Kabuklular, eklembacaklı hayvanların bir sınıfıdır. En yaygın kabuklu hayvanlar karldes. yengeç ve istakozdur. Bu hayvanların kalın bir kabuğu vardır. Kabuklular genellikle hayvan ve bitki artıklarını yerler. Eğer kabuklu hayvanlar olmasavdı, deniz çürüyen hayvan ve bitki ölüleri ile kirlenirdi.
Kabukluların 26000′den fazla türü vardır. Türler çok değişik boylardadır. Mikroskopik boyutlarda su sineği ile ayak açıklığı 3,5 metre olan örümcek Japon yengeci de kabuklu hayvanlar arasındadır.insanlar tarafından yenilen irice kabuklu hayvanların beslenme çevrimindeki rolleri küçüktür. Oysa küçük boyutlu amfipodlar ve izopodlar daha önemlidir. Bu canlılar doğanın çöpçüsü sayılırlar. Ölü bitkisel ve hayvansal maddelerle beslenirler. Sonra da balina gibi büyük balıklara yem olurlar.
Plajlarda, taşların altında sık sık amfipodlara ve izopodlara rastlanır. Bu hayvanların çok farklı vücut biçimleri ve değişik hareket etme yöntemleri vardır. Daha da önemli olan kabuklular kopepodlardır. Bunlar deniz yüzeyinde büyük sürüler halinde do!aşırlar. Sürünün eni boyu birkaç kilometreyi bulur. Birhücreli mikroskopik bitkilerle beslenirler. Bu hayvanlar genellikle bir plarıktonun ayrılmaz bölümünü oluştururlar. Plankton su yüzünde bulunan küçük hayvan ve bitki kütlelerinin meydana getirdiği bir yaşam ortamıdır.
Plankton, balinalar dahil birçok balığa ve deniz hayvanına besi sağlar.
Kabuklular genellikle denizde yaşayan hayvanlar olmakla beraber karada yaşayan birkaç tür de vardır. Bazı tropikal ülkelerde, bazı yengeç türleri denizi terk edip karaya uvrnuşlardır. Ağaçlarda yaşayanları bile bulunur. Tatlı su birikintilerinde ve havuzlarda yaşayan birçok kabuklu türü de vardır.
Eklemli vücutlar: Kabuklu hayvanlar omurgasızdır. Omurga yerine gövdelerini dıştan saran sert bir kabuğa sahiptirler. Buna dış iskelet de denir. Bu kabuk birçok parçadan yapılmıştır. Hemen bütün kabuklularda bu parçalar birleşerek vekpare bir kabuk meydana getirirler. Kabuk, vücudun ön bölümünü kaplar, kalp ve sindirim organları gibi organları korur. Bazı türlerin, vücutlarının arka bölümlerini de kaplayan eklemli kabukları vardır. Örneğin istakozun kuyruğu böyle eklemli parçalardan yapılmıştır.
Kabukların eklemli uzantıları vardır. Bu uzantılar türlere göre çok değişik biçimlere girerler ve değişik görevler yüklenirler.
Uzantılar ısırma, yakalama, yürüme ya da yüzme işlemlerini yapan organlar haline gelebilirler. Büyük türlerde solungaçlar, bu uzantıların kökünde bulunur. Ağız yakınındaki uzantılar, çeneye dönüşür ve çiğneme işlerini görürler. Kafa arkasında bulunan uzantılar ise genellikle yürüme ve yüzme görevini yapar.
Kabukluların, genellikle başlarının önünde ya da yanında iki çift duyarga vardır. Bunlardan birinci çift duyu organıdır. Bu duvarganın üzerinde kimyasal değişimlere duyarlı kıllar bulunur. Duvargaların görevi insanda, burnun yaptığı işe benzer. Bazı bilim adamları, duyargalar üstündeki ince kıllann, erkek hayvanın dişi hayvanı arayıp bulmasına yaradığı kanısındadır. Zaten duyargalar, çiftleşme sırasında erkeğin dişiyi yakalayıp tutmasına da yarar. Bazı türler ise duvargeları. ek bir yüzme organı olarak kullanır.
ikinci duvarga çifti daha çok bir yüzme organı olarak kullanılır; ancak bazı türlerde duyu organı olarak da görev görür,
Vücut üzerindeki duyu kıllan. dokunma duyusunu sağlar. Bunlar çevre sulardaki harekete ve titreşime karşı duyarlıdır. Bir bakıma insandaki kulak gibi çalışırlar.
Larva denen yavru kabukluların başlarının ortasında bir tek gözleri vardır. Bazı türlerde ise, erginlerin bile bir tek gözü vardır. Birçok türde ise, orta göz kaybolur ve bunun yerini bir çift bileşik göz alır. Bileşik göz birçok mercekten yapılmıştır. Kabukluların bileşik gözleri genellikle bir sapın ucunda bulunur. Yapıları da böcek gözlerine çok benzer.
Kabukluların birçoğu, vücut yüzeyleri yoluyla oksijen alır. Daha gelişmiş türlerin, sudaki oksijeni alabilen solungaçları vardır. Karada yaşayanfar hava soluyabillrler.
Kabuklular çiftleşerek ürerler. Birçok türün dişileri yumurtalarını ya kabukları altında ya da özel yumurta keselerinde saklar. Bazı türlerde yavru kabuklular yumurtadan çıktıkları sırada, yapı ve biçim bakımından erginlere benzerler. Ama çoğunlukta yavrular ana babalarına pek benzemez. Larva birinci gelişme aşamasında nauplius adını alır. Naupliusun genellikle oval bir gövdesi ve üç çift üyesi vardı.
Nauplius gelişirken boyu uzar ve arka kısmı bölütlere ayrılır. Eski kabuk dökülür ve yeni parçalar eklenmiş olarak yeni kabuk çıkar. Her parça üzerinde bir çift yeni uzantı gelişir. Çift gözler, başın iki yanında belirmeye başlar. Daha sonraki aşamada ise göz sapları büyür. Gelişim tamamlanıncaya kadar bu kabuk değiştirme birkaç kez tekrarlanır.