«

»

 

Karaciğer

Karaciğer, sağ kaburgaların hemen altında yer alan önemli bir organdır. Karaciğer vücudun tam olarak çalışması için gerekli yüzlerce tepkimeyi denetler. Karaciğerin yaptığı 500′üaşkın görev vardır. Yalnızca omurgalılarda, yani belkemikli hayvanlarda karaciğer vardır. Her omurgalıda bir karaciğer bulunur.Karaciğer karnın üst yanında, kısmen midenin üzerindedir. Karın boşluğunda ayrıca besinin sin­dirilmesinden sorumlu bağırsaklar da vardır. Karaciğerin önemi, dinlenme durumunda olan bir insanda vücudun bütün kanının dörtte birinin karaciğerde bulunmasından da anlaşılır. Insan fi­ziksel güç narcamaya başlar başlamaz. kanın bir bölümü hemen öbür organlara gönderilir. Karaciğerin başlıca görevlerinden biri, kimyasal maddelerle ilgilidir.insan vücuduna üç tür besin girer. Bunlar yağlar, karbonhidratlar ve proteinlerdir. Sindirim sırasında vücut dokularının bu besinlerden yararlanabilmesi için bunlar kan do­laşımına sokulabilecek daha basit maddelere dö­nüştürüiürler.
Karaciğer bazı kimyasal maddeleri depo eder. Bazılarını ise vücudun doğrudan doğ­ruya kullanacağı kimyasal madde türlerine dö­nüştürür. Bu iş, enzimlerin, yani vücuttaki kim­yasal tepkimelerin hızını değiştiren kimyasal maddelerin yardımıyla yapılır.
Vücuda giren ve bilim adamlarının toksin adını verdikleri bazı zehirli maddeler karaciğer tarafın­dan zararsız duruma getirilir. Bira, şarap ve ispir­tolu içkiler içinde bulunan alkol da toksik bir maddedir. Hastalıkları tedavi etmek için alınan ilaçların bir çoğu, görevlerini yaptıktan sonra vü­cutta kalarak insana zararlı olabilirler. Bu gibi maddeleri parçalayarak zararsız maddeler haline getiren karaciğerdir. Bu olaya zehirden arındırma denir.
Karaciğer, aynı zamanda 120 gün kadar yaşadık­tan sonra yıpranan kan hücrelerinin yok edilme­sinden de sorumludur. Bu hücrelerin içindeki de­mirden, yeni hücrelerin yapılmasında yararı anı­Iır. Önemli bir vitamin olan A vitamini de karaci­ğerde depo edilir. A vitamini eksikliği durumla­rında, besinlere morina balığının karaciğerinden çıkarılan yağ katılır. Alyuvarların üretimi için ge­rekli olan B12 vitamini de karaciğerde depo edi­lir.
Karaciğere iki yoldan kan gelir. Kendi hücreleri­nin gereksindiği oksijenkaraciğer atardamarıyla gelir. Karaciğer aynı zamanda kapı toplardama­rından da kan alır. Bu toplardamar karaciğere in­ce bağırsaklardan kan dolaşuruna giren bütün maddeleri taşır. Kan, karaciğerden karaciğer top­lardamarıyla çıkar ve kalbe döner.
Karaciğerin biçimi düzgün değildir. Karaciğerde çıplak gözle kolayca görülebilen dört lop vardır. Fakat mikroskop altında bakılınca, yapısı bir hay­li karmaşıktır. Karaciğer, lopçuk adı verilen sü­tunlar halinde sıralanmış binlerce hücreden olu­şur. Her lopçuk beş. ya da altı köşeli olup orta­sından bir toplardamar geçer. Lopçuklarda mer­kezden dışa doğru uzanan hücre zincirleri vardır. Bunların arasında sinüzoid denilen ve kanla dolu boşluklar vardır. Ayrıca kanalcık denilen boşluk­lar da vardır. Karaciğer hücrelerinin ürettiği bir sıvı (öd) bu boşluklara dolar.
Kan karaciğere kapı toplardamarından ayrılan ve her lopçuğun. kenarındaki hücrelere kan veren dallarla girer. Kan buradan karaciğer hücreleri arasındaki sinüzoidlere geçerek, sonunda her lopçuğun ortasındaki toplardamarlara ulaşır. Bu toplardamarlar. daha sonra karaciğerden kanı toplayan karaciğer toplardamarını oluşturmak üzere
birleşirler.
Karaciğer görevini sinüzoidler içindeki kanda ya­par. Besin maddeleri bakımından zengin olan kandan besin maddeleri alınarak depo edilir. Bir karbonhidrat olan glikoz molekülleri kandan alınarak karaciğerde birleştirilir ve daha büyük mo­leküllü bir başka karbonhidrat olan glikojene çevrilir. Bu sürece, ensulin adlı bir hormon var­dım eder. Vücut dokuları enerji sağlamak için gli­koza gereksinme duydukları anda, karaciğerde depo edilmiş bulunan glikojenin bir kısmı yeni­den glikoza dönüştürülür. Bu sürece de adrenalin adlı bir başka hormon yardımcı olur. Glikoz kan dolaşrmıvla kaslara. ya da glikoza gereksinimi olan başka dokulara taşınır.
Yağ ve protein de karaciğerde depo edilen gliko­jene dönüştürülebilir. Yağlar vücuda tıpkı glikoz adlı karbonhidratın sağladığı şekilde enerji sağla­mak üzere parçalanabilirler. Yağ daha küçük mo­leküllere parçalanınca, bu moleküller glikojen oluşturabilirler. Böylece, gerektiği zaman karaciğer, vücuda enerji sağlamak için yağları karbon­hidratiara çevirir.
Besinlerin protein bölümü vücudun gereksindiği azotu taşır. Bağırsaklarda proteinler, bu protein­leri oluşturan yapı taşlarına parçalanır. Bu yapı taşlarına aminoasitler denir. Karaciğer kapı toplardamarıyla gelen kanın içindeki birçok amino­asidi alır ve bunlarla çeşitli kimyasal süreçleri gerçekleştirir. Fazla aminoasit varsa, karaciğer bunları parçalayabilir ve bu aminoasitlerin mole­küllerinin bir bölümünden glikojen oluşturmak için yararlanır. Geriye kalan işe yaramaz ve üre adı verilen kimyasal maddeye dönüştürülür. Üre kana geçer, böbreklere taşınır, sidikle vücuttan dışarı atılır.
Karaciğer hücrelerinin karaciğer lopçukları ara­sındaki kanaleıkiara akan öd adlı bir sıvı yaptıkla­rı belirtilmişti. Kanalcıklar birbirleriyle birleşerek daha büyük kanalları oluştururlar, sonunda öd kesesiyle birleşirler. Öd kesesi öd yapmaz. Bu ke­se, yalnızca ödün bağırsağa açılan öd kanalına geçmeden önce depo olunduğu bir kesedir. Ödde, yağların sindirilmesine yarayan öd tuzları vardır. Ayrıca ödün içinde pigmentler de vardır. Bunlar alyuvarların parçalanmasından oluşan renkli maddelerdir. Karaciğer iyi çalışrnazsa ve öd pigmentlerinden biri gereğinden fazla üretilir­se sarılık ortaya çıkar. Bu pigment deriye, gözaklarına ve sidiğe koyu sarı bir renk verir.
Bazı durumlarda ödün içindeki kolesterin adlı kimyasal maddede taşlar oluşur. Öd kesesi için­deki bu taşlar büyük sancılara neden olur ve ödün akışını tıkayarak sarılığa neden olurlar. Öd kesesi vücutta tehlikeli sonuçlara neden olmadan çıkarılabilir. Aynı şey karaciğer için söz konusu olmaz. Karaciğersız ınsan ölür. Karaciğer nakli henüz gerçekleştirilememiştir

SVGY Benzer Konular
Etiketler:

Bir Cevap Yazın