Cinsel Eğitim Doğumdan Itibaren Başlaması Gereken Bir Eğitim Her ne kadar yetişkinlerden farklı şekilde ve anlamda da olsa, çocuk ilk yaşlarda vücudu ve karşı cins hakkında merak duyar. Çocuk, üç dört yaşlarında kendisi ve nereden geldiği hakkındaki soruları korkmadan ve çekinmeden sormaya başlayacaktır. Bu sorular, onun merakını giderecek ve yeterli bilgiyi verecek şekilde, doğru olarak yanıtlanmalıdır. Bu ilk dönemlerde genellikle bir veya iki özetleyici açıklama yeterli olacaktır.
Cinsiyet, tabiatın devamlılığında temel unsuru meydana getirir.
Çocuğun bu konuda merak duyması çok doğaldır. Gelişiminin ilk beş veya altı yılında olan bir çocuğun cinsiyet yönünden davranışları, bazı psikologları, cinsiyetin, bütün hayatın biçimlenmesinde ve gelişiminde en önemli faktörlerden biri olduğu sonucuna götürmüştür. Bu davranış hayatın gelişimi ile şekillenmeye başlar, yaşadığı her olay çocukta kalıcı izler bırakır. Bunun için bazı otoriteler, cinsel eğitimin evde ve doğumdan itibaren başladığını kabul ederler. Devamını Oku »
Ergenlik dönemi, kişinin yaşamında politika, aşk, ahlak, din gibi birçok önemli konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da fikirlerinin ve duygularının geliştiği kritik bir dönemdir. Cinsellik basit biyolojik bir olgu değildir. Kişinin cinsel davranışı, duyguları pek çok birbirinden farklı biçimler içerebilir ve cinselliğin gelişimi farklı psikolojik, sosyal ve kültürel etkilerle belirlenir. Cinselliğin üç bileşenden oluştuğu ileri sürülmektedir.
Bunlar:
1) Biyolojik-yapısal bileşen,
2) Cinsel rol bileşeni,
3) Cinsel-nesne tercihi bileşenidir.
Genelolarak bireylerin hem psikolojik hem de biyolojik olarak ya erkek ya da dişi olacağı görüşü yaygın ise de giderek biyolojik alanda bu iki uç arasında basamaklar olduğu, psikolojik alan gibi diğer alanlarda ise hem erkek,hem dişi özelliklerinin birlikte varolabileceği görüşü hakim olmaktadır. Bu bileşenlerdeki farklılıklar bireylerin cinselliğe ilişkin olarak yukarıda sözedilen iki uç arasında aldığı yeri belirler.
Tanım gereği bir “adolesan” yani ergen cinsel olugunluğa ulaşmış veya ulaşma sürecinde olan kişidir. Ergenlik dönemi cinsel uyanış dönemi olarak da düşünülebilir. Bu uyanış büyümeyi, bir beden duygusunun oluşmasını, erotik zevk veren şeylerin neler olduğunun tanınmasını, cinsel duygu ve davranışa ilişkin engellemeler ve bir miktar suçluluk duygusu ile başede bilme becerisini kazanmayı, kişinin kendisi, partneri ve topluma karşı cinsel sorumluluk kazanmasını, cinsel bir kişi olduğunu ve cinselliğin kendi yaşamındaki yerini giderek farketmesini ve erotizmi, bir başkasıyla yakınlığın bir yönü olarak yaşayabilme becerisini kazanmasını içerir.
Ergenlik döneminde cinsel gelişimin psiko-sosyal yönünü ele alan başlıca teorik görüşler şöyle özetlenebilir:
Psikanalitik Görüş: Freud’un gelişimsel kuramına göre ergenlik, latans döneminde bastırılmış olan cinsel dürtünün biyolojik değişikliklerin de etkisiyle gücünü artırdığı bir dönemdir. Bu dönemde ebeveynlere olan bağların da azalması beklenir.
Öğrenme Teorisi:
Bu teoriye göre taklit ve özdeşim. cinselliğin gelişiminde roloynar. Çocuklar aynı cinsten olan ebeveynin davranışlarını taklit ederek kendi cinsiyetlerine uygun davranışları öğrenirler. Ayrıca kitle iletişim araçları da ergenler için modeller sağlar. Gençler reklamlar ya da filmlerde gördükleri kişileri model alabilir ve taklit edebilirler. Devamını Oku »
çocuğun bol meyve suları gibi sulu içeceklerden bol miktarda verilmelidir. Eğer hastalık ağır biçimde seyrediyorsa, çocuğun bir sağlık personelinin yardımına ve ishal paketine gereksinimi vardır. çocuğun kolayca iyileşebilmesi için ek öğünler de verilmelidir.
UNICEF Türkiye temsilciliğinin yaptığı çalışmalar sonucunda özellikle ülkemiz, sağlık şartları göz önüne alınarak hazırlanan rapora göre; sağlıklı çocuk büyütmenin on şartı şunlardır:
1. Öncelikle annelerin doğum aralıkları önemlidir. İki çocuk arasındaki yaş farkının en az iki yıl olması, çocukların sağlıklı yetişmesi açısından önemlidir.
2. Anne adaylarının belirli aralıklarla gebeliklerini kontrol ettirmeleri ve doğumlarının doktor veya diplomalı sağlık personelince yaptırılması, çocuk ve annenin sağlığı açısından önemlidir.
3. Bebekler ilk aylarda mümkün olduğunca anne sütüyle beslenmeli. Bu konuda ideal süre 4 ay ile 6 ayarasında gösteriliyor. Bu aylardan sonra bebeğin başka yiyeceklere gereksinimi başlıyor.
4. Üç yaşın altındaki çocukların beslenmelerine özen gösterilmelidir. Bu çocuklar günde beş veya altı kez beslenmeli ve yemekleri, sebze püreleri eklenerek özel olarak zenginleştirilmelidir.
5. İshal, çocuğun vücudunda çok fazla su kaybına yol açarak öldürücü olabilir. İshalli her çocuğa su, anne sütü, ayran, açık çay, çorba, miktarda sulu şeyler yiyip içmesi sağlanmalıdır.
6. Aşı, çocukları birçok hastalıktan korur. Çocuğun iki yaşında bütün aşılarının tamamlanması gerekir.
Doğurganlık çağındaki bütün kadınlar tetanoza karşı aşılanmalıdır.
7. Öksüren çocuk, normalden çok daha hızlı nefes alıp veriyorsa, vakit geçirilmeden sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Öksürüğü ve nezlesi olan Sağlıklı çocuk büyütmenin uluslararası kriterleri saptanmış durumda.
8. Birçok hastalık, ağızdan giren mikroplarla meydana gelir. Bu tür hastalıklar, yiyeceklere dokunmadan öncedensu ve sabunla yıkayarak, su ve yiyeceklerin temiz olmasını sağlayarak, içme suyunu kaynatarak önlenebilir.
9. Hastalık, çocuğun büyümesini ve gelişmesini yavaşlatır. Hastalıktan sonra çocuğun açığını kapatabilmesi için her gün bir öğün fazla yemeğe gereksinimi vardır. Devamını Oku »
Zehir, yutma, soluma, deriden emilme, şınnga yoluyla ya da başka herhangi bir yolla vücuda girdikten sonra vücudun tümüne ya da bazı dokulara zarar vererek hastalığa ya da ölüme yol açan bir maddedir. Katı, sıvı ya da gaz durumunda olabilir. Yakın tarihlerde laboratuvarıarda elde edilmiş ve doğada karşıhğı bulunmayan birçok kimyasal bileşimin son derece zehirli olabildiği görülmüştür. Böcek öldürücü olarak kullanılan organik fosfor bileşikleri de zehirlidir. Günlük yaşamda evlerde kullanılan sabun, şampuan ve boya gibi bazı maddeler de zehirli olabilirler. Normal ölçülerde alındıklarında yararlı olan ilaçlar, yanlış ölçülerde kullanıldıklarında zehirleyici etki gösterirler. Hatta bazı besinler bile zehirli olabilirler. Vücuda girdiğinde, vücuttaki kimyasal ve biyokimyasal tepkimeleri bozan her madde zehirlidir. Vücuttaki kimyasal ve biyokimyasal tepkimelerin bozulması hastalıklara hatta ölümeyol açar. Devamını Oku »
Zaman, olayların akışını, öncelik ya da sonralığını bildiren temel bir kavramdır.İnsanlar herhangi bir tanımlama olmaksızın zamanı sezgi yoluyla kavrarlar. Örneğin, bir öğrencinin günlük yaşantısına genel bir açıdan bakılırsa şöyle bir tablo görülür. Sabah saat yedide kalkılır. Sekiz sularında okul başlar. Her ders belli bir zaman sürer. Saat 12 ya da 13′de öğle yemeği yenir. Öğleden sonra yapılan bir çalışmadan sonra, akşam belli bir saatte akşam yemeği yenir, yatılır, vb. Böylece, her gün belirli bir zamanda belirli bir iş yapılıyor demektir. Öbür insanların da buna benzer bir yaşantıları vardır. Dünyanın bazı yörelerinde yaşayan insanlar, başka bir yöredeki insanların yattığı saatte uyanırlar. Bunun nedeni Dünyanın kendi ekseni çevresindeki dönüşüdür. Güneş yerküresinin bir yanını aydınlatırken, yerküresinin öbür yarısı karanlıkta kalmaktadır. Devamını Oku »
Yumurta, yumurtlayan hayvanların dışarıya verdikleri üreme gözesidir. Uygun koşullar altında tutulan yumurta gelişerek vavruvu meydana getirir.Tüm kuşlar sert kabuklu yumurta yumurtlarlar. Kaplumbağa, yılan, timsah, kelebek ve sinekler de yumurtlayan hayvanlardandır. Insanlar da yaşama bir yumurta olarak başlarlar. ama bu annelerinin karnında olur. Hayvanların çoğu yaşama birer yumurta olarak başlarlar.Yumurta, dişi hayvanların oluşturduğu cinsel bir gözedir. Yumurtalar. dişllerin yumurtalık denilen özelorganlarında oluşurlar. Yeni bir canlının oluşabilmesi için dişi cinsel gözenin erkek cinsel göze ile karşılaşması ve birleşmesi gerekir. Bu birleşmeye döllenme denir. Döllenen yumurta bölünmeye başlar. Sonra küçük bir embriyon durumuna gelir, böylece yeni bir canlı varlığın oluşumu başlamış olur. Bu olaya, eşeyli üreme denir. Yumurta annenin yumurtalıklarında oluşurken içine besin depolanır. Embriyon bu besini kullanır. Yumurtada besin oranı ne kadar yüksek olursa ernbrivonun büyüme hızı da o kadar fazla olur. Kuş ve timsah gibi hayvanların yumurtalan çok besin içerir. Devamını Oku »

