Bir bardak suya bir kaşık şeker konulursa. şeker tanecikleri yavaş yavaş kaybolur ve berrak bir sıvı meydana gelir. Kimya biliminde bu çeşit sıvılara çözelti adı verilir.
içinde erimiş şeker bulunan suyun saf sudan fark­sız bir görünüşü vardır. Ama şekerli suyun tadına bakılınca. Şekerin varlığı belli olur.
Şeker bir katıdır. Onu meydana getiren molekül­ler birbirlerine sıkı bir şekilde kenetlenmişlerdir. Su ise bir sıvıdır. Suyu meydana getiren molekül­ler arasındaki bağ esnektir. Bir sıvıyı meydana ge­tiren moleküller birbirinin üzerinden kolayca ka­yabilir. Suya şeker koyunca, su molekülleri şeker tanecikleri arasından geçer ve bu tanecikleri birbirinden aynıdır. Su, ayrılmış taneciklerin çevre­sini zrrh gibi kaplar, tekrar birleşmelerini önler. Böylece şeker molekülleri hareketli bir hale gelir ve çözeltinin her yanına gitme olanağını bulur. Çözülen ve genellikle az miktarda olan’ molekül­ler çözülmüş molekül adını alırlar.. Çözme gücüne sahip ve genellikle çok miktarda olan moleküller ise çözücü adını alırlar. Şekerli su eriyiğinde, şeker çözülmüştür. su ise çözücüdür. Çözülen maddenin çözücünün her yanına eşit şekilde yayılması olayına yayılma (difüzyon) denir. Çözeltinin. her yanında. çözülmüş ve çö­zücü madde rnolekülleri aynı oranlarda bulunu­yorsa bu sıvı türdeştir (homojen)
Bir çözeltinin oluşması için her zaman bir katının bir sıvıda çözülmesi gerekmez. Gazlar da sıvıda çözülür ve bir eriyik meydana getirirler. Gerçekten de, deniz, göl ve nehirlerdeki sular havadan aldıkları çözülmüş oksijen ve azot gazlarını içe­rir. Balıklar, suda çözülmüş oksijeni kullanırlar. Eğer suda oksijen olmasaydı, balıklar ölürdü.
Saf bir çözeltide molekülden daha büyük parçalar bulunmaz. Ama içinde molekülden büyük parçalar bulunan karışımlar vardır. Örneğin kol­loid, bir maddenin molekül grupları ile bir başka maddenin moleküllerinin karışımıdır. Bir asıltı (süspansiyon) ise katı tanecikler içerir. Bu tane­ciklerin moleküller gibi hızlı hareket etmeleri olanaksızdır. Ağırlıkları nedeniyle dibe çökerler. Bu nedenle bir asıltı. türdeş değildir. Alt kısmın­da üst kısmına oranla daha fazla katı tanecikler bulunur.

Bir çözeltideki çözücü ve çözülmüş madde oran­ları değişebilir. Eğer çözülen madde oranı çözü­cüye oranla çok az ise buna seyreltik çözelti de­nir. Eğer çözülen madde oranı yüksekse derişik bir çözelti denir. Seyreltik şekerli su, az yatlıdır. Derişik şekerli su ise çok tatlıdır. Çözeltinin bu niteliği kimya biliminde çözeltinin konsantrasyonu ile ölçülür.

Alkol suda herhangi bir miktara kadar çözülebi­lir. Şeker ve tuz için belirli bir en büyük konsan­trasyon düzeyi vardır. Yani, belirli bir miktar su­da çözülebilen şeker ve tuz miktarı sınırlıdır. Bir miktardan fazlası konursa. çözelti doyar. Daha fazla tuz ya da şeker çözmeye çalıştırılırsa, bunla­rın çözülmediği suda yüzdüğü ve sonra çöktüğü görülür.

Çözülme ve çözme olanağı maddelere göre deği­şiklik gösterir. Örneğin, aynı miktar su içinde tuzun iki katı kadar-şeker çözülebilir’. Alkolde çö­süzülen karbondioksit gazı miktarı, suda çözülen­den iki kattan fazladır.

Çözülme sıcaklığa da bağlıdır. Sıcakta moleküller daha hızlı hareket eder. Bu nedenle çözücünün molekülleri, çözülen katı maddenin taneciklerini daha kolay parçalar. Böylece katı bir madde yüksek sıcaklıkta daha kolay çözülür. Ama, çözülen gaz ise yüksek sıcaklıkta daha az çözülür. ısıtılan çözeltideki bütün moleküller gibi, gaz molekül­leri de hızlı hareket etmeye başlarlar. Ama gaz molekülleri çok hızlı hareket ettikleri için çözü­lecek yerde sıvının içinden fırlayıp giderler. Bu olaya buharlaşma denir.

Çözülen madde çözücünün bazı özelliklerini de­ğiştirir. Çözücünün sıvı halden gaz haline geçiş sıcaklığı, yani kaynama noktası, genellikle yükse­lir. Sıvı halden katı hale geçiş sıcaklığı yani don­ma noktası ise düşer. Kışın buzlu yollara tuz dö­külmesinin nedeni budur. Tuz buzla karışır. Mey­dana gelen karışımın donma noktası sudan daha düşüktür. Bu nedenle buz erir.

Ortaçağda simyacılar, her şeyi çözecek evrensel bir çözücü bulmaya çahşmışlar. ancak bu amaç­larına varamamışlardır. Günümüzde de böyle bir çözücü bulunamamıştır. Bu niteliğe aşağı yukarı sahip olan ve her işe yarayan eritici sudur.

Suyun çözme niteliği bulunmasaydı, beslenme olamazdı. Bütün canlıların beslenmesi suda çö­zülen besi maddeleri ile sağlanır. Besi maddesi çözelti halinde değilse, bitki kökü onu topraktan soğuramaz. Insanın yediği maddelerin de, kana karışabilmesi için önce çözelti Haline gelmesi ge­rekir.


Yorumunuzu Bırakın

Yazan admin
Tarih: 4th Şubat 2009
Kategori: