Etle beslenen hayvanlara etçiller denir. insan da dahilolmak üzereçoğu memeliler etle beslenirler. çoğu balıklar öteki balıkları yerler; baykuş ve kartal gibi bazı kuşlar ve hatta bazı bitkiler bile etle beslenirler. Bazı memeliler aşağı yukarı 300 tür içeren etçiller (camivora) takımına girerler. Bu hayvanların etçiller takımı içinde sınıflandırılmalarının tek nedeni etle beslenmeleri değil, aynı zamanda etle beslenmeye uygun bir yaşam sürmeleridir. Etçillerin, etle beslenmeleriyle ilgili birtakım ortak fiziksel özellikleri vardır. Etçiller takımına giren hayvanlar, çoğunlukla hareketli. olurlar, güçlü duyuları vardır; zekidirler. Etçiller hem beslenmek için, hem desilah olarak kullandıkları perıçelere ve çenelere sahiptirler.
Dişlerinin biçimi, etçillerin sınıflandırılmasında önemli bir etkendir. Etçiller, yassı azı dişlerine sahip olan ve çenelerini yana doğru hareket ettiren öteki hayvanlar gibi çiğneyemezler. Etçillerin çeneleri ancak bir makasın kolları gibi yukarı ve aşağıya doğru hareket eder. Bu çeneler sert etlerin kesilmesinde ve kemiklerin öğütülrnesinde çok elverişlidir.
Bu özelliklere sahip olmayan hayvanlar, etçiller takımına girmezler. Insan et yediği halde etçiller takımında sınıflandırılmaz. Çünkü insanın öğütücü dişleri vardır ve çenesi yukarı ve aşağıya doğru hareket ettiği gibi, yana doğru da hareket edebilir. Insanın makas gibi kesici etçil dişleri yoktur. Et yiyen kuşlar, balıklar ve bitkiler de gerçek etçiller sayılmazlar.Kediler,köpekler, ayılar ve foklar gerçek etçillerdir. Bunların tüm yiyecekleri et olmamakla birlikte, etçiller takımına girmelerinin nedeni, gerçek etçillere özgü fiziksel özelliklere sahip olmalarıdır. Gerçekten, bazı ayılar etten çok sebze ve meyve ile beslenirler.
Etçillerin dişleriyle otçulların dişleri işlevleri ndeki farklılık nedeniyle,biçim bakımından da farkIıdırlar. Otçulların ağızlarının ön tarafında kesici, arka tarafında ise öğütücü dişler vardır. Bu hayvanlar böylece yiyeceklerini yutmadan önce iyice çiğnemiş olurlar. Etçillerin de ağızlarının ön tarafında kesici dişler bulunur. Bunların gerisinde besinleri parçalamak için kullanılan köpek dişleri vardır.
Insan, balık, et ve sebzeden oluşan çeşitli besinlerle beslenir. Insanda hem etçillerin kesici dişleri hem de otçulların öğütücü dişleri vardır. Bütün etçiller Cynodictis denilen ve milyonlarca yıl önce yaşamış olan ortak bir atadan türemişlerdir. Bu hayvanın büyüklüğü bir köpek kadardı ve bacakları vücuduna göre kısaydı. Bu nedenle yaşaması kolaydı. Beyni, o dönem yaşayan hayvanların tümünden büyüktü. Bu hayvanın yaşamını sürdürmesi belki de bu yapıya bağlıydı.
Cynodictis’ten türeyen hayvanlar iki kola ayrı labilirler. Bunlardan biri misk kedisigiller, sırtlangiller ve kediler gibi hayvanlardj. Öteki gruba ise gelincikler, köpekler, küçük ayıgiller ve ayılar girer. Misk kedisigiller Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında yaşayan kediye benzer küçük etçillerdir. Amerika’da yaşamazlar. Sırtlangiller misk kedisigillerden evrimleşmişlerdir. Bu hayvanlar avcı etçillerin besin artıklarıyla beslenen leş yiyici hayvanlardır.
Büyük avcılar: Kedigiller, etçiller arasında en gelişmiş olanlardır.
Bu hayvanların avianmadaki becerileri çok ünlüdür. Kediler avlarının üstlerine atlamadan önce sessizce yaklaşırlar ve sonra öldürücü pençelerini ve dişlerini avlarına saplarlar. Kedigillerin öğütücü dişleri olmamakla birlikte çok güçlü dişleri vardır. Kedigiller familyası, aslan ve kaplan gibi büyük avcı türleri ve çeşitli evcil türleri içerir. Bu hayvanların görünüşleri çok farklı olmakla birlikte temel yapıları benzerdir. Örneğin bir aslan kafatasıyla bir kaplan kafatasını ayırt etmek olanaksızdır.
Günümüzde uzun dişli kedigiller bütünüyle ortadan kalkmış olmakla birlikte bu hayvanlar hakkında Kal iforn iva’ daki’ katran kuyu ları ndaki kalıntılardan çeşitli bilgiler edinilmiştir. Uzun dişli kedigiller yaşarken, bu katran kuyuları bir su tabakasıyle örtülüvdü.Su içen hayvanlardan bazıları suya düşer ve katrana yapışıp kalırlardı. Suya düşen bu hayvanların vücutları, uzun yıllar boyunca katran içinde korunmuş ve günümüze
ulaşmıştır. Kalıntılardan birçoğu müzelerde sergi lenmektedir.
Bu kalıntılardan Kuzey Amerika’dayaşayan uzun dişli kedigillerin aslan büyüklüğünde güçlü hayvanlar oldukları anlaşılmaktadır. Ancak bu ilkel hayvanların diş yapıları oldukça farklıydı. Alt dişleri küçük, üst dişleri ise büvüktü. Köpek dişleri kılıç gibi uzun ve kıvrıktı. Bu dişler avlarda derin ve öldürücü yaralar açardı; böylece uzun dişli kedigiller avlarını kolaylıkla öldürebilirler. çoğu etçiller, avlarının önemli bir organına nişan alarak, onları bir pençe vuruşuvla ya da ısırarak öldürmeye çalışırlar. Ancak kalın postlu avlarda bu sonuç pek kolay sağlanmaz. ilkel uzun dişli kedigillerin kesici dişleri, avları anında öldürmese bile onlarda çok derin yaralar açardı. Böylece avlanan hayvan kanayan yarası nedeniyle zayıf düşer ve sonunda kan kaybı nedeniyle ölürdü.
Uzun dişli kedigiller, fil benzeri hayvanların ortaya çıkmasıyle yeryüzünden silindiler. Çünkü artık bu hayvanların uzun dişleri avlamak ve kendilerini savunmak için yeterli değildi.
Etçillerin gelincikleri içeren kolu aynı zamanda köpekleri, avıları, küçük ayıgilleri, su samurlarını da içerir. Kısa bacakları gelinciğin daha az hareketli olmasına yol açmakla birlikte bu hayvanın ağaçlarda sürdürdüğü yaşam açısından çok elverişlidir. Gelincik benzeri etçillerin çoğunun yaşam biçimleri de farklıdır. Örneğin su samuru balıkla beslendiği halde, panda daha çok sebze ile beslenir ve çok seyrek olarak balık veya küçük bir memeli yer. Köpekgiller familyası, köpekleri, tilkileri. kurtları içerir. Bu hayvanların besinleri et olmakla birlikte, yapıları etçillere özgü yaşam biçimine uygun değildir. Bu hayvanlar iyi avcı olmadıklarından sürüler halinde avlanırlar. Azı dişleri vardır ve avlarını çiğneyebilirler.
Evcil köpeklerin kökenleri henüz tam olarak açıklanamamıştır. Bazı bilim adamları köpekleri n çakallardan. bazıları ise kurtlardan türediklerini ileri sürerler. Ancak tüm köpek cinslerinin ortak bir ataları olduğu kesinlikle kabul edilmektedir. Küçük ayıgiller hem köpeklerle hem de ayılarla yakından akrabadırlar. Bu hayvanların arka dişleri ilkel atalarında olduğu gibi kesici değildir. Günümüzde yaşayan küçük ayıgiller arka dişlerini avlarını öldürmek için kullanırlar.
Gerçek bir etçil olan tek ayı cinsi kutup ayısıdır. Bu hayvanın yaşadığı Kutup bölgesinde sadece balık ve fok bulunduğuiçin kutup ayısı etçil olmak zorundadır. Kutup ayısı kimi zaman kuş, tilki ya da gevik de avlar.
Öteki ayılar karışık besinlerle beslenirler. Evrimleşme nedeniyle bu hayvanların öğütücü dişlerinden ikisi birer etçil dişe dönüşmüş, üçüncüsü ise kaybolmuştur. Ancak ayılar karışık besinlerini kolayca yiyebilirler. Çünkü etçil dişleri, öğütrne işleminde yararlı olacak şekilde uzamıştır.
Bütün canlıların yaşamı çevrelerine ve birbirlerine bağlıdır. Böylece her bir canlının bir halkayı oluşturduğu bir zincir, bir sistem meydana gelir. Bu sistemdeki canlılardan biri öteki canlılar için bir besin olabilir. Bazı canlılar ise sistemin öteki bireyleri için yararlı olan maddeleri üretirler. Örneğin bitkiler artık ürün olarak oksijen üretirler.
Bu gaz bütün canlıların solunum u için çok gerekli bir maddedir. Sözü edilen sistem içindeki tüm canlılar, çeşitli bakımıardan birbirlerine gereksinme duyarlar. Etçiller bu sisternin önemli bireyleri arasında yer alırlar. Canlılar bir besin zinciri de oluştururlar. Besin zincirinin en alt sırasında topraktan mineral ve Güneşten enerji sağlayarak besin oluşturan bitkiler yer alır. Bitkiler oluşturdukları besinlerle büyürler, kendileri de, bitki yiyen hayvanlar için besin kaynağı olurlar.
Bitkilerle beslenen otçullar ise bitkileri yiyerek büyürler ve bu bitkileri kendi vücutları içinde ete ve kemiğe dönüştürürler. Bazı etçiller öteki etçiller tarafından yenirler. Havvanlar da bitkilere yarar sağlarlar. Çünkü hayvanlar tohumların dağılmasında ve bitkilerin besin sağladıkları toprağın gübrelenmesinde etkilidirler.
Etçillerin, canlılar sisteminin doğal dengesinin korunmasında önemli bir rolleri vardır. Çünkü etçiller otçulları viverek bunların sayıca çok artmasını ve otlakların tükenmesini önlem iş olurlar.

