«

»

 

Kıtalar

Dünyanın yaklaşık olarak dörtte birini karalar. geri kalan kısmını denizler oluşturur. Ancak, karalar çevresi okyanuslarla sarılmış tek bir parça şeklinde olmayıp, birbirlerinden denizler ve okyanuslarla ayrılan büyük adalar ve yeryüzü parçaları biçiminde yayılmıştır. Bu kara topluluklarının her birine kıta adı verilir.
Bir kıta sadece tek bir kara parçasından oluşmayabilir. Kıtalar genellikle birbirlerinden oldukça uzak kara parçalarıdır. Örneğin Avustralya kıtası Güney Amerika, Afrika ve Asya’dan uzaktadır. Diğer kıtalar Afrika, Asya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’dır. Kıtaların bu şekilde sınıflandırılmasını bütün coğrafya bilginleri kabul etmezler. Bazıları Avustralya’nın ayrı bir kıta olmadığını sadece bir ada olduğunu, bazıları Kuzey ve Güney Amerika’nın tek bir kıta olarak düşünülmesi gerektiğini, bazıları ise Avrupa ve Asya’nın birbirlerinden tamamen ayrı olmadıklarını ve bu nedenle tek bir kıta olduğunu öne sürerler. Bütün bu fikir ayrılıkları yeryüzünün oluşumu ve gelişmesi konusunun hala bütün ayrıntılarıyla bilinmemesinden doğmaktadır.
Yeryüzünün toplam olarak 165 milyon kilometre kareyi buları kara bölümününçoğu ekvatorun kuzeyinde, yani kuzey yarıkürede kalmaktadır.
Kıtaların kıyı şekillerinin çoğu, karşıdaki kıtanın kıyı şekline uyar. Bazı bilim adamları bu şekil uvgunluğuna dayanarak yeryüzünün eskiden tek bir kara parçasından oluştuğunu da ileri sürerler. Eskiden var olduğu tasarlanan bu kıtaya Yunanca “tamamı kara” anlamına gelen Pangaea, bu kıtayı çevrelediği düşünülen denizlere de “tamamı deniz” anlamına gelen Panthalassa adı verilmiştir.
Pangaea’nın bir zamanlar var olduğu kabul edilirse, bunun sonradan parçalara ayrılarak kıtaların bugünkü görünümünü aldığını kabul etmek gerekir. Bu görüş, kıta kıyılarının birbirlerine uyan şekillerini de açıklar.
Hareket eden kıtalar: Ünlü Alman bilgini Alfred Wegener’in 1912 yılında ortaya attığı görüşe göre, başlangıçta tek bir kara parçası şeklinde bulunan kıtalar parçalanarak çok büyük bloklara ayrılmış, sonra da bu bloklar yavaş yavaş hareket ederek birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Bu kuram ilk ortaya atıldığı zaman büyük tartışmalara neden olmuştur. Günümüzde ise kabul edilmektedir; birbirlerine bakan kıyıların biçimlerinin uygunluğu da bunu doğrulamaktadır. Bu kuram ayrıca aralarında binlerce kilometrelik denizler bulunan kara parçalarında aynı türden hayvanların bulunuşunu da açıklamaktadır. Wegener’in kuramı aynı zamanda Avrupa’daki Alpler ve Hindistan’daki Himalayalar gibi büyük sıradağların oluşumunu da açıklarnaktadır. Wegener hareket eden kıtaların çok yavaş şekilde, ancak büyük bir güçle birbirleriyle çarpıştıklarını ve bu çarpışmanın oluşturduğu itme gücünün kara parçalarını sıkıştırarak dağları ortaya çıkardığını öne sürmüştür. Buna göre, Afrika’nın Avrupa ile çarpışması sonucunda Alpler, ufak bir kıta gibi tek başına hareket eden Hindistan’ın Asya ile çarpışması sonucunda da Himalayalar oluşmuştur.
Wegener’in kuramından sonra, kıtaların hareketini açıklayan yeni bir kuram ortaya atılmıştır. Buna “tabaka kuramı” adı verilmektedir.
Bu yeni kurama göre, yeryüzü sert kayalardan oluşan tabakalarla kaplıdır. Bu kaya tabakasına, silikon ve alüminyum içerdiği için “sial” adı verilmiştir. Bu dış tabaka, bir alttaki yarı sıvı ve sıcak kaya tabakası olan ve silikon ve magnezyumdan oluşan “sima” tabakasının üzerinde hareket eder. Sial, simaya oranla daha hafiftir. Hareket etmesinin nedeni de budur.Sial tabakaları sürekli olarak sima tabakasının üzerinde hareket etmektedirler. Ancak bu hareketin hızı yılda 1 cm. ile 10 cm. arasında olduğundan gözle görülemez. Tabakaların ağırlığı çok fazla olduğundan hareket yavaş da olsa, oluşturduğu güç çok büyüktür.Bir tabaka diğeriyle çarpıştığı zaman yeryüzü kabuğunda olan kabarma büyük depremlerin oluşmasına neden olur.Amerika tabakası ile Büyük okyanus tabakası, Kaliforniya’daki San Andreas fayında birleşirler. Kuzey Amerika’nın küçük bir bölümü Büyük okyanus tabakasının üzerindedir. Bu tabaka yılda yaklaşık olarak altı cm.’lik bir hızla kuzeydoğu doğrultusunda hareket etmektedir.Ancak, Büyük okyanus tabakası ile Amerika tabakasının birleştiği yerde sürekli bir sürtüşme vardır. Tabakalar kayarak birbirlerinin üzerinden geçemediklerinden bu noktada büyük bir kuvvet birikimi oluşmaya başlar.

Bu olay yıllarca sürebilir ve bu süre içinde Kaliforniya’da hiç bir hareket olmaz. Ancak, sonunda Büyük okyanus tabakası ani olarak kuzeydoğuya doğru kayarak yerine oturur. Bu hareket sırasında San Francisco kentinde deprem olur. 1906 yılında olan depremin nedeni bu olaydır. 1906′da yerle bir olan kent, tekrar kurulmuş ve eski şekline getirilmiştir. Ancak bu bölgede tekrar aynı tür bir depremin olacağı da kaçınılmaz bir gerçektir.
Bu kurama göre kıtaların hareketine tabakalar üzerinde bulunmaları neden olmaktadır. Bir tabakanın orta kısımlarında bulunan Afrika gibi kıtalar bu açıdan tehlikesizdir; çünkü San Francisco veya Japonya’da olan depremler bu yerlerde olmaz.
Bu yeni kuram birçok bilim adamı tarafından kabul edilmiştir. Ancak bu bilginler Wegener’in ortaya attığı Pangaea ve Panthalçma fikirlerini de kabul etmektedirler.
Pangaea’nın parçalanması ve kıtaların bugünkü şeklini alması 600 milyon yıl kadar sürmüştür. Hareket ise hala sürmektedir.Bütün tabakalar sürekli hareket halindedirler. Bu hareket günümüzde artık ölçülebilmektedir. Bütün kıtalar tabakaların üzerinde kıpırdamaktadır ancak bunun sonucu her noktada büyük depremler doğurmamaktadır. Afrika tabakası hala Avrupa kıtasını itmekte, Hindistan ise kuzeye doğru hareket etmektedir.
Kıtaları oluşturan kayaların nasıl meydana geldiği hala kesin olarak bilinmemektedir. Ancak tabaka kuramı bunu da bir ölçüde açıklamaktadır.

Tabakaları oluşturan kayaların ağırlığı çok fazla olduğundan, iki tabaka birbirleri ile karşılaşınca sadece birbirlerine çarparak durmaları olanaksızdır. Birinin, diğerinin altına, sima tabakasına doğru kayması gerekir. Diğer tabaka, alta kayan tabakanın üstünde hareket etmeye devam eder. Iki tabakanın bir araya gelmesi sırasında aralarında oluşan sürtüşme .kuvveti çok fazla olduğundan, kayaların bir bölümü erir ve kimyasal değişimler meydana gelir. Oluşan kimyasal maddelerin en hafifleri bir kabuk gibi yüzeye çıkar ve soğuyunca kıtaları oluşturan kayaları meydana getirirler.
Kıtaların yüzeyindeki bu kayalar hava aşındırması nedeniyle daha da ileri değişikliklere uğrar. Bu yüzeyler aynı zamanda tabaka hareketlerinin üzerlerine yaptığı büyük basınçlarla da değişikliğe uğrar. Bu gibi tabaka hareketleri toprağı zorlayarak sıradağları oluşturur. Sıradağlar da zamanla rüzgar ve yağmurun etkisiyle aşınır.
Adaların oluşumu: Yeni yeryüzü şekillerinin oluşmasında tabaka kenarlarında meydana gelen volkanik hareketlerin de büyük etkisi olur. Bir tabakanın diğerinin altına doğru kayması. üst tabakada volkanik hareketler olmasına ve yüzeye doğru lavların fişkırmasına neden olabilir. Fışkıran ve denize dökülen lavlar soğuvarak deniz ortasında adalar oluşturabilirler.
Volkanik ada oluşumunun bir örneği son zamanlarda ızlanda yakınlarında görülmüştür. Kendisi de oldukça yeni bir ada olan ızlanda, Amerika ve Avrupa. Asya tabakaları arasındaki bir boşluktan sızan kayalardan oluşmuştur. Iki tabaka arasında bu tür bir hareket olan yerlerde volkanik olayların olması çok olağandır. Bu hareket sırasında dışarı çok büyük ölçüde ısı çıkar. 1963 yılında bir balıkçı gemisinde bulunan balıkçılar ızlanda yakınlarında denizin aniden kaynamaya başladığını farketmişler. bu olaydan 24 saat sonra denizin ortasında yeni bir adanın belirdiği görülmüştür. Surtsey adı verilen bu ada ızlanda’ya eklenmiş tamamen yeni bir kara parçasıdır.
Wegener’in kıtalar hakkındaki kuramı bir zamanlar bütün kıtaların Pangaea adı verilen tek bir kara parçası olduğunu ileri sürmüştür. Günümüzde ise Pangaea’ların tek değil birkaç tane olduğu ve bunların sonradan bugünkü şekilde bölündüğü sanılmaktadır.
Kıtaların tekrar bir Pangaea oluştutoplandıklarını düşünmek için birçok bilimsel neden vardır. Böyle bir şeyancak günümüzden 200 milyon yıl sonra gerçekleşebilecektir.
Kıtaların bulundukları tabakalar üzerinde aştıkları uzaklıklar çok fazladır. Örneğin, Kuzey Amerika bir zamanlar Ekvatorun üzerinde, Antartika ise tropikal bölgelerde bulunuyordu. iklimierin eskiden çok değişik olduğunu kayalar içinde bulunan fosiller göstermektedir.Kıtalar üzerinde buz tabakalarının bırakmış olduğu etkiler de kıtaların geçmişteki durumu hakkında pek çok bilgi sağlamaktadır. Buz tabakaları da kayaları aşındırmış ve tabaka hareketlerinin oluşturduğu yeryüzü şekillerini önemli şekilde değiştirmiştir.
Bugün kıtaların deniz yüzeyinden ortalama yüksekliği 830 metredir. Bu ortalamanın hesaplanmasında dağlar da dikkate alınmıştır.
Büyük alanlarda ise kıtaların yüksekliği ortalama olarak 180 metreyi aşmaz.Bütün kıtaların en yüksek noktası olan Everest tepesinin deniz yüzeyinden yüksekliği 8 848 metredir. Bütün okyanusların en derin noktası ise Büyük okyanusta bulunan Mariana çukurudur. Bu çukurun deniz yüzeyinden derinliği 11 000 metredir.Kıtaların en büyüğü olan Asya’nın yüzölçümü 44,4 milyon kilometre karedir. Asya yeryüzünün kara kısmının yaklaşık olarak üçte birini oluşturmaktadır. Asya’nın nüfusu bütün dünya nüfusunun yarısı kadardır. Avustralya 7 690 000 kilometre kare olan yüzölçümü ile yeryüzünde bulunan kıtaların en küçüğüdür. Avustralya’nın toplam nüfusu 12 milyon kadardır. Kilometre kareye düşen insan sayısı bakımından bu kıta en ıssız kıtadır.
Kuzey yarıkürede, güney yarıküreye oranla iki kat daha fazla kara alanı vardır. Kuzey yarıküre aynı zamanda en iyi tarım alanlarının ve maden yataklarının çoğuna sahiptir.
Kıta yüzeylerinin büyük bir kısmını ovalar oluşturur; nüfusun çoğu da ovalarda yaşar. Bitkilerin yetişmesi bakımından çok daha elverişli olduklarından büyük uygarlıkların hepsi ovalarda başlamıştır. Ovalar ayrıca içlerinden geçen ırmaklardan da yararlanılabildiği için, yaşamaya en uygun yerlerdir.
Ancak, uygarlık tarihi, yeryüzünün ve üzerinde bulunan kıtaların tarihine oranla çok kısadır. Bugün ekili toprakların bulunduğu ovaların bundan birkaç yüz milyon yıl sonra, üzerlerinde bulundukları tabakaların hareketlerinin etkisiyle tamamenşekil değiştirecekleri kuşkusuzdur.

SVGY Benzer Konular
Etiketler:

Bir Cevap Yazın