Vücudun maddi, manevi kuvvetini kaybetmesine, hastalıklara karşı direncinin yıkılması haline zafiyeı denir. “Zafiyet geldi” deyimi, vereme yeni yakalanmış bir kimse için kullanırsa da bu, daha çok, kötü hastalığın doğrudan doğruya adını söylemek istemeyişten ileri gelir. “Zafiyet” kelimesi, asıl anlamıyla, her bakımdan hastalığa hazır, dikkat edilmezse kötüye gidebilecek bir bünye için kullanılır. Elbette ki zayıf düşmüş bir bünyede pusuya yatmış verem mikrobu, ilk başkaldıracaklar arasındadır. Öte yandan “zafiyet”i “zayıflık”la karıştırmamalıdır.
Zafiyete uğramış bir kimsedeki başlıca belirtiler şunlardır: Her zayıf olan, hastalığa çabuk tutulabilir bir kimse değildir. İştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik. dermansizlık, çabuk yorulma, solukluk, kansızlık, çarpıntı, hırçınlık, sinirlilik, hava değişimlerine dayarıamamak, günlük işlerin yapılmasından sonra bitkinlik, bu gibi işlere karşı isteksizlik, vücudun çeşitli bölgelerinde ağrılar, özellikle baş ağrıları.
Zafiyet Neden İleri Gelir?: Bazı bünyeler doğuştan zayıftır, ya da en ufak dış, iç etkilerle vücudun dengesi çabucak bozulabilir. Metabolizma bozuklukları (besinlerin vücuda girişi, onların yararlı halde emilişi, organ ve dokulara dağılışı, oksijenle yanışı. artıkların dışarı atılışı); yeteri kadar besin alarnamak; açlık, sefalet, düzensiz bir hayat yaşamak (içki, kumar düşkünlüğü, uykusuzluk), uzun süren ateşli hastalıklar, büyük üzüntülerin doğurduğu ruhi çöküntüler de zafiyeti getirebilirler. Ayrıca, çeşitli hastalıklar da vücudu zayıf düşürerek direnci yıkar, başka hastalıklara zemin hazırlar. Zafiyeı Nasıl Tedavi Edilir?: Dinlenme, iyi beslenme, düzenli bir hayat, bol uyku, temiz hava, ruh süküneti, kuvvetlendirici ilaçlar tedavinin esasını teşkil eder. Beslenmede gıdanın miktarından daha önemli olan, çeşididir. Vücudun yapıtaşları olacak proteinli besinlerden özellikle et, yumurta, peynir, süt, yoğurt, bol kalori veren tereyağı, şekerli, nişastalı maddeler, organizmaya dışarıdan girmesi gerekli bulunan vitaminler, yemeklerin hazırlanmasında dikkate alınmalıdır.
Yemeklerin iştah açıcı bir şekilde hazırlanması, sofranın zevkle süslenmesi, yemek boyunca neşeli bir havanın estirilmesi, şüphesiz besinlerden faydalanma derecesini yükseltir. İştah açıcı olarak biraz şarap gayet iyi gelir.Zafiyete uğramış bir kimsenin büsbütün ağır hasta gibi yatağa bağlanması yanlıştır. Ağır işlerden, kötü hava şartlarından, ağır, yorucu sporlardan kaçınmak gerekmekle birlikte, bedeni yormayacak hafif işler, açık havada yürüyüşler, at gezintileri, seyahatler, beden ve ruh faaliyetlerini hafif hafif kamçılayarak sonucun daha iyi alınmasını sağlar.
Bütün bunlardan başka, birçok iştah ve kuvvet ilaçlanyle da vücudun toparlanmasına yardım edilir. Bu gibi ilaçları bir hekimin vermesi uygun olur, çünkü, en çok neye ihtiyacı bulunduğunu ancak hekim bilir. Mesela zafiyet gösteren bir kimsede vitaminler, hatta vitaminin bir tanesi en baştayken, birbaşkasında madensel maddeler, bir başkasında ise hormonlar önemli bulunabilir.
Son yıllarda anabolizan (metabolizmayı olumlu yönde kamçılayan) ilaçlar büyük ölçüde kullanılmaya başlanmıştır. Onun bunun tavsiyesiyle, doktordan habersiz, birçok kimsenin bu gibi ilaçları zayıflarda, hele çocuklarda kullandığı da oluyor. Zamansız, yersiz, miktarı ayarlanmamış her şeyin, hatta hayatta en faydalı bildiğimiz şeylerin bile zararlı olabileceği asla akıldan çıkarılmamalıdır. Zafiyet halinde, vücudu yormamak tasası ile, her türlü idman hareketlerinden sakınmak da bazen iyi bir sonuç vermez, zararlı bile olabilir. Vücudu yoracak kadar ağır idman hareketlerinden, sporlardan kaçınmak, normal bir kimse için bile yerindedir; bu bakımdan, zafiyete uğramış bir kimsenin, ağır, hatta hafif sporlar yapması elbette uygun olmaz. Buna karşılık, yorulmayacak kadar kısa yürüyüşlerin, bol hava alarak iştahı açmak, kan dolaşımını hızlandırmak gibi büyük faydaları vardır ki bunlar zayıf düşmüş bir kimseye salık verilebilir.Açlık, zafiyet nedenidir.

