Bundan 350 milyon yıl kadar önce, canlılar denizi bırakıp karada yaşamaya, hiç değilse zamanlarının bir kısmını karada geçirmeye başladılar. Başlangıçta bunlar semendere benzeyen canlılardı ve bataklıklarda yaşıyorlardı. Bunu izleyen 125 milyon yıl içinde bu canlılar denizi yavaş yavaş bıraktılar ve bütün yaşamlarını karada geçirmeye başladılar. Karada yaşamak ve hareket etmek su altında hareket etmekten çok farklı olduğundan bu canı ıların vücutlarındaki yüzgeçler yavaş yavaş daha elverişli olan kaslı organlara dönüştü.
Bundan 11 milyon yıl kadar önce maymunların çok gelişmiş bir türü, sadece arka ayakları üzerinde yürümeye başladı. Yürüyüş için sadece iki ayağın kullanılmasının yeterli olmaya başlaması maymunların ön ayaklarının çok daha özel bir biçimde gelişmesine yol açtı. Böylece kollar ve özellikle eller gelişti. Pençe, kuş veya balık kanadı şeklinde bir organın yerine insanda elin bulunması, ona bütün hayvanlara oranla büyük bir üstünlük sağlamış olan etkendir. Insan, ellerini kullanaraktemeli alet yapımı olan uygarlıkları kurabilmiştir.
Bu uygarlıklar da zamanla insanın beynini ve özellikle ellerini kullanması konusunda daha fazla gelişmesine olanak sağlamıştır. Diğer canlılara oranla insan beyninin çok daha büyük bir bölümü, ellerin kullanılmasıyla ilgili olarak çalışır.
EI, şaşırtıcı derecede gelişmiş bir organdır. Ancak hayvan vücuduyla karşılaştmlacakolursa başparmağın çok daha önemli bir gelişme olduğu anlaşılır. İnsanın baş parmağı diğer dört parmağının karşısına gelecek ölçüde kıvırabilmesi, insan elini hayvan pençesinden ayıran en büyük özelliktir. Maymunlar da başparmaklarını kıvırabilirler; ancak sadece insan başparrnağı elin tamamen içine doğru kıvrılarak kıskaç gibi hareketler yapabilir. Maymunlada: karşılaştırılınca insanda başparrnağın elin diğer bölümlerine oranla çok daha uzun olduğu da görülür. Bu uzunluğu ölçmek için özel bir yöntem kullanılır. Başparrnağın oynak yeri ile ucu arasındaki uzaklık ölçülür ve 100 ile çarpılır. Sonra orta parmağın ovnak yeri ile ucu arasındaki uzaklığa bölünür. Orangotanlarda bu sayı ‘ortalama olarak 30.2, uzun kollu maymungillerde 35.2, şempanzelerde 35.4, gorillerde 37.3 ve insanda 56.9 olarak saptanmıştır.
XIX. yüzyılın sonunda Charles Darwin evrim kuramını ortaya atmıştır. Darwin bütün hayvanların aynı soydan geldiğini savunmuştur. Hayvan türlerinin şaşırtıcı derecede değişik ve çok oluşu karşısında, çağdaşlarını’n Darwin’e inanmakta zorluk çekmelerinin nedeni kolayca anlaşılmaktadır.
Insanın ve hayvan türlerinin kol ve ellerindeki benzerlikleri anlayabilmek için yeryüzündeki ilk canlılar arasında yer alan balıkların yapısını incelemek gerekir. Ilkel balıklarda yüzgeçleri taşıyan kemikler vardı. Daha sonra bu kemiklerden kara hayvanlarının ve kuşların organları gelişti. Dört ayaklı hayvanların organları temelolarak bunlarla aynıdır.
Kolun omuzia dirsek arasında olan bölümünde tek bir kemik vardır. Buna kol kemiği ya da pazı kemiği adı verilir. Bunun altındaki bölümde, yani dirsek ile bilek arasında ise iki kemik vardır. Bunlara önkol kemiği ve dirsek kemiği adları verilir. Kolun ucunda ise bileği, eli ve parmakları oluşturan küçük kemikler bulunur. Bunlar da elbileği kemikleri, eltarağı kemikleri ve parmak kemikleri olarak adlandırılırlar.
insan elinde 27 tane kemik vardır. Elbileği kemikleri iki sıra halinde dörder kemikten oluşur; yani sekiz tanedir. Eltarağı kemikleri beş tanedir. Parmak kemikleri ise her parmakta üçer; başparmakta iki olmak üzere toplam olarak 14 kemiktir. Hayvanlarda genellikle elde daha az sayıda kemik vardır. Kemiklerin çoğunun birleştiği veya o cinse ait işlerin (koşrna, yüzme, uçma gibi) yapılmasında gereksiz olduğundan yok olduğu düşünülmektedir.
Ilk balıklarda yüzgeçleri tutan kemiklerin beş tane olduğu sanılmaktadır.
Bunun nedeni bütün hayvanlarda bulunan ortak el kemiği sayısının en fazla beş olmasıdır. Bir görüşe göre de kemik sayısı yedi olarak başlarrus. sonra beşe inmiştir. Çocukların bazen fazla bir başparmakla veya küçül parrnakla doğduğu görülür. Bu olayeskiden olan bir şeyin arada tekrar ortayaçıkması şeklinde yo rumianmaktadır.
Bir kedi ve köpeğin pençesi.ne bakıldığı zaman önce dört parrnağı varmış gibi görünür. Bu hay vanlarda bilek, ayağın daha yukarı bir kısmındi olduğu için. başparmak bileğin hemen dibindedi ve ilk bakışta görülmeyebilir.
Atlarda orta parmak dışında bütün parmak ke mikleri yok olmuştur. lnekler ise’sadece ikinci ve üçüncü ayak parmaklarını kullanırlar.
Hem karada hem de suda yaşayabilen hayvanlar da genellikle dört parmak bulunur. Bu parmakla rın arasında yer alan perde bu havvanlara sud. daha kolay yüzme olanağı sağlar. Kuşlarda bile el ve parmak kemikleri sayıca çok azalmış ve bir leşmiştir. Bu yapı kuşların kanadına daha iyi des tek olabilmektedir. Kanatlar ise balık pullarınıı gelişmiş şekli olup, kuşlar ilk olaraksıcakkan hayvanlara dönüştükleri zaman ortaya çıkmış tır.
Bazı hayvanlarda el ve parmal kemiklerinin dahi fazla kuvvet sağlayabilmek için birleşmesi gibi önkolda bulunan dirsek kemiği ile önkol kemiği nin birleşerek dahagüçlü bir hale dönüştükleri de görülür.
Kemikler tüm kolun veya elin sadece iskeletin oluştururlar. Bunların üstünü kaplayan kaslar vı kirişler. en üsttede hayvanın yaşam biçimine uygun şekilde ayarlanmış bir deri, tüy,pul vey kürk tabakası yer alır.