«

»

 

Göller

Kıtalar arasındaki denizlere okyanus denir. Yeryüzündeki bütün okvanuslar (Büyük okyanus, Atlas okvanusu, Hint okyanusu, Kuzey Buz Denizi) birbirleriyle bağlantılıdır. Denizler de okvanuslar düzeninin bir parçasını oluştururlar. Genellikle bir ya da birkaç kıta ile çevrili olan denizlerin okyanuslarla bağlantısı vardır.Okyanus düzeni ile olan bağlantısı, herhangi bir nedenle tamamen veya kısmen kesilen tuzlu su kitlesine deniz kulağı (Iagün) denir. Örneğin, denizin kum ve çakıllardan açıklarda bir vığırıak yapması sonucunda kıyıya paralel uzanan ince bir su kesiminin denizle olan bağlantısı kesilir. Sığ bir deniz kulağının üzerine kurulmuş olan ıtalya’daki Venedik şehri bunun en güzel örneğidir.
Bazı deniz kulaklarını da mercan kayaları oluşturur. Mercanlar polip denilen deniz hayvanlarının iskeletleridir. Mercanlar genellikle bir adayı çevreleyen denizin alt yüzeyinde gelişirler. Zamanla büyüyerek kaya görünümüne girerler. Suyun üstüne çıktıkça adayı çevreleyen su kesiminin denizle olan bağlantısını keserler. Kavalarta ada arasında kalan bu tuzlu su kütlesi deniz kulağıdır. Okyanusun etkisinden korunduğu için suyu durgundur. Kuzey doğu Avustralya’daki büyük mercan duvarı 1 770 kilometre uzunluğunda bir deniz kulağını kapsar. Bu durgun sular deniz ürünleri bakımından çok zengindir.
Atol ise bir adanın yalnız bir bölümünü çevreleyen mercan kayaları tarafından oluşturulur. Atolün içinde kalan durgun su kütlesi de deniz kulağı olarak tanımlanır. Göller okvanus düzeninin kapsamına girmezler. Belirli bir büyüklüğün altında kalan küçük göllere o yörenin törelerine göre gölcük, dağ gölü gibi değişik adlar verilir. Bazı.göller ise çok büyük olduğundan bunlara deniz adı verilir. Örneğin Hazar ve Lut gölleri böyle göllerdir. Okvanus düzeni ile doğrudan bir bağlantıları olmadığından coğrafyacılar bu denizleri göl diye sınıflandırmayı yeğ tutarlar.
438000 kilometre karelik bir alanı kapsıyan Hazar denizi dünyanın en büyük gölüdür. Dünyanın en derin gölü ise 1 620 metre ile Rusya’daki Baykal gölüdür.Türkiye’nin en büyük gölü olan Van gölünün yüzölçümü ise 3 733 km. karedir. Göller, toprağın uygun olduğu herhangi bir çukur havzada oluşabilirler. Bir gölün oluşabilmesi için toprağın su sızdırma oranının çok düşük olması gerekir. Aksi halde gölün suyu bütünüyle çevre topraklar tarafından emilir. Önemli bir nokta da, gölü besleyen yağmur, kar, akarsular ve yeraltı suları gibi kaynakların sağladığı su miktarının, buharlaşma.göl ayakları (gölden çıkan sular) ve sızma yolu ile kaybolan su miktarından daha fazla olmasıdır.
Çoğu gölün, sularını boşaltan göl ayakları vardır. Suyun çok gelip de gölden taştığı durumlarda bunlar da kabantlar. Göl ayaklarından yoksun göllerin suyu çok tuzlu olur. Tuz göle çevre topraklardan süzülüp gelen sular yolu ile girer. Buharlaşma sonucu bu su uçar, getirdiği tuz ise gölde kalır.İsrail ile Ürdün sınırları arasındaki Lut gölü herhangi bir okyanustan daha tuzludur. Bu göl deniz düzeyinden 395 metre aşağıdadır. Utah’daki (A.B.D.) Büyük Tuz gölü tarih öncesi çağlarında oluşmuş çok büyük bir buzul gölünün kalıntısıdır.
Göller kalıcı bir nitelik taşımazlar.
Akarsuların çevreden toplayıp getirdiği çamur ve tortu zamanla gölü doldurabilir. Aşınma sonucu göl ayaklarının yatakları genişlerse boşalttıkları su oranı artar, gölü kurutabilitler. Buharlaşma yolu ile kaybolan suyun miktarı ise mevsime ve hava koşullarına göre değişir. Bazı göllerin su düzeyi kurak geçen mevsimlerde veya anormal kuraklığın başgösterdiği devrelerde çok. düşer. Nijerya’ nın sınırında.bulunan Çat gölünün yayılma alanı yıllardan beri 9850 ile 26650 kilometre kare arasında değişmektedir.
Göllerin oluşum şekilleri değişiktir. Çoğu çağdaş göllerin çanakları son buzul çağının buzulları tarafından oyulmuştur. Amerika ve Kanada’daki büyük göller böyle oluşmuştur. 82 350 kilometre karelik bir alanı kaplayan Superior gölü dünyanın en büyük tatlısu gölüdür.Set gölleri akarsu yatağının, örneğin toprak kayması. çığın sürüklediği kaya ve taşlar, volkanik lavlar tarafından tıkanması sonucunda oluşurlar. Su bu setin gerisinde birikir. çevreye yayılır ve gölolur. Bazen set suyun basıncına dayanamayıp yıkılır. Bazen de göller sönrnüş yanardağların kraterlerinde oluşurlar.
Göller insanlar tarafından ulaştırma ve spor yapmak için veya su deposu olarak kullanılırlar. Yapma göllere baraj denir. Barajın setlerinden akan suyun gücü ile elektrik enerjisi üretilir. Göller, aynı zamanda en fazla değişiklik gösteren en kısa ömürlü yeryüzü şekillerindendir. Sözgelişi kuvvetli bir akarsuyla beslenmeyen çoksıcak ve kurak bölgelerin sığ göllerinde zamanla sular çekilir. Yerlerinde birer tuz çanağı kalır. Bol yağış alan bölgelerdeyse, kimi kere aluvyon birikimiyle gös büsbütün ortadan kalkabilir. Bu arada bataklıklar fazla derin olmayan tatlısu göllerinin kıyı kısmında yetişen bitkiler zamanla birikerek kömürleşir. Bunlara turba deniilir. Turba, yakın zamanlardaki bitkilern fosilleridir.

SVGY Benzer Konular
Etiketler:

Bir Cevap Yazın