridir ve deriyi delecek kadar serttir. Sivrisinek de yaşamı süresince başkalaşım (metarnortoz) geçirir. Olgunlaşmamış biçimindeyken kurtçuk adını alır. Bu biçimi olgunlaşmış biçiminden çok farklıdır. Çiftleşmeden sonra dişi sivrisinek yumurtalarını suva yumurtlar. Bazı sivrisinek türlerinin yumurtaları küme halindedir. Bu kümeler suyun yüzeyinde yüzer. Devamını Oku »