İçinde pek az madde bulunan ya da hiç bulunmayan bir ortama vakum adı verilir. Başka bir deyişle vakum, uzayın madde ile dolu olmayan bir bölümüdür. yani boşluktur.Çevrede görülen tüm elsimler maddeden meydana gelmiştir. Madde katı, sıvı ve gaz durumunda olabilir.Örneğin,taş katı, su sıvı, hava ise gaz durumundadır. Her madde uzavda. ölçülebilen bir yer ya da hacim kaplar. Fakat bu, uzavın her bölümünün madde ile dolu olduğunu göstermez. Eğer bir ortamda bulunan madde, oradan bütünüyle uzaklaştırılacak olursa, bu ortam tam bir vakum meydana getirir. Oysa içinde hiç madde olmayan tam bir vakum hiç bir zaman gerçekleşmemiştir. Ancak, içinde çok az madde bulunan kısmı bir vakum meydana getirilmiştir. Kısmı vakumdan bilim ve teknolojideyararlanılır.Doğadada kısmı vakuma rastlanır.Vakumun çok yararlı etkileri vardır. Örneğin. kamışla bir sıvı emildiğinde kamışın içindeki hava dışarı çekilmiş olur. Devamını Oku »
Üçüncü zaman, günümüzde de devam etmekte olan Dördüncü zamandan bir önceki jeolojik dönemdir. Bu dönem, 70 milyon yıl önce başlamış ve iki milyon yıl önce sona ermiştir. Üçüncü zamanın sonlarına doğru yaşayan birçok hayvan, günümüz hayvanlarına çok benzerler. O dönemde de tıpkı bugünkü gibi çiçekler ve meyveler vardı. Kurbağalar. karakurbağasıgiller, kertenkeleler, yılanlar, kaplanlar ve geyikler yaşıyorlardı.Dünya iklimi, bugün oldugundan daha sıcaktı. Dünyanın geniş bir kesiminde tropikal iklim görülüyordu. Günümüzde, yalnız ekvatora yakın bölgeler tropikal iklimin etkisi altındadır. Üçüncü zamanda, bugün kara olan birçok alan denizlerle kaplıydı. Ancak, dönemin sonuna doğru, karalar deniz düzeyinden yükselerek, günümüz kıtalarını oluşturmaya başladılar.
Üçüncü zamanda, geniş dağlık bölgeler meydana geldi. Bu kesimler, yerkabuğu içinden gelen itişlerin etkisiyle yükseldi. Alpler ve Himalayalar bu sırada oluştular. Devamını Oku »
Uzayar aştırmaları, uzayın insanların yararına değerlendirilebilmesi için yapılan incelemelerdir. insanların uzaya olan ilgileri çok eski tarihlere dayanır.İlk insanlar uzaydaki cisimleri şaşkınlıkla gözlemişler. hatta onları Tanrı olarak kutsamışlardır. Bir süre sonra gökcisimlerinin Dünyadan çok uzakta olduğunu saptayan insanlar bunların bulundukları yöreleri, önce gözleriyle, sonra da yaptıkları basit aygıtlarla incelemeye başlamışlardır. Son zamanlarda gerçekleştirilen uzay gezileri de insanların uzayla ilgili meraklarını gidermek için yapılan araştırmaların bir bölümüdür. Bütün bu araştırmalar, insanlığı yeni birçok buluşlara götürmüştür. Ayrıca geçmişte ileri sürülen çeşitli kuramların da yanlış oldukları ortaya çıkarılmıştır.İnsanoğlu uzayaraştırmaları yoluyla sürekli olarak bilgisini genişletmiştir. Matematiğin ve fizik biliminin gelişmesiyle de, uzay hakkında elde edilen bilgiler astronomi bilimi çerçevesi içinde daha iyi değerlendirilmeye başlanmıştır. Devamını Oku »
Uydu, bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegenlere verilen addır. Herhangi bir gezegenin çevresindeki bir yörüngeye yeryüzünden fırlatılarak yerleştirilmiş aygıtlara da yapma uydu denir. Insanlar çok eskiden beri Dünyadan ayrılıp uzayda seyahat etmek istemiştir. Yirminci yüzyılda bilim adamları uzaya çeşitli araçlar göndermeye başlamışlardır. Bu araçlar uzayda kalarak birtakım araştırmalar yapmakta, örneğin, Güneşten gelen ışınımla ilgili bilgiler edinmektedir. Insanlarm bu konudaki düşleri son yıllarda gerçekleşmeye başlamıştır. Dünyadaki ilk yapma uydu olan Sputnik 1, 4 Ekim 1957 tarihinde Sovyetler Birliğinden uzaya fırlatılmış ve böylece uzay çağı da başlamıştır.İlk yapma uydunun fırlatılışından sonra uzava daha birçok uydu gönderilmiştir. Devamını Oku »
Uranyum atom numarası 2, atom tartısı 238 olan ve öteki elementlere göre son derece degişik özell ikler gösteren radyoaktif bir elementtir.iIk elde edilişinde gümüş gibi parlak bir metalolan uranyum kısa zamanda demirin rengine benzer gri bir renk alır. Asitlere ve bazlara karşı dayanıklıdır. Tuzları çok zehirlidir. Uranyum radyoaktif bir element olduğundan atomları, dışarıya yavaş yavaş gözle görünmeyen tanecikler biçiminde enerji ile ışın verirler. Buna ışınım adı verilir. Bundan başka uranyum atomlarından bazıları ötekilerden farklı bir şekilde bozunarak büyük bir enerji açığa çıkarırlar.Uranyum, ilk olarak 1789 yılında Almanya’da Martin Klaproth tarafından bulunmuştur. Martin Klaproth bulduğu bu yeni elemente birkaç yıl önce Sir William Herschel tarafından bulunmuş olan Uranus gezegeninin adından esinlenerek, Uranyum adını vermiştir. Henri Becquerel’in çalışmalarını vaptığı 1896 yılına kadar uranyumun radyoaktif oldugu bilinmiyordu. Devamını Oku »
Uranus, Güneşsisteminde Güneşe uzaklık sırası bakımından yedinci gelen gezegendir. Uranus, büyük, soğuk ve sisli bir gezegendir. Dünyadan yaklaşık olarak dört kat daha büyüktür. Uranüsun dev gezegenlerden biri olduğu kabul edilir. Diğer büyük gezegenler ise Jüpiter, Satürn ve Neptün’dür. Uranusun Güneş çevresindeki hareketi oldukça yavaştır. Güneşe olan uzaklığı ise Dünyaya oranla 20 kat fazladır. Uranus Güneş çevresindeki yörüngesini 84 Dünya yılında tamamlar. Kendi ekseni çevresideki dönme hareketi ise 10 saat 49 dakika sürer. Herhang. bir gezegenin eksenıi, gezegenin merkezinden geçtiği kabul edilen kuramsal çizgidir. Dünvarım ekseni kuzey ve güney kutuplarından geçer. Uranus, ekseni yana yatmış olması bakımından özellik taşır. Bu nedenle, Güneş çevresindeki vörüngesinin yarısını tamamladığında ekseninin bir ucu, bir başka deyimle kutuplardan biri Güneşe dönük duruma geçer. Devamını Oku »