Dünya, Güneş sisteminde bir gezegendir. Küre şeklinde olup çevresi ekvatorda yaklaşık olarak 40000 kilometredir. Dünya, kendi ekseni etrafında bir dönüşünü bir günde tamamlar. Demek ki, ekvatorda bulunan bir ülke, saatte 1600 kilometre yolalmaktadır. Ekvatordaki insanlar bu hızın farkında değildirler, hatta, döndüklerini bile anlamazlar; çünkü onlar da Dünya ile birlikte dönmektedirler. Dünyanın gerçek şeklinin nasıl olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi, son yıllarda uzay gemileriyle yapılan volculuklarla olabilmiştir. Daha önceleri, Dünyanın yuvarlak olduğu, kendi ekseni ve Güneş çevresinde döndüğü biliniyordu. Ancak bu kuramsal bilgileri gözle görerek kanıtlamak olanağı yoktu. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 13th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Normal bir insanın beş duyusu vardır. Bunlar tatma, görme, koklama işitme ve dokunma duyularıdır. Duyular kişinin çevresini tanımasına olanak sağlarlar. Duyular aracılığıyla hissetmeye duyum denir. Duyum vücudun, örneğin göz ve burun gibi, duyu organları adı verilen bölümlerinde başlar. Duyum vücudun sinir sistemiyle de bağlantı halindedir.Sinirlerden oluşan sinir sistemi,duyu organlarının aldıkları bilgileri beyine iletirler. Her bir bilgi minicik bir elektrik akımı niteliğindedir. Bu bilgiler beyinde, örneğin bir gülün kokusu gibi bir duyum biçiminde algılanırlar. Duyu organı tarafından alınan bilgiye uyarı denir. Bu bilgiye uyarı denmesinin nedeni organı uyarmasıdır. Uyarı organda bir tepki yaratır. Her duyu organı belirli bir uyarıya karşı duyarlıdır. Örneğin gözler ışıga; kulaklar ses dalgalarına, burun ve dil kendilerinedokunan küçük taneelklere, deridokunduğu cisimlerin basıncına veya ısısına duyarlıdır. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 13th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

hayvanlarda bulunan, uzun, ince bir dokunma organıdır. Hayvan, çevresinde olup bitenleri duvargaları aracılığıyle anlar. Eklembacaklılarda bir çift duyarga vardır. Yengeç, istakoz ve böcekler eklembacaklılardandı
Böcek duyargaları, beyne giden bir sinire bağlı tüycüklerle kaplanmıştır. Tüylerden her biri ısının yol açtığı hava dalgasını, yakında bulunan bir canlının kıpırdaruşlanm. hatta sesleri duvabilecek duyarlıktadır.
Uçan böcekler, kanat çırpışiarını duvargalarıvle algıladıkları rüzgara göre düzenlerler. Rüzgar sert esiyorsa uçuşları daha güç olur. Duvargaları örtülüvse böcek kanatlarını açmaz. Duyargalardan biri zedelenmişse böcek çarpık uçar. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 13th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Bir yakıt tümüyle varımazsa duman. oluşur. Kömürün ana maddesi karbondur; ayrıca bir miktar da hidrojen içerir. Bir kömür parçası açık havada yakılırsa karbonun büyük bir kısmı yanar, daha doğrusu havadaki oksijenle birleşerek su buharı oluşturur. Karbonun bazı ufak tanecikleri yanmaz. Bu tanecikler havaya karışıp dumanı oluştururlar. Bilim adamları dumanı, örneğin hava gibi bir gaz içinde taşınan katı madde tanecikleri olarak tanımlarlar tanımlarlar. Fakat bacadan çıkan kömür ateşinin dumanı başka şeyler de içerir. Katı karbon taneciklerinin taneciklerinin yanı sıra, karbondioksit, kükürtdioksit ve su tanecikleri de taşır. Su buharı bacadan geçerken soğur, sıvı halini alır yani voğunlaşır ve su tanecikleri oluşur. Yoğunlaşma buharın sıvıva dönüşmesine denir. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 13th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Dördüncü zaman diye adlandırılan jeolojik dönem, aşağı yukarı iki milyon yıl önce başlamıştır ve günümüzde de devam etmektedir. Dördüncü zaman iki döneme ayrılır. Bunlardan biri, Buzul çağı da denilen Pleistosen, ikincisi ise, hala sürmekte olan Holosen’dir. Dünyayı etkisi altında bırakan en önemli soğuk iklim dönemleri Pleistosen’de meydana geldi. Soğuk iklim koşulları, dört kez kuzey kutbundan güneye doğru yayıldı. Bu sırada Avrupa’nın, Asya’nın ve Kuzey Amerika’nın büyük bir bölümü buzlarla kaplandı. Buz tabakaları, subtropikal bölgeye kadar ilerlediler. Avrupa’da iklim giderek soğudukça, kuzeyden güneye doğru hayvan göçü başladı. Göç eden hayvanlar, kalın postlu mamutlar, gergedanlar ve mağaralarda yaşayan ayılardı. Bu iklim değişikliğinden okyanuslar da etkilendi. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 11th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Bir gözlemeye göre hareket halinde olan bir ses kaynağının frekansı değişir. Fizikte buna Doppler olayı adı verilir. Bir polis otomobili veya cankurtaranın caddeden geçerken çaldığı siren sesi taşıtın yaklaşıp uzaklaştığını bize belli eder. Bunu belli eden iki öğe vardır. Bunlardan biri, sesin yüksekliğidir, ses yakından gelivorsa yüksek olur. Ayrıca, sesin perdesi de onu belirleyen bir özelliktir. Taşıt size doğru geliyorsa, ses daha tizdir; taşıt geçip uzaklaştıkça sesin tizliği azalır. Üstümüzden geçen bir jet uçağının veya yakından geçen bir trenin sesinin meydana getirdiği Doppler olayı daha belirgindir. Hareketli cisimlerden gelen sesin frekansındaki değişrnevi 1842 yılında Christian Iohann Doppler bulmuştur. Bütün dalga hareketlerinde böyle bir değişme olur. Işık ve radyo dalgaları da böyledir. Devamını Oku »

Yazan leyl
Tarih: 11th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!
Pages: Geri 1 2 3 4 5 6 7 8 ...14 15 16 İleri