İsviçre ile İtalya arasındaki Alp vadileri üzerinde deniz düzeyinden dört km. yükseklikte, ünlü Matterhorn dağı yükselir. Göğü delen sivri tepesi ile doyumsuz bir görünümü olan bu dağın bir za­manlar iki yamacından akan ve buzul denen bü­yük buz ırmakları tarafından oyulup biçimlendirildiğine inanmak zordur.
Buzullar, vadiler gibi kalın kar tabakalarının bi­riktiği yerlerde oluşur. Bu kar tabakalarının taba­nında basınç çok yüksektir. Buz kristalleri sıkışa­rak yuvarlak ve sert buz tanecikleri meydana ge­tirir. Eğer tabaka daha da kalınlaşırsa basınç arta­cağından buz tanecikleri bir buz kitlesi halinde sıkışırlar. Böylece, kar yüklü bir. buz tabakası olan buzul meydana gelir. Buzulun tabanındaki basınç çok yüksekse bura­daki buz, sıcaklık suyun erime noktasından dü­şük bile olsa erir. Eğimli yerlerde buzul bu ince su tabakası üzerinde kaymaya başlar. Böylece buz ve kar kitlesi çok yavaş ilerleyen bir ırmak niteliği kazanır.
Güney kutbu (Antarktika) bir buz başlığı ile kap­lıdır. Bu başlık aslında dev bir buzul olan çok bü­yük bir buz tabakasıdır. Böyle bir buz alanına “kıta buzulu” da denir. Grönland’ı kaplayan buz tabakası böyle dev buzullara başka bir örnektir. Buz başlangıcının kenarlarından, daha küçük buzul­lar oluşturarak sürekli buz akar. Genellikle bu kü­çük buzullara, vadiler boyunca aktıkları için, va­di buzulları adı verilir.
Ilık iklimlerde bile yüksek vadilerde buzullar olu­şabilir. Bazıları 150 km.’den uzun, 1 km.’den da­ha kalındır. Çoğu, günde birkaç santimetre ya da birkaç metre ilerler. Bazıları ise günde 30 metre yol alabilir.
Buzulun ortasındaki buzun akış hızı daha fazla­dır.
Yerbilimciler buzula enlemesine bir dizi ha­linde direkler dikerek ölçüm yaparlar. Birkaç gün ya da birkaç hafta sonra düz bir çizgi halindeki direk dizisinin eğik bir çizgi haline geldiği görü­lür. Bu da buzulun ortasının, yanlardan daha hızIı yol aldığını gösterir. Buzullar çok geniş bir ala­na yayılmıştır. Dünyanın bütün buzulları bir ara­ya gelse Güney Amerika kıtasının yüzölçümü ka­dar yer kaplar. Toplam buz miktarı bütün dünya­yı (okyanuslar dahil) 30 metre kalınlığında bir ta­baka ile kaplamaya yeter. Gelecekte bütün bu­zullar eriyecek olsa, yükselen deniz alçak şehirle­ri basabilir.
Buzullar ilerlerken önlerinde kaya ve topraktan oluşan bir moloz yığını sürükler. Bu yığın buzu­lun sonundaki buzultaşı oluşturur. Kuzey Avru­pa’nın birçok yerleri ve Kuzey Amerika tillit de­nen bu kaya yığınıyla kaplıdır. Yıllar önce eriyen eski buzullardan arda kalan kayalardır bunlar. Buzul vadinin sonuna eriştiğinde geniş buz taba­kaları halinde dağılabilir. Eridikleri zaman da al­çak dağ sıraları oluşturacak kadar çok, yığınla ka­ya bırakırlar geride.
Kayalar ve toprak, vadinin tabanı boyunca da sü­rüklenir. Bu kayaların bileyici hareketi sonunda taban cilalanır ve çizilir. Buzul yatağının yanları­na da taş toprak düşer. Bu taş toprak yan buzul­taş denen uzun koyu çizgiler meydana getirir. Çoğunlukla, buzullar da, ırmaklar gibi buluşup birleşirler. Buluştukları yerlerde yan buzultaşları birleşir ve yeni buzulun ortasında orta buzultaşı meydana gelir.
Buzullar vadilerini genişletir. Buzul oluşan vadi­lerin şekli tabanı düz, kenarları yüksek bir “U”ya benzer, Bu vadiler ırmakların “V” şeklindeki va­dilerinden oldukça değişiktir. Faka bir buzul da eridiği zaman ardında vadi boyunca akan bir ır­mak bırakır.
Eski bir buzul yatağın yanlarında çoğunlukla çağlayanlar bulunur. Bu sular ana buzula akan daha küçük buzul yataklarından gelir. Yüksek yerlerden alçak yerlere doğru akan buzullar giderek daha sıcak bölgelere girerler. Eriyen buzun suyu, buzulun altından akar. Buzulun ilerleme hızını ve erime noktasını buzul ayağı belirtir. Gerçekte, erime oranı, hiçbir zaman akış oranını tam olarak tutmaz. Buzul ayağı haftadan haftaya ve yıldan yıla bazen ilerleyerek bazen çekilerek konumunu değiştirir.
Kutup noktalarında buzullar denize erimeden ulaşırlar. Tabandan kopan buz kitleleri denizde yüzmeye başlar. Bunlara buzdağı adı verilir. Buzullar çekilince çoğunlukla geride erimesi uzun süren, yarı gömülü buz kitleleri kalır. Bun­lar eriyince büyük oyuklar ortaya çıkar. Kanada göllerinin çoğu böyle çukurlarda oluşmuştur. Yeryüzü tarihinin birkaç döneminde, kutuplarda­ki buz başlıkları şimdi olduğundan çok daha genişti. Buzul çağları boyunca buzullar sayıca daha. çoktu ve daha geniş bir alan kaplıyordu. Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa’nın bugünkü görünüm­leri eski buz çağlarından birçok iz taşır.
Örneğin Alp vadileri önceleri ırmak vatağıvken daha sonra buzullar tarafından genişletilmiştir. Norveç fiyorları şimdi yarı deniz dolmuş eski buzul yataklandır. Kaliforrıiva’da Sierra Nevada bölgesinde de eski buzul vadileri vardır. Yerbi­limcilereriven buzullardan geriye kalan kaya yığınlarıyla karışmış çam ağaçları bulmuşlardır. Bunlaryirmibin yıl önce buzullar tarafından ezil­miştir.
Yeryüzü tarihinin son 10000 yılı içinde buzullar çekilmeye başlamıştır. Sayıları buz çağlatma gö­re daha az, boyutları daha küçüktür. Fakat, yer­yüzü tarihini oluşturan dönemlerin çoğunda ik­lim öyle sıcak olmuştur ki, buzullar hiç ortaya çıkmayabilirlerdi.


Yorumunuzu Bırakın

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori: b