Tulumba, bir akışkanı hareket ettiren bir makinedir. Dünyadaki bütün tulumbalar birden duracak olsa hayat felce uğrar. Birçok fabrika çalışamaz duruma gelir. Otomobiller hareketsiz kalır. Kentler elektriksiz ve susuz kalır. Bilim adamları, önemli araştırmaları yapamaz. Tulumba, insanoğlunun çok eskiden bulup geliştirdiği önemli bir araçtır. Tulumba, bir akışkanı hareket ettirir. Akışkan bir SiVi veya bir gaz olabilir. En çok hava ve su tulurn. bayla pompalanır; fakat diğer akışkanlar da pompalanabilir. Akışkanlar böylece borulardan geçirilerek yüksek yerlere gönderilir, depolara doldurulur ya da boşaltılır. Canlı balıklar veya kömür gibi katı maddeler de su içinde, pompavla bir yerden bir yere gönderilebilir. Devamını Oku »
Trigonometri, üçgenlerle ilgili çalışmalar yapılan bir bilim dalıdır. Matematik biliminin yan dallarından biridir. Trigonometri sözcüğü Yunancada “üçgenlerin ölçülmesi” anlamına gelir. Bu bilim dalı, üçgenlerin açıları ve kenarlarıyla, bunlar arasındaki bağıntıları inceler.
Bir ırmağın enini üzerinden geçmeden nasıl ölçebilirsiniz? Yahut, tepesine kadar çıkmadan yüksek bir binanın yüksekliğini bulabilir misiniz? Trigonometri, bu tür. problemlerin çözümünde yardımcı olur. Denizciler ve pilotlar da rotalarını belirlemekte trigonometriden yararlanırlar. Trigonometri, uzunlukları, cetvelle veya metreyle ölçmeksizin bulmamıza yardımcı olur. Bu hesaplarda. bilinen uzunluk ve açılardan yararlanarak, bilinmeyen uzunluk bulunur. Bilinmeyen uzunluklar. üçgenler oluşturularak hesaplanılır. Yüksek bir yapının yüksekliğinin bulunmak istendiğini düşünelim. Yükseklik, dama çıkıp, aşağıya bir şerit metre sarkıtarak ölçülebilir. Fakat bu hem güç, hem de tehlikelidir. Bunun yerine, yapının yerdeki gölgesinden yararlanılarak yüksekliği daha kolay bulunabilir. Gölgenin uzunluğu, yerde kolayca ölçülebilir. Bina tepesinden geçerek gelen Güneş ışınlarının yerle yaptığı açı da, sekstan denilen özel bir araçla belirlenebilir. Yapının yüksekliği ve gölgesinin boyu, bir üçgenin iki kenarını oluştururlar. Devamını Oku »
Transistör, elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan bir aygıttır. Bugün elde taşınabilecek küçüklükte TV alıcıları yapılabilmektedir. Bunun gibi, işitme aygıtları bir gözlüğün kulaklığına sığdırılabilmektedir. Bu aygıtların aslında çok daha büyük olmaları gerekirdi. Bir zamanlar, radyolar bile, taşınamrvacak kadar büvüktü. Televizyonların yüksekliği ise, bir insan boyunun yarısı kadardı.
Boyutlardaki bu küçülme, transister ve benzeri aygıtların bulunmasıyla sağlanmıştır. Modern radyo ve TV alıcılarında yüzlerce hatta binlerce transistör bulunmaktadır: Bunlar, eskiden kullanılan büyük radyo lambalarıyla aynı işi yapmaktadırlar.Transistorlar, lambalardan çok küçüktürler ve çok kere, santimetrenin kesirleri ölçüsündedirier. Cermanyum, siliken. selenyum gibi katı maddelerden vapılırlar. Korunmaları için, küçük metal kutular içine konurlar. içlerinde bir havasız kısım olmasına gerek yoktur. Çok sayıda telle, örneğin radyonun diğer kısımlarına bağlaturlar. Transistorların, radyo lambalarından devraldıkları işlerin en önemlilerinden biri, elektrik akımını kuvvetlendirme işidir. Elektrik akımını kuvvetlendiren düzenlere yükseltici (amplifikatör) adı verilir. Devamını Oku »
Transformatör, elektrik gücünün geriliminde, yoğunluğunda, biçiminde değişiklik sağlar. Suyun akışı yerçekimi kuvvetinin etkisiyle gerçekleşir. Elektrik akımı ise elektron adı verilen küçük taneciklerin hareketiyle oluşur. Elektrik akımını gerçekleştiren kuvvete voltaj adı verilir. Uygulanan voltajın düşük ya da yüksek olmasına göre elektrik akımı zayıf ya da kuvvetli olur.Uzak mesafelere teller aracı lığrvla elektriğin iletilmesinde çok yüksek voltajdan yararlanıl ır. Böylece elektrik kaybı çok az olur. iletim alçak voltajla yapılsaydıkayıp daha çok olurdu. Ancak yüksek voltajlar tehlikelidir. Bu nedenle elektrik akımının uzak bir yere’ iletilmesi istenildiğinde voltaj yüksek bir düzeye çıkarılır, daha sonra kullanım sırasında tehlikesiz olacak bir düzeye indirilir. Voltatdaki bu çeşit değişmeler transformatörlerle düzenlenir.Bir telden geçen elektrik akımı tel çevresinde manyetik bir alan oluşturur. Aynı tel demir bir çubuk üzerine sarılırsa, çubuk kuzey ve güney kutupları olan bir mıknatıs oluşturur. Elektrik akımı arttıkça mıknatısın kuvveti de artar. Manyetik alan mıknatısın kuzey kutbundan başlayarak güney kutbuna davam eden kuvvet çizgileri olarak düşünülebilir. Mıknatıs alanı kuvvetlendikçe, kuvvet çizgilerinin de sayısı artar. Elektrik akımı kesilirse, kuvvet çizgileri de bozunur ve çubuğun mıknatıs etkisi ortadan kalkar.
Elektrik akımı ile oluşturulan mıknatıslara elektromıknatıs adı verilir. Elektromıknatısın metal cisimlere uyguladığı çekme kuvveti elektriğin etkisiyle oluşmaktadır.Olay ters yönde de gerçekleştirilebilir. Bir mıknatıs tel bir bobinin içine yerleştirilirse bobinden akım geçer. Bobinin büküm yerlerinde mıknatısın kuvvet çizgileri kesilir. Bobinden akım geçmesi sağlanır. Devamını Oku »
Tohum,kendisinden bitki üreyen bir tanedir. Baharda tomurcuklanan ve çiçek açan elma ağacı yaz aylarında meyve vermeye başlar. Elmanın ortasında bulunan çekirdekli kısım genellikle yenmez. Bu çekirdeklerden yeni elma ağaçları yetiştirilebilir. Elma çekirdekleri nemli toprağa bırakıIırsa bir kısmı yeniden filizlenir ve büyümeye başlar.Çiçekli bitkilerin çoğalmasının en son evresinde tohumlar meydana gelir. Çoğalmanın ilk devresinde çiçeklerin büyümesi görülür. Çiçeklerde. bitkinin tohum yapabilmesi için gerekli olan dişi ve erkek çoğalma organları yer alır. Erkek organlar toz ya da yapışkan bir madde olan çiçek tozunu üretirler. Dişi organlar ise daha sonra tohuma dönüşecek olan yumurtacığı üretirler.
Arılar çiçeklere konarak balözünü emer ve çiçek tozlarının etrafa saçıımasını sağlarlar. Çiçek tozunun bir kısmı arıların üzerine sürünür. Arı bir başka çiçeğe konduğunda bu tozların bir kısmı çiçeğin dişi organları üzerine düşer. Devamını Oku »
Telgraf, bir haberleşme sistemidir. Sözcük anlamı uzaktan yazdırmadır. Çok uzak yerlerle haberleşmede kullanılır.
Telgraf, haberleri, bir telden geçen elektrik akımının aracılığıyla ulaştırır. Telgraf telinin bir ucunda, darbeler şeklinde çalışan bir anahtar vardır. Anahtar aşağıya indirildikçe, elektrik sağlayan güçle el temasa geçer ve elektrik akımı tele geçer.
Telin diğer ucunda bir elektromıknatıs vardır. Elektromıknatıs, metal bir çubuğa sarılmış bir bobindir. Telden elektrik geçince, metal,bir mıknatıs durumuna geçer. Akım geçmediği zaman mıknatıs özelliği yoktur. Devre kapandıkça akım geçer, elektromıknatıs çalışır ve bir demir çubuğu kendine çeker. Bu demir, elektromıknatısa çarparak, “tak” şeklinde bir ses çıkarır.
Amerikalı Samuel Morse, uzun ve kısa vuruşlardan oluşan bir telgraf alfabesi bulmuştur. Telgrafla haber yollamak için Morse alfabesini bilmek gerekir. Fakat günümüzde daha kolay yöntemler geliştirilmiştir. Örneğin, teleprint, otomatik bir telgraf makinesidir. Daktiloya benzer tuşları olan bir yazma yeri vardır. Gönderilecek haberler, daktiloda yazar gibi yazılır. Makine bu yazılanlan, otomatik olarak Morse alfabesine göre gideceği yere gönderir. Alıcı tarafta da benzer bir makine vardır. Bu makine de gelen haberi kağıda yazar.Gazeteciler, teleprinte benzer bir makineyle fooğrafiarı da gönderebilirler. Bu makine, bir fotoğrafı çizgiler şekline getirir, karanlık ve aydınlık çizgiler olarak kodlar. Gideceği yere ulaşınca kodlar, yeniden benzer bir makineyle resim şekline getirilir. Devamını Oku »
Hareketli görüntülerin elektrikselolarak uzağa iletilmesi televizyon aracılığıyla sağlanır. TVolarak da tanımlanan bu buluş. günümüzde büyük bir yaygınlığa kavuşmuştur. TV alıcısı milyonlarca eve girmiştir. TV her türlü eğlenceyi eve kadar getirmekte, TV’de spor karşılaşmaları, bilgi yarışmaları. dans ve müzik yayınları, filmler izienebilmektedir. Ayrıca TV günlük olayları da yakından izleme olanağı sağlamaktadır. Örneğin 1969′da Neil Armstrong’un Ay üzerinde yürüyüşü TV’de izlenmiştir. Ay ile Dünya arasındaki uzaklığın 400 000 kilometre olduğu düşünülürse, bu olayın önemi anlaşılır.
Görüntülerin oluşması: TV’de görülen görüntüler, televizyon verici istasyonlarından gönderilir. Görüntü, özel bir kamerayla elde edilir. Kamerada oluşan resim, fotoğrafa benzemez. Bu resim, 200 OOO’e yakın noktanın bir topluluğu şeklinde ortaya çıkar. Her nokta, resmin küçük bir parçasıdır. Noktalar çok küçük olduğundan, gözle görülemezler. fakat yanyana getirildikleri zaman, görülebilecek bir resim oluştururlar. Devamını Oku »