Kasırga, güçlü bir tropikal fırtınadır. Gemileri karaya oturtup evleri yerinden oynatabiiecek kadar güçlüdür. Tropikal rüzgarlar değişik yerlerde değişik adlar alır. Uzakdoğuda kasırgaya tayfun denir. Bazen de siklon adı verilir. Fakat hava uzmanları siklon sözcüğünü genellikle kasırgayla eşanlamlı olarak kullanmazlar. Siklon, daha çok alçak basınç altındaki bir bölgeyi tanımlamak için kullanılır. Bu alçak basınç bir fırtınaya yol açabileceği gibi açmayabilir de.
Herhangi bir atlasa bakarak Yengeç ve Akrep dönenceleri kolaylıkla bulunabilir. (Yengeç dönencesinin enlemi 23° 1/2 kuzey, Akrep dönencesinin enlemi ise 23° 1/2 güneydir). Kasırgalar. bu iki enlem arasındaki denizlerde ortaya çıkar. Ancak ekvatora çok yakın olan yerlerde kasırga olmaz. Atlas okyanusunun kuzeyinde, Meksika körfezinde. Büyük okvanusda. Hint okyanusundu ve Bengal körfezinde ise çok kasırga olur. Kasırgalar, yılın her mevsiminde görülmekle beraber, çoğu Haziran ile Ekim ayları arasında olur. Kasırgalar. denizlerin üzerinde alize adı verilen rüzgarlar aracılığıyla oluşur. Alizeler okvanusların üzerinden ekvatora doğru esen düzenli rüzgarlardır. Bunlar kuzey yarı kürede kuzey-doğu, güney yarı kürede de güney-doğu yönünde eserler. Alizeler sürekli olarak aynı yönde esen rüzgarlardır.
Tropikal bir denizde alize rüzgarının etkisiyle yol almakta olan bir yelkenli, bazen durgun bir çevreye girer. Rüzgar’aniden durur ve gemi ilerievemez. Hava, tıpkı bir fırtına öncesindeki gibi ağırlaşır. Sıcak ve sık;ntılı olur. Böyle bir hava bir kasırganın başlaması için çok elverişlidir. Kasırgaları, denizden yükselen nemli hava oluşturur. Yaz boyunca Güneşten ısınmış olan bir tropikal deniz sonbaharda iyice sıcaktır. Deniz, sıcak bir banyo gibi olana kadar ısıyı biriktirir. Sonra denizin yüzeyinden su molekülleri kopmaya başlar. Bu sürece buharlaşma adı verilir. Denizin üzerindeki hava, yüzeyinden buharlaşan sulardan dolayı nemli olur.
Deniz, ısıyı havadan daha iyi korur. Denizin üzerindeki nemli hava da deniz tarafından ısıtılır. Daha yükseklerdeki hava ise daha soğuktur. Sıcak hava soğuk havadan daha hafif olduğu için nemli, ılık hava yukarı’ doğru çıkmaya başlar. Böylece, denizden 15 kilometre kadar genişlikte büyük bir ılık hava sütunu yükselir.
Bu ılık hava sütunu çevresindeki soğuk havayı yerinden oynatır. Ilık hava sütununun çevresinde büyük bir soğuk hava akımı oluşur. Bu da, bir banyonun deliğinden akarken dönen sular gibi, dönen güçlü bir rüzgar haline gelir. Sütunun dış yanındaki ılık hava soğuk havayla karışarak bulutları oluşturur.
Hava uzmanları bu rüzgara siklon adını verirler. Basit siklonlar her tarafda oluşabilir. Fakat şiddetli tropikal siklonlar, yani kasırgalar sadece tropikal bölgelerde görülür. Bu bölgelerde bile siklonların sadece bir bölümü kasırga haline gelir. Bir siklonun kasırgaya dönüşmesinin gerçek nedenleri bilinmemektedir.
Bir siklonun kasırga gücündeki bir rüzgara dönüşmesi birkaç gün sürer. Dönerek esen bir rüzgarın hızı saatte 125 kilometreye çıkınca buna kasırga adı verilebilir. Yukardan bakıldığında kasırga, ortasında büyük bir delik olan çok büyük bir bulut gibi görünür. Ortadaki deliğe kasırganın gözü denir. Deliğin genişliği 30 kilometre kadardır. Çevresindeki bulut ve rüzgar ise 150 kilometrelik bir alanı kaplayabilir.
Kasırgaları önlemenin ya da denetim altına almanın bir yöntemi bulunamamıştır. Bilim adamlarının bu konuda yapabildikleri tek şey bir kasırganın yaklaşmakta olduğunu haber vererek, kasırganın yapabileceği can ve mal kaybına karşı gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Kasırgalar çok tehlikeli olduğu için, bunları olmadan önce haber almak çok yararlıdır. Kasırga mevsimi boyunca, keşif uçuşları yapılır. Bu uçaklarda, kasırganın gözünün çevresindeki yuvarlak bulut kemerlerini saptayan radarlar vardır. Kasırganın yolu ise meteoroloji uyduları ve radarlar aracılığıyla saptanır. Oluşmakta olan kasırga bulutlarının bu uydular tarafından çekilen resimleri bilgisayarlar tarafından incelenir. Bu yöntemler sayesinde kasırga, önceden haber alınır. Yaklaşmakta olan bir kasırga gemilere bildirilirse, bunlar yollarının değiştirir ve kasırgaya yakalanmazlar. Ayrıca, kasırganın karaya geldiği zaman yaratacağı tehlikelere karşı da bazı hazırlıklar yapılabilir.
Kasırga saptama yöntemi can kaybını önlemekte de çok yararlı olmuştur. 1926-1930 yılları arasındaki sürede Amerika’da meydana gelen kasırgalar sonunda, her 10 milyon dolarlık mal kaybına karŞı 161 kişi hayatını kaybetmiştir. 1931-1935 yılları arasında ise, 10 milyon dolarlık maddi zarara neden olan kasırgalarda ölenlerin sayısı 81′e inmiştir. 1941-1945 yılları arasında bu sayı 4′e kadar düşmüştür.
Kasırgaların hızla dönen rüzgarı, kasırganın gözü bölgesinde havayı yukarı doğru çeker. Denizin üzerindeki havanın ağırlığı da az olduğundan,deniz kasırganın gozunun içinde birkaç metre, yükselir. Hava basıncı çok düşüktür. Yükselen deniz suları kıyıya kadar gelince karayı su basmaya başlar.
Ekvatorun kuzeyinde başlayan kasırgalar soldan sağa doğru döner. Güney yarıkürede başlayan kasırgalar ise sağdan sola doğru döner. Bunun nedeni, Dünyanın kendi ekseni çevresindeki dönüş yönüdür. Tropikal bölgelerdeki kasırgaların esme yönü batıya doğrudur. Çünkü bunları doğudan gelen alizeler hareket ettirir. Bu kasırgalar kuzey yarıküre’ye gelince kuzeye doğru döner ve sonunda doğu yönünde eser. Güney yarıkürede ise kasırgalar güneye doğru döner ve sonunda batı yönünde eser.
Denizdeki kasırga büyük dalgalar oluşturur. Gemiler, bu dalgaların ve rüzgarın etkisiyle paramparça olur. Sadece kasırganın göz bölümünde deniz sakindir ve burada hiç rüzgar yoktur. Hava sıcak, ağır ve nemlidir.
Kasırga hattı üzerindeki adalarda yaşayanlar havadaki kasırga öncesi belirtileri bilirler. Bu belirtilerden biri Güneş batarken göğün olağan dışı bir kırmızılıkta olmasıdır. Ama bir kasırganın yaklaşmakta olduğunu gösteren daha kesin belirtiler vardır. Bu belirtilerden ilki, bulutların ortadan kaybolmasıdır. Rüzgar durur, gökyüzü çok açık olur. Deniz yavaş yavaş kabarmaya başlar. Fakat tek tek küçük dalgalar yok olur. işte bu, fırtına öncesi sakinliğidir. Meksiko körfezinde normal olarak her 4 ya da 5 saniyede bir dalgalar kıyıya vurur. Bir kasırga başlamadan önce ise deniz 10-15 saniyede bir kabarır. Bu kabarma başladığı zaman kasırga genellikle 800 kilometre kadar uzaktadır.
Kasırga başlamadan 12 saat önce barometrede büyük bir düşüş olur. Bunun nedeni, kasırganın çevresinde hava basıncının düşük olmasıdır. Doğuda sacak bulut adı verilen tüy gibi bir bulut belirir. Bu bulut giderek boranbulut adı verilen yağmur bulutlarını oluşturur. Denizden, beraberinde şiddetli yağmur getiren bir rüzgar esmeye başlar.
işte bu sırada kasırga bütün gücünü göstermeye başlar. Çılgınca esen rüzgar ağaçları kökünden söker ve binaları yıkar. En büyük zarar denizde görülür. Kasırganın gözünde düzeyi yükselen deniz, karaya taşmaya başlar. Insanlar, hayvanlar ve binalar sular tarafından sürüklenir.
Kasırganın ilk bölümü geçtikten sonra rüzgar durur. Bu, kasırganın gözünün geldiğini gösterir. Sakin durum kasırganın hareket hızına göre, bazen 4 saat sürebilir. Göz geçtikten sonra tekrar şiddetli fırtına başlar. Fakat bu kez rüzgar biraz öncekinin ters yönünde esmektedir. Bunun nedeni de rüzgarın bir daire biçiminde esmesidir. Yani kasırganın çevresindeki her noktada rüzgarın yönü, pusulaya bağlı olarak değişir. Kuzey vankürede kasırga sağdan sola doğru eser. Kasırganın verdiği zarar sadece göze yakın olan yerlerde değildir. Kasırga, her iki yana doğru aşağı yukarı 150 kilometrelik alanları etkiler.
Kasırgalar çok büyük zarar ve felaketlere neden olabilirler. Örneğin Ganj ırmağının deltasında belirli zamanlarda fırtına nedeniyle sular yükselir ve çevredeki alçak ovaları su basar. Bu sular bazen binlerce insanı ve köylerini sürükleyerek yok eder. Böyle zamanlarda 100 000 kişinin boğulduğu olmuştur.
Kasırgalar genellikle karadan fazla içeri girmezler. Kasırganın gözünün denizden yükselen ıhk, nemli bir hava sütunu olduğu belirtilmişti. Kasırga karaya geldiği zaman bu ılık ve nemli havadan yoksun kalır. Bu nedenle de çoğu kez hızını kaybeder. Kasırgaların çoğu daha karaya gelmeden durur. Fakat bazıları karada da devam eder ve büyük hasarlara yol açar. Kasırganın süresi birkaç saat ile iki hafta arasında değişir. çoğu bir hafta kadar sürer.
Bir kasırganın belli bir yerdeki süresi, hareketinin hızına bağlıdır. ilk başta kasırganın hızı aşağı yukarı saatte 20 kilometredir. Şiddetli bir fırtına haline geldiği zaman bu hız saatte 30 kilometreye kadar çıkabilir. Fakat en çok zarara yol açan, dönerek esen rüzgardır. Bu rüzgarın hızı saatte 300 kilometreye kadar çıkabilir. Kasırgalar eserken dışarıya çok büyük çapta enerji verirler. Bir tropikal kasırganın tek başına çıkardığı enerjinin, bir hidrojen bombasının verdiği enerjiden binlerce kez daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Karayibler denizinde ve Meksiko körfezinde başlayan bütün kasırgalar Amerika Birleşik Devletlerine doğru eser. Bunların bazıları yüzlerce kilometre yol alır.
Hortum: Dönerek esen şiddetli rüzgarlara hortum adı verilir. Hortumlara bazen siklon da denir. Hortumların bir türü de çok küçük bir kasırga gibidir. Yalnız denizin üzerinde değil karada eser. Hortumlar kasırgalardan daha küçük olmakla beraber, iki kat daha güçlüdür. Dönerek esen bu rüzgarların hızı saatte 450 kilometreye varabilir.
Hortumlar çok tehlikelidir. Bir hortum bir binayı yerle bir edebilir. Hortumlar kara fırtına bulutlarından gelen, dönerek esen rüzgarlardır. Bir hortumu toprağa gittikçe yaklaşmakta olan çok büyük, kıvrılan bir kara yılana benzetebiliriz.Bu sivri uçlu dönen buluta hortumun hunisi denir. Bu huni toprağa değdiği anda bir kasırga kadar zararlı olabilir. Hortumun boyu sadece 300 metredir. Hortumun yol açtığı hasar ise bundan çok daha büyük bir alanı kaplar. Hortum, daireler çizerek yerde gezer. Bazen çevresindeki bütün evler yıkıldığı halde tek bir araba hiç bir zarar görmeyebilir. Bunun nedeni horturnun rastlantı sonucu arabaya hiç değmeden çevresinde gezmiş olmasıdır.
Hortumun ortası tıpkı kasırganın gözü gibidir. Tek farkı genişliğinin sadece birkaç metre olmasıdır. Kasırganın gözünde hava basıncının çok alçak olduğu belirtilmişti. Hortumun hunisinde de durum böyledir. Dönen rüzgar, hortumun ortasındaki havayı yukarı çeker. Hortumun hunisi bir evin üzerine geldiği zaman evi tıpkı bir balon gibi patlatır. Evin dışındaki basınç aniden evin içindeki basınçtan çok az bir hale gelir. Bu nedenle içerdeki hava dışarıya doğru bir patlama yapar ve ev de paramparça olur.
Bu durumda yapılacak en iyi şey hortumun gelmekte olduğu tarafın karşısındaki pencereleri açmaktır. Bövlelikle evin içindeki hava, duvarları yıkmadan dışarı çıkabilir. Fakat bu açık pencerelerden uzak durmak gerekir. Evin en güvenilir yeri, bodrumun gelmekte olan hortuma en yakın köşesidir.
Sağlam evlerin hortumlardan etkilenmemeleri gerekir. Yine de pencerelerden uzakta ve duvarlardan birine yakın bir yerde durmak en iyisidir. Hortum gelirken dışarda olanların içeri girmesi doğru olur. Yalnız spor salonu, konferans salonu gibi, çatıları büyük ve sağlam olmayan binalara girmenin yararı yoktur. Patlayan binalar, özellikle çevrede çok bina olan yerlerde çok hasara yol açar.
Açık bir arazide arabayla giderken bir hortumun gelmekte olduğu görülürse kaçmaya çalışılır. Hortumun önünden aynı yönde gitmenin yararı yoktur. Çünkü açık yerlerde hortumlar saatte 80 kilometre hızla gidebilirler. çoğu ancak 80 kilometre uzağa gider ve son bulur. Fakat 500 kilometrelik mesafeleri aşan hortumlar da vardır. Yapılacak en iyi şey hortumun gittiği yönün dikine bir doğrultuda giderek hortumdan kaçmaktır. Kaçacak kadar vakit yoksa bir hendeğin ya aa çukurun içine girilir.
Hortumlar dünyanın her yerinde görülür. Nemli bir hava tabakasının üzerinde ılık, kuru bir hava tabakasının olduğu yerlerdeki fırtınalar genellikle hortumlara yol açar. En çok hortum olan yerler Amerika Birleşik Devletleri, Afrika’nın bazı bölümleri ve Sovyet Rusya’dır. Kum fırtınaları ve çöl fırtınaları da hortum türleridir. Burada hortumun hunisi, dönerken içine toz ya da kumların da girdiği bir rüzgardır. Avrupa’da hortumlar oldukça zayıf ve zararsızdır. Fakat bunlar da ekinlere zarar verip ağaçları yerlerinden sökebilecek güçtedir.
Hortum ve kasırgalardan başka bir de boralar vardır. Bunlar da çok zarara yol açar. Bora, saatte 50 ila 100 kilometre hızla esen birdizi şiddetli rüzgardan oluşur. Bir bora aniden çıkar, birkaç dakika sürer ve yine aniden durur. Bora, kasırga ya da hortum gibi dönerek değil, dümdüz ileri doğru eser. Genellikle beraberinde şiddetli yağmur da getirir.
Dik bir yamaçtan aşağı doğru esen SOğuk hava bir bora oluşturabilir. Soğuk hava ağırdır ve yerçekimi nedeniyle aşağı doğru hızla iner. Inerken, çevresindeki ılık havanın yerini değiştirir.
Su hortumları: Su hortumları birgöl ya da denizde oluşan ufak hortumlardır. Bunlar küçük bir sandalı alabora edebilecek kadar güçlü olmakla beraber fazla tehlikeli değildir. Alçak basınç nedeniyle, hortumun hunisinin içinde su yükselmeye başlar. Su hortumlarının yüksekliği sadece birkaç metredir. Üzerinde huni biçimi i bir bulut olduğu için daha yüksek görünürler. Huninin duvarları su damlacıklarıyla doludur. Bu damlacıkların bir bölümü havada Yoğunlaşan su buharından, bir bölümü de huninin suyun üzerinden geçerken aldığı püsküren sulardan oluşur. Hortumlar gibi, su hortumlarının da oluşması için belirli ısı ve nem koşullarının olması gerekir. Bunlar en çok ılık denizlerde ve çevresi yüksek dağlarla çevrili olan göllerde görülür.


Yorumunuzu Bırakın

Yazan admin
Tarih: 23rd Mart 2009
Kategori: k