Dalgıçlık, insanın denizi ve deniz altındaki evre­ni doğrudan doğruya incelemesi için en önemli yoldur. Dalgıçlar su altında ne tür ve ne sayıda canlı olduğunu araştırırlar. Okyanus dibinde biri­ken tortunun katlarını incelerler. Batmış gemiler araf gemi tamiri. köprü yapımı ve boru döşeme­de yardımcı olurlar. Askeri dalgıçlar gemilerin önündeki engelleri temizler, düşman gemilerine tuzak kurarlar. Dalgıçlık ayrıca bir spor dalı da sayılabilir. Deniz kıyısında yaşayan insanlar yiyecek ve ken­dilerine yararlı malzeme bulabilmek için daima denizlerin dibini araştırmışlardır. Belgeler M.O. 4500 yılında Akdeniz’de dalgıçlık yapıldığını gös­termektedir. M.Ö 1300 yılında, deniz içinde da­ha Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 6th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Deniz kıyısında sık sık görülebilen dalgalar, gece ve gündüz devamlı olarak kıyıya çarpar ve suları­nı havaya fırlatırlar. Çok uzaklardan gelen bu’ dalgalar çok kere kıyılara yosun ve çöp taşırlar .. Deniz suyunun üst kısımlarındaki su hareketin­den doğan bu dalgalara çok kere deniz yüzünü yalayarak geçen rüzgarlar yol açar. Suyun yüzü inişli çıkışlı bir şekilde görünür.
Küçük dalgalar havuzlarda incelenebilir. Havu­zun ortasına bir taş atılırsa, su yüzünde bir hare­ket meydana gelir. Bu hareket, taşın atıldığı nok­tadan başlayarak havuz kenarına doğru yayılan daire Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 6th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

insan vücudunun karın boşluğunda yer alan bir organdır. Dalak, vücudun bir hastalık veya kaza durumunda korunmasına yardımcı olur. Vücutta hastalıklara yol açan mikroplara karşı savunma işlevini yüklenmiş olan akyuvarların bir bölümü dalakta üretilir. Dalak ayrıca kan deposudur. Vü­cut kansız kaldığı zaman, dalakta depolanmış olan kan, kan dolaşımına geçer. Böylece kan do­laşımındaki kanın miktarı artmış olur.
Dalak. vücuda bir tehlike sırasında çok yararlı ol­duğu halde, yaşam için son derece gerekli degil­dir. Bu organ, bir kaza veya ameliyat sonucu çı­karılsa bile, insan yaşamaya devam eder. Bu du­rumda dalağın işlevlerini başka organlar yüklenir­ler. Vücutta tek bir dalak Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 6th Şubat 2009
Kategori: d
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!
  • Günde 1 elma çok hastalığa karşı vücudu korur.
  • elmanın kendisi,elma suyu tüketimine nazaran çok faydalıdır.
  • Kırmızı elmalar,sarı ya da yeşil elmalara göre daha fazla antioksidan (vücuttaki zehri atan) madde içerir.
  • Banyodan hemen sonra yüzünüzü soğuk suyla yıkamak cildinizin gerginleşmesini sağlar.
  • Soğanın içinde c vitamini bulunur,besleyici ve iştah açıcıdır.Soğan mikroplara karşı koyma gücünü artırdığından,bir memlekete gelenin önce biraz çiğ soğan yemesi sıhhati için iyidir.İdrar söktürür.İdrar tutukluluğu ve damar sertliğinde faydalıdır.Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur.Zihin yorgunluğunu giderir.Öksürük söktürür,bronşları temizler.Akciğer hastalıkları,astım nöbeti,grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.Kaynatılıp suyu içilirse bayanlarda genital bölgedeki iltihabı söker.
  • Göz altı morluklarınız ve gözaltı kararması için sallama yeşil çayı sıcak suda sallandırıp daha sonra çıkartın ve soğuduktan sonra 2 adet poşet çayını birini bir gözünüze diğerinide diğer gözünüzün üstüne kapatın ve 10 dk bekletin… Devamını Oku »
Yazan admin
Tarih: 4th Şubat 2009
Kategori: Diğer Konular
Yorumlar: 1 Yorum

Bir bardak suya bir kaşık şeker konulursa. şeker tanecikleri yavaş yavaş kaybolur ve berrak bir sıvı meydana gelir. Kimya biliminde bu çeşit sıvılara çözelti adı verilir.
içinde erimiş şeker bulunan suyun saf sudan fark­sız bir görünüşü vardır. Ama şekerli suyun tadına bakılınca. Şekerin varlığı belli olur.
Şeker bir katıdır. Onu meydana getiren molekül­ler birbirlerine sıkı bir şekilde kenetlenmişlerdir. Su ise bir sıvıdır. Suyu meydana getiren molekül­ler arasındaki bağ esnektir. Bir sıvıyı meydana ge­tiren moleküller birbirinin üzerinden kolayca ka­yabilir. Suya şeker koyunca, su molekülleri şeker tanecikleri arasından geçer ve bu tanecikleri birbirinden aynıdır. Su, ayrılmış taneciklerin çevre­sini zrrh gibi kaplar, tekrar birleşmelerini önler. Böylece şeker molekülleri hareketli bir hale gelir ve çözeltinin her yanına gitme olanağını bulur. Çözülen ve Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 4th Şubat 2009
Kategori:
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Yeryüzü karalarının yedide biri çöldür. Bütün çöllerin sıcak ve kumlu olması gerekmez. Ortak yanları bitkiler ve hayvanlar için gerekli çok az suya sahip olmalarıdır. Çöllerde yaşayan canIıla­rın kendilerine özgü yaşama biçimleri, az miktar­daki bu suyu en iyi şekilde kullanmaya uygundur.

Çöller üzerindeki gökyüzü bulutsuzdur. Gündüz ile gece arasında büyük sıcaklık farkı vardır. Büyük Sahra gibi bir çölde, öğle vakti hava sı­caklığı 38°C’a çıkabilir. Güneş battığı zaman top­rağın yansıttığı ısıyı tutacak bulut yoktur gökyü­zünde. Gece olunca hava sıcaklığı donma noktasına kadar düşebilir.

Çöllerde’ yağış miktarı azdır. Bir sağnak olduğu zaman da Güneş ve rüzgar suyu çabucak kurutur­lar, ya da bitkilerden önce toprak suyu emer. Dünyanın yağışı bololan ve üzerinde bitkiler ye­tişen yerlerinde bereketli topraklar oluşur. Kaya­lar rüzgar ve yağmurun etkisiyle aşırur. Ortaya Çı­kan tanecikler nehir yataklarına ve göl diplerine dolar. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 4th Şubat 2009
Kategori:
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!
Pages: Geri 1 2 3 ...8 9 10 11 12 13 14 15 16 İleri