Cebir matematik biliminin bir dalıdır. Aritmetiğe benzer. Ancak sayıların yanı sıra, sayıları simgeleyen harfler kullanır.
Sayıların yerine simge kullanılmasının bir nedeni, genellikle söz konusu sayının kaç olduğunun biIinmemesidir. Şu örneği alalım: Bir çocuk, fiyatı 5 lira olan bir şeyi alabilmek için 2 liraya daha ge­reksinme duyduğunu söylüyor. Bu cebirsel olarak, x+2=5 olarak gösterilir. Burada x çocukta olan parayı gösterir. Bu durumda x harfinin hangi sayıyı gösterdiği bulunabilir. Aşağıda bunun yol­ları üzerinde duracağız.
Cebir bir tür kısaltma olarak değerlendirilebilir. Toplama ve çıkarma işlemleri için aritmetikteki + ve – işaretleri kullanılır. Aritmetikte çarpma işareti olarak x kullanılır. Cebirde ise x genellikle bilinmeyen sayıları gösterdiğinden çarpma işareti olarak kullanılmaz. Cebirde iki sayının çarpılaca­ğını göstermek için bu iki sayı, aralarında hiç bir işaret olmaksızın yan yana yazılır. Örneğin 2x,2 sayısı ile x/in yerini tuttuğu sayının’ çarpılacağını gösterir. Aynı biçimde, ab,a’nın yerini tuttuğu sa­yı ile b’nin yerini tuttuğu sayının çarpılması ge­rektiği anlamına gelir. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori:
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Cam

Camla akide şekerinin ortak yanları olduğunu hiç düşünmemişsinizdir. Nasıl olur da sert, kırılabilir ve saydam bir madde lezzetli bir şekere benzer? Gerçekten de dış görünüşleri oldukça değişiktir. Benzerlikleri iç yapılarındadır.
Evde akide şekeri yapabilirsiniz. Bunun için şeker pekmezini 120°’-160°C’a kadar kaynatmak ve soğumaya bırakmak yeter. Şeker soğudukça koyulaşır. iyice soğuduğunda oldukça sertleşmiştir. Şeker pekmezi, başka maddelerle karışık şeker moleküllerinden oluşmuştur. Pekmez sıvı haldeyken molekülleri dağınık durumdadır. Belli bir düzende birbirlerine bağıl değildir. Moleküller birbirleri üzerinde hareket ederken pekmez akıcıdır.
Pekmez soğuyup katılaştığında moleküller daha sıkılaşmıştır. Akide şekeri serttir ve biçimini korur. Çünkü moleküller birbirleri üzerinden kolayca kayamaz. Bununla birlikte, akidenin molekülleri hala düzensizdir. Belirli bir kalıpta bağlı olan şeker moleküllerinden oldukça değişiktir. Cam molekülleri de düzensiz bir durumdadır. Akide şekeri gibi, cam da, şekilsiz (amorf) katı diye adlandırılır. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori:
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Çocukluk bir büyüme dönemidir. Bu dönem sıra­sında insanların ağırlıkları yirmi kat kadar artar ve insan büyümüş olur. Ama büyümüş durumda olan şeyler de büyür. Örneğin tırnaklar ve saçlar durmadan büyür. Aynı nedenle erkeklerin çoğu her sabah tıraş olur.
gerek büyüme halinde, gerekse büyümüş durum­da olan canlılarda. tek tek hücreler sürekli olarak büyümekte, ölmekte yenileri meydana gelmekte­dir. Tüm canlının büyümesi, bu tek tek hücrele­rin doğmaları ve ölmeleri sonucudur.
Büyüyen çocukta yeni hücrelerin oluşma hızı, yaşlı hücrelerin ölme hızından fazladır. Sözgeli­mi, gelişen bir çocuğun vücudunun yüzeyi hızla artar. Derideki her hücre, başlangıç hücresinden daha küçük, birbirinin aynı iki hücreye bölünür. Bu yeni hücreler de bölünmeye, dört hücre haline gelecek duruma hazır oluncaya kadar büyü­meye devam ederler. Erginlerde yeni hücreler, derinin üst tabakasının alt yanında oluşur. Bunlar ancak, derinin dış yüzünde yitirilmekte olan hüc­releri karşılamaya yeterler. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori: b
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

İsviçre ile İtalya arasındaki Alp vadileri üzerinde deniz düzeyinden dört km. yükseklikte, ünlü Matterhorn dağı yükselir. Göğü delen sivri tepesi ile doyumsuz bir görünümü olan bu dağın bir za­manlar iki yamacından akan ve buzul denen bü­yük buz ırmakları tarafından oyulup biçimlendirildiğine inanmak zordur.
Buzullar, vadiler gibi kalın kar tabakalarının bi­riktiği yerlerde oluşur. Bu kar tabakalarının taba­nında basınç çok yüksektir. Buz kristalleri sıkışa­rak yuvarlak ve sert buz tanecikleri meydana ge­tirir. Eğer tabaka daha da kalınlaşırsa basınç arta­cağından buz tanecikleri bir buz kitlesi halinde sıkışırlar. Böylece, kar yüklü bir. buz tabakası olan buzul meydana gelir. Buzulun tabanındaki basınç çok yüksekse bura­daki buz, sıcaklık suyun erime noktasından dü­şük bile olsa erir. Eğimli yerlerde buzul bu ince su tabakası üzerinde kaymaya başlar. Böylece buz ve kar kitlesi çok yavaş ilerleyen bir ırmak niteliği kazanır. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori: b
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

Buz

1928 yılının 6 Temmuz günü, Nebraska’nın Potter kentinde yaşayanlar beklenmedik bir olayla kar­şılaştılar. Mevsim yaz olduğu halde büyük bir fırtına çıktı. Tenis topundan daha iri dolu yağdı. Dolu tanelerinin ağırlığı 680 grama ulaşıyordu. Dolu, suyun soğumasıyla oluşan katı bir buz parçasıdır. Su donunca akışkanlığını yitirerek katı bir cisme dönüşür. Saf suyun donma noktası O°C’dir. Buz ısıtıldığı zaman yine aynı sıcaklıkta erir. Su­yun kabarcıklar biçiminde su buharına dönüştü­ğü kaynama noktası ise 100°C’dir.
Su 100°C’ta kaynar ve içinden kabarcıklar biçi­minde su buharı çıkar. Ancak suyun yüzeyi her sıcaklıkta su buharına dönüşebilir. Bu biçimde yeryüzünde her saniye 10000 litre su buharlaşa­rak atmosfere karışır. Suyun buharlaşması deniz­den, karadan, yapraklardan, hatta insan vücu­dundan olur. Su buhar i atmosferin her yanında bulunur. Hava soğuksa atmosferdeki su buharı yoğunlaşarak yeniden su biçimine, yani yağmura dönme eğilimi gösterir. Eğer hava çok soğuksa doğrudan doğruya kara dönüşürler.Atmosferin üst kısmında sıcaklık donma Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori: b
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!

insan burnu, fil hortumu kadar çeşitli işler yapa­maz. Suyu içine alamaz, üçüncü bir el işini göre­mez. Ama önemli yararları vardır. Soluduğumuz havayı temizler ve ısıtır. Ayrıca burun kokuları seçtiğimiz organdır.
insan burnunun kemik bölümü, kafatasının bir uzantısıdır. Oynak ucu ise, kıkırdak adı verilen sert, beyaz bir dokudan yapılmıştır. Kemik ve kkırdaktan yapılmış burun bölmesi (septurn) bur­nu iki burun boşluğuda ayırır. Burun boşlukları­nın alt tarafındaki delikler burun delikleridir( inostril)Burun boşluklarındaki kıllar buradan geçen havayı temizler. Burun bölmesinin büyük bölümü kalın bir zarla kaplıdır. Bu zar sümük (mukus) denen yapışkan bir sıvı salgılar. Sümük, soluduğumuz havanın içinde bulunan tanecikleri yakalar.
Bu zarın içinde birçok kan damarı vardır. Bu kan damarları, havayı burun deliklerinden burnun iç bölümüne çekilirken ısıtırlar. Bu damarlar çok kolaylıkla kanar. Burnunuza bir şey çarpar ya da çok hızlı sümkürürseniz burnunuz kanar. Devamını Oku »

Yazan admin
Tarih: 30th Ocak 2009
Kategori: b
Yorumlar: Henüz Yorum Yok!
Pages: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...18 19 20 İleri