Kemik »
Kedigiller, ornurgah hayvanlardan memeliler sınıfının bir familyasıdır. Büyüklük bakımından farklılıklar gösterirlerse de değişik türlerinin vücut yapıları hemen hemen aynıdır. içlerinde en ufakları olan evcil kedinin ağırlığı 10 kilo kadardır. Aynı ailenin en büyük üyelerinden biri olan Bengal kaplanının ağırlığı ise 325 kilo olup boyu 4 metreyi bulur. Ancak, dişleri, pençe, göz ve iskelet yapısı ev kedisininkinin tamamen aynıdır. iki hayvanın avlanma yöntemleri de eştir. Aradaki fark sadece boylarında ve içinde bulundukları değişik yaşama koşullarındadır.Kedigiller temel olarak iki ana gruba bölünürler. Bunlardan birincisi olan Pantera grubunda aslan, kaplan,pars,jaguar gibi büyük kediler. ikinci grup olan Felis grubunda ise evcil kedi gibi küçük kediler yer alır. ikinci grupta olan küçük kedrlerin Çıkardıkları miyavlama sesini, boğazlarındaki bir kemiğin tam gelişmemiş olması nedeniyle büyük kediler çıkaramaz.Bütün kediler çok güçlüdür ve çok uzun atIayabilme yeteneğine sahiptirler. Ayrıca vücut hareketlerini çok iyi kontrol edebilirler. Bunu kanıtlayan en iyi örnek bir kedinin düşerken vücudunu gerekli şekilde kıvırıp daima dört ayak üzerine düşebilmesidir.
Görme duyusu avlanmalarında da yardımcı olduğundan, çok önemlidir. Gözbebeği şekil ve büyüklüğünü değiştirebilme özelliğine sahiptir.
Gözbebeği büyütüldüğü zaman gözün içine daha fazla ışık girer ve kedi daha iyi görür.Işığın düştüğü ağtabakanın arkasında kimyasal bir maddenin kristallerinden oluşan yansıtıcı bir tabaka yer alır. Ağtabaka tarafından soğurulmayan ışık bu tabakava geçer ve burada yansıtılarak tekrar kullanılmak üzere ağtabakava geri gönderilir. Kedilerin karanlıkta iyi görebilmelerinin nedeni bu tabaka sayesinde az ışığın bile çok iyi şekilde kullanılmasıdır. Kedinin gözlerinin karanlıkta bir otomobil farı karşısında parıldamasının nedeni de bu tabakanın varlığıdır.Kedilerirı kokualma duyusu da insanlara oranla çok daha keskindir. Bu duyuyu avlarını izlemekte ve hangi yiyeceğin iyi hangisinin kötü olduğunu anlamakta kullanırlar. Bundan dolayı nezle nedeniyle burnu tıkalı olan bir kedi koku alma duyusunu kaybettiği için hiç birşey yemez. Günümüzde yaşayan bütün kedi türleri 40 milyon yıl kadar önce yaşamış olan ve bilim adamları tarafından Dinictis diye adlandırılan bir hayvanın soyundan gelmektedirler. Dinictis’in bugünkü kedilerin hemen hemen bütün özelliklerini taşıdığı ve bu hayvanın zamanındaki en gelişmiş memelilerden biri olduğu bilinmektedir. Günümüzde yaşayan kedi türü hayvanlar yaklaşık olarak 10 milyon yıl önce ortaya çıkmıştır. O zamanki türlerin pek çoğu bugün de soylarını sürdürmektedir.
Kediler yalnız yaşayan hayvanlardır. Genellikle tek başlarına avlanırlar. içlerinde grup halinde vaşavan tek tür aslandır.
Kedigillerin hepsi etçildir. Bütün türler sıcak kanlı ve kürklü hayvanlardır. Yavrularını doğurduktan sonra emzirir ve kendi başlarına yaşayacak hale gelene dek besler ve büyütürler.
Kedigiller yavrularını kapalı ve ıssız bir yerde doğururlar. Bir seferde tek bir yavru doğabileceği gibi, üç veya dört yavru da doğabilir. Yeni doğan yavru kör ve sağırdır, üzerinde çok ince bir kürkü vardır. Çok zayıf ve güçsüz olan yavru tamamen annesine bağımlıdır.
Ana kedi avlanması gereken saatler dışında sürekli olarak yavrusu ile beraber bulunur. Yavrular ilk birkaç ay sadece annelerinin sütü ile beslenirler. Birbirleriyle oynarken veya uçuşan yaprakları yakalamaya çalışırken avlanmayı öğrenirler. Anne, yavrularına avı izlemenin ve öldürmenin inceliklerini öğretir. Annenin avladığı hayvanların artıkları ile oynarken etin tadı hakkında da fikir sahibi olan yavrular, yeteri kadar büyüdükleri zaman anneleriyle avlanmaya çıkarlar.
Yavrular bir yıl kadar sonra kendi kendilerine yaşayacak duruma gelirler. Bundan sonra yalnız yaşamaya başlarlar ve yaşayacakları yeri kendileri seçerler.
Aslan hemen hemen istediği her hayvanı öldürüp yiyebilir. Tek düşmanı ise insandır. Ancak, aslan diğer hayvanlarla yaptığı kavgalar sonucunda yenik düşebilir. Örneğin bir sığır sürüsü aslanı korkutabilir ve hatta öldürebilir. Fillerin ve gergedanların da aslanları öldürdükleri bilinmektedir.
Toplu olarak avlanmaya çıkan aslanlar önce avlarının, örneğin bir ceylan sürüsünün çevresini halka şeklinde sarar. sonra halkayı daraltır ve sürüye saldırırlar. Yakalanan hayvan genellikle dişi aslanın pençesi ile boynu kırılarak öldürülür. Öldürme çoğu zaman dişinin işidir. Önce erkek aslanlar, sonra dişiler. en son da yavrular karınıarını doyurur.
Erkek aslanın boyu burundan kuvruğa kadar ölçüldüğü zaman üç metreyi, ağırlığı ise 250 kiloyu bulur. Dişiler daha ufaktır.Bir zamanlar bütün güney Avrupa’ya. Asya’nın büyük bir bölümüne ve Afrika’nın tamamına yavılrnış olan aslanlar şimdi sadece Afrika’da bulunmaktadırLar. Bunun dışında yaşadıkları tek yer Hindistan’daki Gir ormanıdır. Buradaki aslanların tüm sayısı ise 200′ü geçmez. Kaplan ise sadece Asya’da yaşayan bir hayvandır.
Aslan ve kaplanların birbirleriyle çok yakın ilişkileri vardır. Aralarında çiftleşdikleri bile olur. Babası aslan, anası kaplan olan yavruya liger, babası kaplan, anası aslan olan yavruya ise tigon adı verilir.
Kaplanların büyüklüğü ve renkleri bulundukları bölgeye göre değişir. Sibirya ve Mançurva’run kuzey bölümlerinde kaplanların boyu 4 metreyi bulur. Renkleri sarımtrak kahverengi olup üstleri siyah çizgilidir. Bali’de yaşayan güney kaplanları ise çok daha ufaktır ve renkleri daha koyudur. Kaplanın üzerindeki siyah çizgiler yaşadığı ve avIandığı ormanlarda çok iyi şekilde gizlenebilmesini sağlar.
Kaplan Sibirya’nın soğuk bölgelerinde ortaya çıkmış olmakla birlikte günümüzde Güney Asya’nın sıcak ormanıarında da yaşayacak duruma gelmiştir. Fazla sıcağı sevmediğinden gündüzleri gölge yerlerde dinlenir. Iyi yüzücü olan kaplan sık sık suya girerek serinler. Tahrik edilrnedikçe insana saldırmaz. Ancak örneğin, yaralı olduğu için normal avlanma olanağı bulamayan bir kaplan insana da saldırır.
Kaplanların sayısı avlanma sonucu ciddi şekilde azalmıştır. Bilinen sekiz kaplan türünden aItısının soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Pars, aslandan .ve kaplandan daha ufaktır. Çok güçlü ve yırtıcı bir hayvandır. Parslar bütün güney Asya’da ve Afrika’da yaşarlar.
Erkek parsın boyu üç metreye yaklaşır, ağırlığı ise 75 kilo kadardır. Dişiler daha ufaktır. Renkleri sırtta sarımtrak kahverengidir. karın kısmında ise beyazlaşır. Yer yer kümeleşmiş siyah noktalar derinin üzerini kaplar. Panter parsın siyahıdır ve parstan tek farkı rengidir.
Pars, ceylandan küçük kemirici hayvanlara ve balıklara kadar çok çeşitli hayvanlarla beslenir. Ancak her pars belirli bir hayvanı avlar. Pars genellikle sabah erken, akşamüstü ve gece avlanır. Günün diğer saatlerini dinlenmekle geçirir. Avını bir ağacın tepesine taşıyarak orada yer, kalanı da orada saklar.
Çitanın boyu bir buçuk metre kadar, ağırlığı ise 50 kilodur. Bacakları çok uzundur ve ayakta durduğu zaman yerden yüksekliği bir metreyi bulur.
Çitayı diğer büyük kedilerden ayıran özellik tırnaklarının küt olması ve tamamen içeri çekilememesidir. Tırnaklarını içeri çekebilen kediler avlarının üzerine sessizce yaklaşarak saldırabilirler. Çitanın ayakları daha fazla gürültü yaptığından avının üzerine başka bir biçimde yaklaşması gerekir. Bu nedenle çita bütün kara hayvanlarından daha uzun sıçrayabilir. Avının çok yakınına yaklaşmak zorunda kalmaz. Bir sıçravışta avın yanına varır. Çita iki saniye içinde saatte 70 km.’ lik bir hıza çıkabilir. Ancak, bu hızını çok kısa bir süre için sürdürebilir. Çitanın bu kadar hızlı koşması ve bunu çok kısa sürdürebilmesi ortalama hızını kesin olarak saptamayı güçleştirmiştir. Ancak en yüksek hızlarının saatte 110 kilometreye çıktığı sanılmaktadır. Çita genellikle Afrika’da yaşar. Hindistan’da çok az sayıda çita vardır. Iaguann boyu parsınki kadardır; ancak ağırlığı 150 kiloyu bulabilir, Iaguarın üstündeki benekIerin şekli de değişik olup bunlar halka biçimindedir.
Vaşağın ,İspanyol, Avrupa, Kanada tipleri olmak üzere üç türü vardır. Hepsi birbirlerine çok benzedikleri için bazı bilginler bunların hepsinin bir tür altında birleştirilmesi gerektiğini savunurlar. Vaşağın ağırlığı 20 kilo kadar olabilir.
Vaşağın kulaklarının üzerinde birer tutam kıl bulunur. Kürkü kışın kalın ve yumuşak olur, yazın seyrekleşir.
Britanya adalarında bulunan yaban kedisi türü ise büyük bir ev kedisini andırır ve çok iyi bir avcıdır. Bu kedi günümüzde sadece iskoçya’da bulunmaktadır.
Afrika’da yaşayan ve Kafir kedisi diye adlandırılan kedi türünün günümüzdeki evcil kedinin soyundan olduğunainanılmaktadır. Eski Mısırlılar bu hayvanı evcilleştirrnişler, sonra da kutsal saymışlardır. Daha sonra bu tür Avrupa’ya ve dünyanın diğer bölümlerine yayılmıştır.
Evcil kedileriri de yaban kedileri kadar çok türü vardır. Kedileriri kısa tüvlü olanları, uzun tüylü olanları, her çeşit renkte olanları ve sonradan yabanileşmiş türleri vardır. Ancak, bunların hepsi ev kedisine benzeyen Kafir kedisinin soyundan türemiştir.
Çevrede gördüğümüz kedilerin pek çoğu soyları karışık olan melez kedilerdir. Özel olarak üretilen safkan kediler çok değerlidir. Safkan kedi cinslerin’den bazıları iran kedisi, Habeş kedisi, mavi Rus kedisi, Ankara kedisi, Siyam kedisi, Malta kedisi ve kuyruksuz Manx kedisidir. OrmanLara ve kırlara yakın yerlerde yaşayan evcil kediler bazen bulundukları yerden ayrılarak yabanileşirler. Bütün evcil niteliklerini kısa zamanda kaybederler. Bu değişiklik çok ilginç şekilde meydana gelir. Tam yetişkin hale gelene kadar evcil şekildebüyüyen bir kedinin sonradan vabanileştiği zaman boyunun ve ağırlığının iki katına çıktığı saptanmıştır. Evcil olduktan sonra bu kadar çabuk şekilde ve tam olarak tekrar vabanileşebilen hayvan çok azdır.