Kan »
Kalp vücudun çok önemli bir organıdır. Kalbin nasıl çalıştığı XVII. vüzyıla gelinceye değin anlaşılamamıştır. Eski Yunanlılar kan damarlarında yaşam için gerekli olduğunu sandıkları bir güç bulunduğuna inanırlardı. Bu inançları doğruvdu. çünkü damarlarda kan vardır. Kani yaşam için zorunlu birçok görevi yerine getirir. Bu görevlerden biri de akciğerlerde havanın oksijenini alıp vücudun iç organlarına taşımasıdır.
ingiliz doktoru William Harvey kalbi çok ayrıntılı bir şekilde incelemiş. kanın vücutta dolaştığı nı saptamıştır. Harvey buluşlarını 1628′de vavınlarnış. ama o çağın doktorları bu görüşleri pavlaşmamışlardır.Kalp bir tulumbadır. Kişinin yaşamı süresince, kanını vücudun her bir yanına pompalar Dakikada 70 kez atar; iki atış arasında yarım saniye kadar dinlenir.
Kişinin yaşadığı sürece bu tulumba tarafından yapılan iş, o kimsenin vücudunu 15000 kilometrelik bir yüksekliğe çıkarmaya yeter. Hangi ölçüye vurulursa vurulsun kalp çok verimli bir makinedir.
Kanı bütün vücudu dolaşır durumda tutmak için ‘vücutta bir tulumbanın bulunmasına gerek vardır. Bu tulumbanın saç diplerinden ayak parmaklarına kadar vücudun her yanının kan almasım sağlayan güçlü bir tulumba olması gerekir. Kalpten çıkarı kanda akciğerlerde alınmış olan oksijen vardır. Bu kan oksijenlenmiştir. Kanın dolaşım. sırasında oksijen vücut hücrelerine verilir; hücreler oksijeni yaşam ıçın gerekli olan bir takım tepkimeler için kullanırlar. Bu tepkimelerin çoğu sirasında karbon dioksit ve daha başka artık maddeler oluşur. Bu maddeler kan dolaşımına girer. Böylece OKsijenini yitirir.Oksijenini yitirmiş kan hibe döner, akciğeriere pompalanır. Burada karbon dioksit serbest kalır ve solunumla dışarı atılır. Havadaki oksijen kan tara fından alınır. Oksijenlerımiş kanın vücuttaki dolaşım yeniden başlar.
Demıek ki kanın dolaşımı birçok önemli işlevi yerine getirir. Oksijeni vücudun her yanına taşır ve dokulardan artık maddeleri toplar. Avrıca sindirilmiş besinleri. vitaminieri ve daha başka önemli maddeleri vücudun her yanına taşır.
Bazı hayvanlarda böyle bir kan dolaşımına gerek yoktur. Bunlarda kalbe de gerek yoktur. Sudaki, ya da havadaki oksijen, bu hayvanların derisinde n geçerek vücutlarına girer. Artık maddeler de ay nı şekilde dışarı çıkar. Vücudun devinimleri de vücut sıvısı içinde erim iş bulunan oksijenin dolaşımına yardım eder. Anemon gibi, yassı solucanlar ve süngerler gibi alt düzeylerdeki hayvanlar bu basit solunum yönteminden yararlanırlar. Baırıa karşılık daha karmaşık yapıda olan hayvanlar, oksijeni vücudun her yanına yaymak için bir dolaşım sistemine ve bir tulumbaya gereksinme duvarlar. Bu hayvanların vücut dokularını oluşturan pek çok hücre vardı.Gazların deri yoluyla basit bh şekilde yayılımı bu gibi hayvanlar için elverişli değildir.
Çünkü bu durumda gazlar alt taraflardaki dokulara erişemezdi. En basit tür kalp, içinde bir kapaklar sistemi bulunan düz bir borudan of’uşur. Bu borunun. kanı vücudun her yanına pompalayabilmesi için kasılabilmesi gerekir. Bu nedenle kastan yapılmış olması gerekir. Kapaklar kan ın yalnız tek yönde akmasını sağlarlar.
Çok basit bir düzene, yer solucanı gibi hayvanlarda rastlanır. Bu hayvanda kastan yapılmış beş çift oluşturan kalp boruları vardır. Sırtta boylu boyunca uzanan ana kan damarının çeperleri de kastan yapılmıştır. Kan hayvanın arkasından önüne doğru akar. Kalp borularının kasılmaları kanı vücuda pompalar. Kalbin kanın geri dönmesini önleyen kapakçıkları da vardır.
Böceklerin de buna benzer bir dolaşım sistemleri vardır. Aort adıverilen ana atardamarın çeperIeri kastan yapılmıştır.
Bu damar kalp gibi çalışır ve kanı vücuda pompalar. Kanatların ve ayakların devinimi de kanın akışının sürmesini sağlar. fakat böcek kanı hücrelere gazları taşımaz, yalnızca sindirilmiş besinleri ve yaşam için zorunlu öbür kimyasal maddeleri taşır.
Daha gelişmiş hayvanlarda (yani balıklar, kurbağalar, sürüngenler, kuşlar ve memelilerde) kalp çok daha karmaşık bir organdır. Kasılabilen basit bir kan damarı olmaktan çıkmıştır. Yapısı ve biçimi milyonlarca yıl boyunca gelişmiş, ya da değişim geçirmiştir. Kuşlarda ve memelilerde ise gelişmesinin doruğuna varmıştır.
Balığın kalbi bir kulakçık, bir karıncık, bir koni ile bir sinüs olmak üzere dört odacıktan oluşur. Kalp S şeklinde kıvrılmış olup kan tek yönde akar. Karıncığın kastan yapılmış kalın çepeıleri vardır.
Kan bu odacıktan kanı solungaçlara taşıyan atardamarlara pompalanır. Burada oksijen alınır ve. bütün vücuda dağıtılır.
Kalbin evriminde ikinci aşama, kurbağa ya da semender gibi ikivaşavışhlann üç odacıklı kalbinde görülür. Bunlarda iki kulakçık ve bir tek karıncık vardır. Akciğerlerden gelen oksijenli kan bir kulakçığa, vücuttan gelen oksijenini yitirmiş kan ise öbür kulakçığa dökülür. Oksijenlenmiş kan ile oksijenini yitirmiş kan böylece tek bir karıncık içinde birbirine karışır. Bu karışık kan vücuda gönderilir.
Yılanlar ve kertenkeleler gibi sürüngenlerde kalbin gelişmesi bir basamak ileriye gitmiştir. Kalp dört odacığa ayrılmıştır. Bu kalpte iki kulakçık ile iki karıncık vardır. Bununla birlikte kanncıklar bir bölmeyle birbirınden tamamen ayrılmamışlardır.
Bu nedenle de oksijenlenmiş kan ile, oksijenini yitirmiş kan bu odacıklarda biribirine karışır. Kalbin evrimindeki son aşama, kuşlarda ve me.melilerde görülür. Bunlarda kalp, her biri öbüründen bölmelerle ayrılmış dört odacıktan oluşur. Böylece oksijenlenmiş kan ile oksijenini yitirmiş kan birbirine karışmaz. Oksijenini yitirmiş kan kalbin yalnızca sağ yanına gelir. Oksijenlenmiş kan ise yalnızca sol yanda bulunur. Memelilerde kalp göğsün ortasında olup her iki yanında akciğerler bulunur. Kalp aşağı yukarı sıkılmış bir yumruk büyüklüğünde ve biçimindedir. Ağırlığı ise 350 gram kadardır.
Kalbin içinde dört odacık vardır. Kalbin üst tarafındaki iki küçük odacık, kulakçıklardır. Alt taraftaki iki odacık ise karıncıklardır. Her odacığın görevi başkadır. Kulakçıklar kanı toplar, karıncıklar ise kalın kas çeperleriyle kanı kalpten pompalar.
Kalbin tam ortasında aşağıya doğru uzanan kalp bölmesi (septum) adı verilen bir kas çeper vardır. Bu bölme sağ kalp ile sol kalbi, oksijenleşmiş kan ile oksijenini yitirmiş kanı birbirinden ayırır. Kulakçıklardan karıncıklara açılan özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın geri dönmesini önler. Kan karıncıklara geçer geçmez bu kapakçıklar kapanır ve kan kulakçıklara geri gidemez. Sağ kulakçıkla sağ karıncığı üç parçalı olan ve her parçası oynayabilen bir kapakçık birleştitir. Bu kapakçığa üçlü kapakçık (triküspid) denir. Sol kulakçığı sağ karıncığa bağlayan kapakçık ise iki parçalı olan ve her parçası oynayabilen ikili kapakçıktır (biküspid).
Bütün vücudu dolaşıp kalbe dönen kan, sağ kulakçıkta toplanır: Bu odacıkta basınç artar ve bu basınç üçlü kapakçığı zorlayarak açar. Kan karıncığa akar; bu odaergin kasılabilen kas çeperleri vardır. Kan akciğerlere pompalanır. Akciğerde karbon dioksit bırakılır, oksijen alınır. Bunun üzerine oksijenlenen kan sol kulakçığa döner. Aynı basınç yükselmesi sol kulakçıkta da meydana gelir. ikili kapakçık zorlanarak açılır. Kan sol karıncığa dolar. Sol karıncık kasılır ve kan ana atardamar aracılığıyla vücudun her yanına gönderilir.
Kalp attığı zaman, aynı zamanda kulakçıklar da kasılır. Böylece oksijenini yitirmiş kan ile oksijenlerımiş kan kanncıklara aynı zamanda girer. Ardından da karıncıkların her ikisi birden kasılır. Böylece, oksijenlenmiş kan ana atardamara, oksijenini yitirmiş kanın akciğeriere pompa edilmesi ile aynı zamanda geçer. Ana atardamarla akciğerlere giden akciğer atardamarının kalpten çıktıkları yerlerde yarımay kapakçıkları denilen kapakçıklar vardır. Karıncıklar kanı bu damarlara pompaladıkları zaman bu kapakçıklar hızla kapanır. Böylece’ kanın karıncıklara dönmesi önlenmiş oıur.
Ortalama bir insanın vücudunda altı yedi litre kan bulunur. Her atışta, ya da kasılmada 55 mililitre kadar kan kalpten vücut hücrelerine pompaIanır. Kalp dakikada 70 kez çarpar. Dolayısıyle bir insanın vücudunda bulunan kanın hepsi, bir dakikadan az bir zaman içinde bütün vücudu bir kez dolaşmış olur.
Kalbin atmasını sağlayan nedir? Kalp, kalp kası adı verilen özel bir tür kastan yapılmıştır. Bu kasın başka hiç bir tür kasta bulunmayan bir niteliği vardır. Gerçekten de bu kas düzenli ve ritmik bir şekilde kasılıp gevşeyebilir. Bu nitelik kalp atışı olarak bildiğimiz işlemi gerçekleştirir. Vücuttaki öbür kasların tersine, kalp kasının kastlmak için sinirler tarafından herhangi bir şekilde uyarılması gerekmez. Kasılma ve gevşeme yeteneği kendi içinde vardır.
Bir kalp atışı sırasında neler olur? Kalp atışı sağ kulakçığın üst kısmından başlar. Bu bölüme genellikle hız düzenleyicisi adı verilir; bunun nedeni kalp atışlarının hızını düzenlemesidir.
Kalp atışı, bir havuzun yüzeyine yayılan halkalar gibi kalp kasına vavılrr. Hız düzenleyicisinden kulakçıklara geçer. Kulakçıklar kasılır, kanı zorlayarak kapakçıklardan karıncıklara iterler. Atış, bu atışı kalbin orta bölmesine götüren başka bir kas alanı ile yayılmaya devam eder. Atışı karıncık kaslarına ileten özel kaslar vardır. Bunlara. His demeti adı verilir. Her iki odacık birden kasılarak
kanı akciğerlere ve ana atardamara pompalarlar.
Karıncıklar kastldıktan sonra kalp kasları yarım saniye kadar dinlenirler. Bunun ardından kalp yeniden çarpmaya başlar.
Kalp atışı, beyindeki özel merkezden gelen sinir uyarılarıyla hızlanabilir, ya da yavaşlayabilir. Bu merkezlere kan damarlarının aralarında bulunan duygu hücrelerinden haberler gelir. Bu şekilde kalp atışının hızı, vücudun oksijen gereksinmesine göre değişebilir.
Vücutta bir kas kasıldığı zaman çok küçük elektrik akımları oluşur. Bu akımlar vücudun yüzeyinde, özel aygıtlardan yararlanılarak saptanabilir. Kalp attığı zaman kalp kasında elektriksel değişiklikler meydana gelir. Bunlar, derinin üzerine teller yerleştirilerek kaydedilebilir. Bu teller, elektrokardiyograf adı verilen bir makirieve bağlıdır. Böylece kalp atışları bir kağıt şeride kaydedilir.
Sağlığı normalolanbir kimsenin elektrokardivogramının belirli bir şekil düzeni vardır. Doktorlar çoğu kez bir kimsenin elektrokardiyogramından o kimsede bir kalp hastalığı bulunup bulunmadığını antavabilirler.
Son zamanlarda kalp cerrahisinde de büyük ilerlemeler olmuştur. Kalp kapakçıkları çalışmayan bir kalbe yeni kapakçıklar takmak olanağı vardır. Hatta ölmüş bir insanın kalbini kalp hastasının vücuduna naklederek bu kimseye yeni bir kalp takmak olarıağı bile vardır. Bununla birlikte bu tür ameliyatların başarısı, hiç değilse şimdilik çok sınırlıdır.