Çin’de 1556 yılındaB30 000 kişi öklü; Portekiz’in başkenti 1755 yılında tahrip oldu; Japonya’da 1923 yılında 140 000 kişi öldü ve 575 000 konut tahrip oldu. Kaliforniya (1906), Erzincan (1939) ve Alaska (1964) depremleri. binlerce kişinin ölümü ve milyonlarca liralık zarar ile sonuçlandılar. Son birkaç yıl içinde, Fas, Iran, Yugoslavya, Şili ve Peru’da binlerce insan öldü ve kentler yerle bir oldu. Büyük bir olasılıkla, önümüzdeki iki veya üç yıl içinde dünyanın herhangi bir yerinde yeni bir deprem felaketi meydana gelecektir. Bilim adamları, bir yıl içinde 500 000 kadar deprem olduğunu saptamışlardır. Bunların 100 000 kadarı hissedilebilecek kadar kuvvetlidir. 1 000 kadarı ise zarar verebilecek kuvvettedir.
jeologlar depremleri meydana gelmeden önce saptamayı artık başarmaktadırlar. ileride. deprem oluşmadan önce tehlikeli bölge boşaltılahilecektir.Jeologlar. ayrıca, depremlerin denetlenmesi konusunda deneyler yapmaktadırlar. Söz konusu deneyler başarıva ulaşrrsa. gelecekteki depremler etkisiz kılınabilecektir.
1960′ların sonlarında, bir grup bilim adamı, Dünyanın yüzeyi hakkında yeni bir görüş öne sürdüler. Bu görüşe göre Dünyanın dış kabuğu katmanlardan oluşuyordu. Bu katmanlar. yaklaşık olarak 65 kilometre kalınlrktavdılar ve sert soğuk kayalardan oluşuvorlardı. Birbirlerine bitişik olan katmanlar yerkabuğu içindeki muazzam güçler tarafından hareket ettiriliyordu. Bu yeni görüş, Dünya yüzeyindeki tüm büyük değiştmlerin. katmanların üzerinde değil, fakat birleşim yerlerinde oluştuğunu öne sürüyordu. Katman sınırları, depremlerin en sık olduğu bölgeleri belirleyerek elde edilebilirdi.
Katmanların hareketi, yılda belki birkaç santimetredir. Fakat bu hareket muazzam güçler tarafından yaratılmaktadır. Eğer iki katman birbirlerine doğru itilirlerse, eğrilip bükülebilirler. Bilim adamlarına göre, böyle bir hareket dağların oluşmasına neden olmaktadır. Katmanlar birbirlerini aşamazlar. Bazen bir katman diğerinin altına girer. Yani katman. dik bir açı ile Dünyanın içine girer ve bir çukur oluşturur. Batan katman derin kökenli depremleri yaratır ve batış doğrultusunda yanardağlar gelişir.
iki katmanın aynı doğrultu boyunca fakat karşıt yönlerde hareket etmeleri başka bir hareket türüdür. Örneğin, Kaliforrıiva’da San Andreas fayında iki katman birleşir. Büyük okyanus katmanı kuzeybatı doğrultusunda, Amerika katmanı güneydoğu doğrultusunda hareket eder. Iki katman. birbirlerinin yanından vavaşça kayıp geçerler. Kayış yumuşak ve düzenli olsaydı sonucu yalnızca Los Angeies ve San Franciscdnun vavaşça birbirine yaklaşması olurdu. Gerçekten de fayın bir yanındaki evler ve tepeler. bir insan yaşamı süresince, dört metre sağa hareket ederler. Fakat, kavış hareketi yumuşak ve düzenli değildir. Kayalar yapışmaya ve sıkışmava başlarlar ve hareket durur. Harekete neden olan güçler ise yığılmaya devam ederler. Dünyanın’ kabuğu eğilir, sonunda gerilim çok artar. Sonunda yerkabuğu aniden birkaç metre kayar. Bu ani hareketler, çevrede şok dalgaları oluşturur. Bu dalgalar bazen binlerce kilometre öteden duyulabilir.
Üç tür deprem dalgası oluşur. Ilk dalga türü, geçerken kayaları sıkıştırır ve birincil dalga adını alır. Ikinci tür dalga, kaya parçalarını birbirlerinin üstünden kaydırır. Çok yıkıcı olan bu dalgava kaydırıcı dalga denilir. Üçüncü tür, yüzey dalgasıdır; Dünya yüzeyi boyunca hareket eder. Yüzey dalgası, birincil dalga ya da kaydırıcı dalga yüzeye vardığında oluşur.
Deprem dalgalarının değişik türleri, değişik hızlarla hareket ederler. Birincil dalgalar en hızlıdır. Kaydırıcı dalgalar birincil dalgaların yarı hızıyla, yüzey dalgaları ise en düşük hızla hareket ederler. Deprem dalgalarının varışıarı arasındaki zamanı ölçerek, bir depremin kesin merkezi saptanabilir. Ayrıca dalgalar, değişik yoğunluktaki kayaların içinden değişik hızlarla geçerler. Böylece, Dünya çekirdeğindeki kayaların yoğunlukları hakkında bilgi sağlanılabilir.
Deprem dalgaları, sismograf denilen bir aygıtla ölçülür. Basit bir sismograf, ana kayaya kuvvetle demirlenmiş bir döner silindirden oluşur. Silindir döndükçe bir kalem yüzeyini çizer. Kalem, bir dikeyağırlığa bağlıdır. Yeryüzündeki herhangi bir titreşim silindiri döndürür, kalem ise sabit kalır ve silindirde oluşan hareketlerin çizimini yapar. Modern sismoğraflar, deprem dalgalarını fotoğraf yoluyla ya da osiloskop üzerine kaydedebilirler.
Bilim adamları, depremleri denetleyebilmek için deneyler yapmaktadırlar. Kayaların gözeneklerinin içine çok yüksek basınç altında su pompalamr. Böylece, kaya yüzeyi yağlanmış gibi daha serbest kayabilir. 5i1keleme hareketleri daha sık fakat daha az şiddetli tekrarlanırlar. Bir çatlaktan dışarı su pompalamak ise daha büyük sıkışmaya ve kilitlenmeye neden olur. Bir çatlak boyunca bir dizi delik açıp, son deliklerden dışarı su pompalayarak hareket kilitlenebilir. Daha sonra, merkez deliklerine su pompalavarak. yapay bir kayma oluşturulabilir. Bu y.olla, büyük bir deprem yerine, bir dizi küçük deprem meydana getirilebilir.
Türkiye de deprem bölgeleri arasında yer alır. Türkiye’nin başlıca deprem bölgeleri şunlardır: 1) Kuzey Anadolu deprem bölgesi. 2) Batı Anadolu deprem bölgesi. 3) Iç Anadolu deprem bölgesi. 4) Cünevdoğu Anadolu deprem bölgesi. 1939 yılında (28 aralık) Erzincan ve çevresinde büyük hasar yaparak 30 QOO’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan Erzincan depremi Türkiye’nin son yıllarda karşılaştığı en büyük depremdir.


Yorumunuzu Bırakın

Yazan admin
Tarih: 11th Şubat 2009
Kategori: d