Körlük, görememek demektir. Körlük pek çok şekillerde olur ve gözün çeşitli bölümleri etkilenebilir. Gözyuvarı bir küredir. On vanında. şişkin bir bölüm olan saydam tabaka vardır. Bu tabaka saydam olduğundan ışığ. geçirir. Işık göze buradan girer; sonra merceklerden geçer. Göze girecek ışık miktarını gözün renkli bölümü iris denetler. iris gözbebeğini genişletebilir ve daraltabilir. Gözyuvarının saydam tabaka ile mercek arasında kalan ön odası sıvı bir madde olan göz sıvısı ile doludur.Merceğin arka tarafındaki daha büyük art oda jelatinimsi bir sıvı olan camsı cisimle doludur. Saydam tabaka ile gözbebeğinden göze giren ışık. mercek tarafından gözün arka tarafındaki ağtabaka adlı bölgeye toplanır. Bu tabaka ışığa duyarlı sinir uçlarından oluşmuştur. Ağtabakanın ardındaki sinir telleri beyne giden görme sinirini oluşturur. Göz içindeki bu oluşumlardan herhangi birinde meydana gelebilecek bir zedelenme körlükle sonuçlanabilir. Gözün üstünü ve gözkapaklarının içini örten zarın mikrop kapması da aynı sonucu doğurabilir. Gözkapaklarının içini örten zara göz sümüksel zan (konjonktiva) denir.
Bazı bebekler kör olarak doğarlar. Bunların gözleri iyi oluşmamıştır; gözün tümü ya çok büyük, ya da çok küçüktür ya da gözün bir parçası yetersiz oluşmuştur. Bazen anne gebelik sırasında mikroplu bir hastalığa tutulur, ya da zararlı bir ilikın etkisi altında kalır. Bu da ana karnındaki bebeğin gözlerini harap edebilir. Anne gebeliğinin ikinci, ya da üçüncü ayında kızamıkçık geçirirse bebek özellikle kör olma ve ayrıca daha başka sakatlıklarla doğrna tehlikesi karşısında kalır. Özellikle kadınlara kızamıkçığa karşı koruyucu aşı yapılmasının nedenlerinden biri budur. Doğum sırasında göze bulaşan mikroplu hastalıklar da körlük nedenidir. Ancak günümüzde yeni doğmuş bütün bebeklerin gözlerine mikroplu hastalığın gelişmesini önleyecek ilaçlar damlatılmakta ve bu tehlike önlenmektedir.
Pislik ve çöp sorunlarının çözüme bağlanamadığı ülkelerde mikroolu hastalıklar başlıca körlük nedenleridir. Trahom adlı mikroplu hastalık, vücudun başka hiç bir organını etkilemeyip yalnızca göze said i rır.Bu hastalığa göz sümüksel zarı ile saydam tabakaya bulaşan bir virüs neden olur. Bu hastalık rnilattan önce en az 1000 yılından bu yana bilinmektedir ve hala ciddi bir sorundur. Virüs sineklerle, tozlarla ve hastalıklarla temas yoluyla bulaştığı için, bu hastalık bir yoksulluk ve fazla nüfus hastalığıdır. Ağızdan alınan ve merhem şeklinde uygulanan ilaçlarla çabucak iyileşir. Trahomun yaygın olduğu topluluklara uluslararası kuruluşlar sağlık eğitimi ve tıbbi yardım programlarıyla yardımcı olmaktadırlar.
Tropikal ülkelerde kan emen bir sinekle taşınan asalak bir kurt başka bir yaygın körlük etkenidir.
Kancalı kuyruk (onchocerca) adı verilen bu solucan, çoğunlukla derinin altında yaşar, ama bazen gözlerin içine kadar girer, ağtabakayı tahrip eder. Bu hastalığın tedavisi zordur; çünkü bütün solucanları öldürmek oldukça güçtür. Bununla birlikte tez elden uygulanacak tıbbi tedavi körlüğün ortaya çıkmasını genellikle önler. Asalağı taşıyan bütün sinekleri öldürmek yoluyla bu hastalığı önlemek, bu kurdun neden olduğu körlüğü önlemenin en iyi yoludur.
Daha başka birçok mikroplu hastalıklar da körlüğe neden olabilirler. Verem, cüzam ve çiçek hastalığı buna örnektir. Türlü besinlerden oluşan yemekler yiyen ve temiz koşullarda yaşayan bir insan bu mikroplu hastalıklara daha dirençli olur. Hastalığı alsa bile, tıbbi bakıma daha çabuk cevap verir; bu durumda körlüğün gelişmesi olasılığı olmaz. Gelişmiş ülkelerde yaşama koşulları, yemek düzeni ve trbbl bakım daha iyi olduğu için, bu ülkeierde mikroplu hastalıklara bağlı körlük çok azalmıştır.
Kaza sonucu göz yaralanması, ileri ülkelerde mikropluhastalıklardan daha yaygın bir körlük nedenidir. Fabrika ve laboratuvarlardaki kazalarda gözlere çoğukez ,yakıcı kimyasal maddeler, sivri cam ve maden parçaları girer. Otomobil, iş ve spor kazaları göz yaralanmalarının yaygın nedenleri arasında yer alırlar. Otomobillerdeki güvenlik kemerlerini bağlamak, tehlikeli kimyasal maddelerle çalışılırken koruyucu iş gözlükleri takmak bu kazaların tehlikesini azaltabilir.
Şeker, kansızlık, damar sertliği ve böbrek hastalıkları gibi bazı hastalıklar da gözlere zarar verebilir. Kötü beslenme bir kimsenin hastalığa direricini azaltır. Ayrıca doğrudan doğruya gözü de etkileyebilir. Vücudun yumurta sarısı, tereyağı ve sebze gibi besinlerden sağladığı A vitamininin eksikliği, saydam tabakaya zarar verir. Dünya üzerindeki körlük vakalarının yarısı iyi bir beslenme düzeni, temiz yaşam koşulları ve iyi bir tıbbi bakımla önlenebilir.
Nedenleri bilinmediği için birkaç tür körlük henüz önlenememektedir. Bu körfükler genellikle yaşlılarda olur. Yaşlılık körfüklerinin önemli sayılabilecek bir bölümüne göze perde inmesi (katarakt) neden olur. Bu durumda gözmerceği saydamlığını yitirir, bulanıklaşır. Yaşlılık körlüğünün bir bölümü de gözde karasu hastalığına (glokom) bağlıdır. Bu hastalıkta gözyuvarı içindeki basınç artar ve ağtabakaya zarar verir. Bu hastalıklar tam olarak tedavi edilemese bile, tedaviye yeteri kadar erken başlarursa hastalık tam körlükle sonuçlanmadan durdurulabilir.
Bugün yeryüzünde 14000 000 dolaylarında körün bulunduğu hesaplanmaktadır. Bu gibi kimseler eğitimlerini. işlerini, günlük yaşamlarını sürdürmede çeşitli güçlüklerle karşılaşırfar.
Her insan gibi, körler de okumaya ve yazmaya gereksinim duyarlar. Çok yaygın olarak kullanılmakta olan iki tane kör alfabesi vardır. Bunların her ikisi de parmaklarfa duyumlanan kabarık harflerden oluşur. Moon alfabesi standart Avrupa ve Amerika harflerine dayanır.
Braille alfabesi ise, Fransa’da yaşamış kör bir öğretmen olan Louis Braille (1809-1852) tarafından geliştirilmiştir. Braille alfabesi Braille gözesi adı verilen ve altı noktadan oluşan, eni yüksekliğinden dar bir dikdörtgen şeklinde sıralanmış, bir ya da birkaç noktadan oluşur. Her bir göze, iki nokta eninde üç nokta yüksekliğindedir. Birbirinden farklı 63 birleşim yapma olasılığı vardır. Bunlar harfler, sayılar. müziksel simgeler, noktalama olarak kullanılır. Bazı simgeler de her zaman kullanılan sözcüklerin yerine geçer. Braille alfabesi elle vazılabilir. özel bir yazı makinesiyle daktilo edilebilir, basılabilir.
Pek çok kitap plaklara. ya da teyp bandlarına okunur. Bu “konuşan kitaplar” gittikçe yaygınlık kazanmaktadırlar. Körlerin çoğu özel bir beyaz baston yardımıyla dolaşırlar. Beyaz baston o kimsenin kör olduğunu gösterir, Qbür insanların köre yardım etmeleri yolunda bir ,d’yarı sağlar. Bu baston esnektir ve körün ayağını basmaya niyetlendiği yeri yoklamasına yetecek uzunluktadır. kimi körler de kılavuz köpeklerden vararlanırlar. Köpek hızlı yürüdüğü için bu kimselerin çok sağlıklı olmaları gerekir. Aynı zamanda köpekle de iyi geçinebilmeleri gerekir. Körlerin ancak yüzde beş kadarı kılavuz köpeklerden başarıvlavararlanabilirler. Seçilen kişi, önceden yetiştirilmiş bir köpekle bir ay eğitim görür.
Kör çocuklar: Kör çocuklar için kurulmuş özel kurumlar vardır. Ancak bu çocuklar, genellikle okula gidecek vaşa gelinceye kadar evlerinde otururlar. Gelişmiş ülkelerde, körlere bakmak için vetiştiritmiş uzmanlar, körlerin annelerine çocuklarına en iyi şekilde bakım göstermelerinde yardımcı olurlar.
Kör bir çocuk kendi işini kendisinin nasıl görmesi gerektiğini erken öğrenmeIidir. Giyinirken, evinin içinde ve dışında dolaşırken bağımsız davranmak zorunda olduğundan, kendisine güven duygusunu geliştirmek çôk önemlidir.
Kör çocuğun, özel bir körler okuluna gitmesi doğru olur. Burada, çocukların parmakları ile dokunup anlayabilmeleri için kitap, harita ve tabloların kabarık çizgili olması gerekir. Birçok kör öğrenci üniversiteye devam eder. Bunların gereksineceklerlôzel yardım, hemen hemen yalnızca ders kitaplarının biri tarafından kendilerine okunmasından ibarettir. Braille ile yazılmış ya da teype okunrnuş ders kitapları da vardır.
Bir körün çalışma yeteneği, onun yeteneklerine eğitimine ve kör olduğu sıralardaki yaşına bağlıdır. Bir mesleği öğrendikten sonra kör olmuşsa, o mesleğin bir bölümünde işini sürdürebilir. Çocukluğunda ‘kör olmuş, ama iyi eğitim görrnüşse öğretmen, avukat, bilim adamı, sekreter, fabrika işçisi, çiftçi olabilir, ya da daha başka birçok mesleklerden birinde yer alabilir.
Hem sağır hem de kör oları insanların çok büyük sorunları vardır.İşitemedikleri, konuşamadıkları, ayrıca dudakların devinimleriyle ve işaretleşma ile de konuşamadıkları için bu gibi kimseler koyu. bir yalnızlık içinde bulunurlar. Sağır körler öbür insanların gözleri ve kulaklarıvla kolayca edindikleri bilgilerden de yoksun kalırlar. Bir meslek edinebilmiş. yaşamını tam anlarnrvla sürdürebilmiş sağır körlerin sayısı çok azdır. Bunların en ünlüsü, konferansıarı ve kitapları ile ünlü Helen Keller’dir.