« Jüpiter
Kabuk, bir hayvanı dıştan örten, kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu bir örtüdür. Bir deniz hayvanının kabuğu kulağa tutulunca bir ses duyulur. Bu sesin denizle bir ilgisi olmayıp, kanın kulak damadarında akarken çıkardığı sestir. içi oyuk olan kabuk, sesi tekrar kulağa veren bir vankı odası oluşturur.
Kabuklar, vurnuşakçalar adı verilen küçük hayvanların yuvalarıdır. Yumuşakçalar. adlarından da anlaşılacağı gibi yumuşak vücutlu hayvanlardır. Kemikleri yoktur. Bunlar omurgasız hayvanlardır. Birçok yumuşakçaların omurga yerine kabukları, ya da bir dış iskeletleri vardır. Bu kabuklar hayvanın yumuşak vücudunu destekler ve onu düşmanlauna karşı korur. Ayrıca vurnuşakça için bir yuva ve sığınak görevi görür.
Bütün yumuşakçalar kabuklu değildir. Örneğin kabuksuz sümüklüböceklerin ve karada yaşayan bazı yumuşakçaların gerçek bir kabukları yoktur. Mürekkep balıkları ve ahtapotlar da vurnuşakçalardandır. Bunlar denizde yaşar. Dış kabukları yoktur. Fakat bazı mürekkep balığı türlerinin ve bunların akrabalarının vücutlarının içinde bir çeşit kabukları vardır. Bu kabuklar bazen dalgalar tarafından kıyıya getirilir.
Bugün bilinen 10000 kadar kabuklu vumuşakça türü vardır. Bunlar kabuklarının biçimine ve tipine göre beş sınıfa ayrılır.
Yumuşakçaların en büyük sınıfını karından ayaklılar oluşturur. Bunların yüz binlerce değişik türü vardır.
Karından ayaklılar tek kabukludur. Yani kabukları tek bir parça halindedir. Bu kabuk genellikle koni ya da sarmal biçiminde olup, içinde bir tek bölme ya da oda vardır.
Karından ayaklıların çoğu denizde yaşar. Fakat ırmak ve göl karından ayaklıları gibi bazı türler tatlı suda yaşar. çoğu kayaların ve bitkilerin altında yaşayan kara sümüklü böcekleri de karından ayaklılardandır. En renkli ve değişik kabuklar denizde yaşayan karından ayaklılarda bulunur. Tatlı su karından ayaklılarının kabukları denizdekilere oranla daha soluk ve renksizdir. Fakat kara sümüklüböceklerinin çoğunun çok güzel kabukları vardır. En büyük ve en renkli sürnüklüböcekler Amerika, Afrika ve Asya’da nemli ormanlarda yaşarlar.
Yumuşakçaların bir diğer sınıfı da iki kabuklulardır. Bunların kabukları iki ayrı parçadan oluşur. Bu parçalar bir kenardan birbirine bağlı durumdadır. Hayvan kabuğunu açıp kapayarak çevresindeki sulardan avını yakalayabilir. Midye ve ıstakoz da bu sınıfa girer. istiridyeler, midyeler, deniz tarakları hep iki kabukludur. iki kabukluların en büyük örneği dev bir deniz tarağıdır. Bu hayvanın kabuğu, bütün yumuşakçalar arasında bulunan en büyük kabuktur. Gelişmesini tamamlamış dev bir deniz tarağının ağırlığı 225 kiloya kadar çıkabilir. Kabuğunun her bir kanadının boyu da bir metre uzunluğunda olabilir.
istiridyeler, iki kabuklular arasında en değerli hayvanlardır. Bunların değerli olmasının iki nedeni vardır. Birincisi etlerinin çok lezzetli oluşudur; istiridye o denli lezzetlidir ki çiğ olarak bile yenilebilir. ikinci neden de bazen kabuklarının içinde inci oluşturmalarıdır. lstirldveler kabuklarının içinde sedef adı verilen renkli, saydam bir zar oluştururlar. Bu madde bazen kum parçası gibi bir çekirdeğin çevresinde oluşur. Çekirdeğin çevresinde yeteri kadar sedef biriktiğinde ortaya çok güzel yuvarlak bir inci çıkar.
Bir diğer kabuklu yumuşakça sınıfı da kafadan ayaklılardır. Bu grupta ahtapot ve mürekkep balığı vardır. Bu hayvanların vücutlarının içinde bir çeşit kabuk vardır.
Gerçekte ahtapotun hiç kabuğu yoktur. Yalnız sederli deniz sarmalı adındaki bir kafadan ayaklı türünün gerçek bir kabuğu vardır. Bu hayvanın kabuğu, birkaç değişik bölmeden oluştuğu için olağan dışıdır. Hayvan, bu bölmelerin en büyük ve en yeni olanında yaşar. Sedefli deniz sarmalı, bu tür kabuğu olan tek yumuşakçadır. Fakat bur hayvana benzer soyu tükenmiş bazı canlıların kabukları bulunmuştur. Binlerce yıl önce yaşamış olan bu hayvanlara ammonit adı verilir.
Yumuşakçaların önemsiz bir grubu da skafopodlardır. Bunlar derin denizlerin dibindeki kumIarda yaşarlar. Kabukları çok küçük fil hortumlarına benzer. Her iki ucunda birer delik vardır.
Kitonlar da sığ sulardaki kayalarda yaşayan yumuşakçalardır. Bunların kabukları, kenarlarından sert bir maddeyle birleştirilmiş olan sekiz parçadan oluşur.
Bir yumuşakçanın kabuğu nasıloluşur? Bütün yumuşakçalarda manto adı verilen çadır biçimli bir doku vardır. Işte kabuğu oluşturan bu dokudur. Kabuk, kalsiyum karbonat adı verilen beyaz bir maddeden oluşur. Örtü dokusu sıvı halde kalsiyum karbonat salgılar. Bu da sertleşerek kabuğu oluşturur. Yumuşakça büyüdükçe bu doku kabuğun içine kalsiyum karbonat akıtmaya devam eder. Böylece kabuk da büyür ve kalınlaşır. Bu arada renk maddeleri de oluşabilir. Kabuk çizgili, noktalı ya da tek renk olabilir. Bazen kabuğun üzerinde (örneğin istiridye kabuğunda) değişik kalınlıklarda halkalar görülür. Bu halkalar. yılın değişik zamanlarındaki değişik büyüme hızlarının sonucunda oluşur. Bazen halkaların sayısından, kabuğun yaşı anlaşılabilir.
Kabuk koleksiyonları: Kabukları inceleyen bilim dalına konkoloji adı verilir. Kabuk koleksiyonu yapmak da çok ilginç bir uğraştır. Dünyanın her tarafındaki göllerde ve ırmaklarda değişik kabuklar bulunabilir. Ayrıca deniz kenarlarında da çeşitli kabuklar vardır. Buniarı aramak için en uygun zaman denizin çekildiği ve havanın kararmaya başladığı zamandır. Yumuşakçalar gün ışığından saklanırlar.
Bir kabuğu temizlemek için önce beş dakika kadar kavnatmak gerekir. Kabuğun çatlamaması için su yavaş yavaş kaynatılmalıdır. iki kabuklu yumuşakçalar kendiliğinden açılırlar. Böylece kabuğu n içindeki ölü hayvan kolayca çıkarılabilir. Yumuşak hayvan kabuğun içinden bir iğne yardımıyla çıkarılır. Sonra kabuk sabunlu suda sert bir fırçayla temizlenir. Kabuğu bir gece suyun içinde bırakmak da yararlı olur.