Telefon, uzaktan konuşmayı sağlayan bir aygıttır. Yeryüzünde yaklaşık olarak 300 milyon telefon vardır. Evinizdeki işyerinizdeki telefondan yararlanarak, bunların hepsiyle bağlantı kurabiIirsiniz. Çoğuyla da, numaraları çevirerek ve araya santral girmeksizin konuşabilirsiniz. Başka bir kentteki biriyle konuşurken, sözler, yüzlerce başka konuşrnavla aynı hatta gider. Bu bağlantıvı otomatik telefon santralları sağlar.
Her telefonda, bir mikrofon vardır. Mikrofon, sesleri elektrik sinyalleri şekline çevirir. Bu sinyal ler, her saniye kuvveti binlerce kez azalıp çoğalan gerçek bir elektrik akımı oluştururlar. Bu akım, telefon telleriyle binlerce kilometre uzağa . taşınır. Bu sırada radyo dalgalarına dönüştüğü bile olabilir.
Sinyaller karşı taraftaki telefona ulaşınca, kulaklı.ğı çalıştırırlar. Kulaklık. bu sinyalleri, sese çevirir.
Telefondan çıkan sinyaller bir çift telle iletilirler. Karşı tarafta da aynı şekildeiki tel vardır. Bu teller açık arazide ara santrallara direklerle ulaştınlır. Kentlerde ise çok kere yeraltına döşenirler. Bir sokaktaki evlerden çıkan telefon telleri, kablolar şeklinde gruplandırılır. Çeşitli sokaklardan gelen kablolar ise, daha kalın kablolar oluşturarak bir araya getirilir. Kalın kablolarda 2 000 çift tel bulunabilir. Devamını Oku »
Teknoloji, bir sanayi koluvla ilgili yapım yöntemlerinin ve aygıtlarının incelenmesiyle oluşan bir bilgikoludur.
Dünyanın 4 500 milyon yaşında olduğu hesaplanmaktadır. Ancak Dünyada ilk insan bir milyon yıl kadar önce yaşamaya başlamıştır. Bu kısa süre içinde bile insan yaşamakta olduğu gezegeni değiştirmeyi başarmıştır. Çeşitli aletlerin yardımı ile çevresini gereksinmelerine göre değiştirmiştir. insanın gereksinmelerini karşılayabilmek için kullandığı aletler ve uygulamalar teknolojinin alanına girer.
Taş devrinde elle yapılan basit ve taştan aletler. kullarulırdı. Yontulan bir taş parçasından hayvanları öldürmek ve derisini yüzmek ya da ağaç kesmek gibi çeşitli işlerde vararlaruhrdı. Yaklaşık olarak M.Ö. 3500 yıllarında Orta Doğu’da yaşayan insanlar bronzu buldu. Bronz, bakır ve kalayın yani iki ayrı metalin karışımıdır ve bu metallerden daha dayanıklıdır. Bulunuşundan sonra bronz, alet ve silah yapımında kullanılan başlıca madde olmuştur. Orta Doğu’da Bronz devri M.O. 1100 yıllarına kadar devam etmiştir. Daha sonra Demir çağı başlamıştır. Bu devirlerin Batı Avrupa/da başlaması ise daha sonraki yıllarda gerçekleşmiştir. Demir çağı ancak M.Ö. 7. yılda başlamıştır. Devamını Oku »
Tebeşir dönemi, ikinci jeolojik zamanın son dönemidir. Bundan 130 milyon yıl ile 70 milyon yıl öncesi arasında yer alan dönemlerden biridir. Bu dönemde Dünyada çok fazla tebeşir oluştuğundan döneme bU ad verilmiştir.
Tebeşir dönemi çok büyük değişikliklerin yer aldığı bir dönemdir. Bu dönemde ovalık araziler çökmüş ve kara parçalarının büyük bölümlerini deniz suları basmıştır. Dönem ilerledikçe verkabuğunun hareketi gittikçe artmıştır. Dönemin sonuna doğru volkanik etkinlikler fazlalaşmış ve dağların oluştuğu bir çağ başlamıştır. Tebeşir dönemi sırasında kara parçalarında en fazla görülen bitki örtüsü çiçekli bitkiler olmuştur.
Tebeşir döneminin başlamasıyla birlikte sürüngenlerin Dünyadaki üstünlükleri de sona ermiştir. Bundan önce milyonlarca yıl boyunca dinozorlar karalata egemen olmuşlardı. Dinozor sözcüğü “korkunç kertenkele” anlamına gelir. Bu hayvanların en korkuncu Tyrannosaurusdu. Devamını Oku »
Ayrı ayrı dalga boylarına ayrılmış bir ışık demetine tayf adı verilir. Tayf bir cam prizmanın yardımı ile elde edilebilir. Bir prizmadan geçirilen beyaz ışık gökkuşağında olduğu gibi, yedi temel renge ayrılır. Farklı renklerin insan gözünde bıraktığı izlenim, onların belirli dalga boyu sınırlarında oluşundandır.
Çevredeki cisimlere prizmanın içinden bakılacak olursa, bu elsimler renkli çizgilerle çevrelerımiş görünürler. Çizgiler, cisimlerden yansıyan ışığın prizmadan geçerek renklerine ayrılmaları sonucu oluşurlar.
Beyaz ışık. çok sayıda farklı renklerdeki ışıkların bir karışımıdır. Işık, örneğin cam gibi bir madde içinden geçtiği zaman, hareket yönü değişebilir. Işığın bu sapmasına. kırılma adı verilir. ışıktaki bazı renkler öbürlerine göre daha çok kırılırlar. Böylece, beyaz ışık bir prizmadan geçtiğinde farklı renkler birbirlerinden ayrılarak çeşitli yönlere hareket ederler. Sonra, bu tayf renkleri, üzerine ışık düşen bir yüzey üzerinde gökkuşağını andıran bir şerit meydana getirirler.
Elmas gibi, sert maddeler de ışığı kırarlar. Bu maddeler prizmalar gibi özellik gösterirler. Eimas, ışığ: öbür saydam cisimlere göre daha çok kırdığından kendine özgü göz kamaştırıcı bir renk verir.
Değerli taşlar, kuyumcular tarafından yontulduklarından mümkün olabilen en parlak şekilde ışık saçarlar. Cam kadeh ve tabaklarda. ayna köşelerinde, kırılmış camlarda rastlantı sonucu meydana gelmiş, parlayıp sönen tayflar görülür. Gökkuşağında su damlalarının oluşturduğu’ bir tavf görülür. Su damlaları uzaklarda yağan bir yağmurdan oluşabilirler. Bu damlalar Güneş ışığını renklerine parçalayarak yansıtırlar. Güneşli bir günde çoğu kez bir çeşme ya da fıskiyeden fışkıran sularda gökkuşağınınkine benzer bir renk demeti görülür. Güneş parladığı zaman bir çağlayanın etrafa saçtığı su damlacıklarında da gökkuşağı ortaya çıkar. Devamını Oku »
Buluttan buluta veya buluttan yere elektrik boşanırken meydana gelen, kırık çizgi biçimindeki çakıma şimşek adı verilir. Yıldırım düşmesinin bir ağaca ya da bir binaya yaptığı hasar, şimşekli fırtına sırasında etkiyen kuvvetlerinne denli güçlü olduğunu gösterir.Şimşek çakması bir buluttan diğerine, ya da buluttan yeryüzüne elektrik geçmesi ile olur. Ancak şimşek çakması sırasında oluşan voltaj, evlerdeki voltaja oranla çok daha yüksektir. Hava genellikle iyi bir yalıtkandır ve elektriğin geçişini önleyen yüksek bir dirence sahiptir. Bir kıvılcımın, kuru havada bir santimetre yüksekliğe ulaşabilmesi için 10000 voltluk bir kaynağa gereksinilir.
Ancak nemli havanın elektriğe karşı direnci çok daha düşüktür. Şimşek çakması bazen kilometrelerce uzaklıktan izlenebilir. Bir kıvılcımın bu kadar uzağa sıçrayabilmesi için gereksinilen elektrik basıncı bir milyon volttan daha fazladır. Evlerdeki elektrik sistemlerinde olduğu gibi şimşek çakması sırasında meydana gelen elektrik akımı, elektronların bir yerden bir başka yere hareketi ile oluşur. Devamını Oku »
Şekerler, kristal yapılı tatlı maddeler olup suda ve sulu alkolde çözünen karbonhidrat sınıfından bileşiklerdir. Şekerler, basit şekerler (monosakaritler) ve bileşik şekerler (oligosakaritler) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bileşiminde karbon, hidrojen ve oksijen bulunan şeker moleküllerinin en büyüğünde 24 karbon atomu vardır.
Şeker vücuda meyveler, sebzeler, süt.bal gibi besinlerle alınır. Ayrıca bazı besinlere örneğin çaya, kahveye şeker katılır. Şeker, sakaritler denilen geniş bir kimyasal madde grubunun içinde yer alır. Bütün sakaritler 1:2:1 oranında karbon, hidrojen ve oksijen içerirler. Olgun meyvelerde, yapraklarda, köklerde, özsuvunda. balda önemli miktarda şeker bulunur. Hayvanların kanında bulunan şeker glikozdur (C6 H12Ü6 ).Kimyasal formül, bir moleküldeki her elementin atomlarının sayılarını gösterir, fakat atomların diziliş sıralarını göstermez. Glikoz karbon, oksijen, hidrojen atomlarının sıralaruşından meydana gelir. Bu atomların çeşitli düzenlenme olanakları vardır ve her sıralatuş glikoza benzer başka şekerler verir. Bu yolla meydana gelen iki önemli şeker de fruktoz ve galaktozdur. Devamını Oku »